İşte bu benim hayatımın şarkısı dediğiniz kaç parça var? Benim bir. Onu da 1978’de Sezen Aksu yazmış söylemiş. Şarkının adı “Gün gelir”. Diyor ki sözlerinde: “Gün gelir serseri ruhum elbet acının lezzetine de alışır mı alışır… Alt tarafı insanım işte! Aklım ara sıra olsa da karışır.”

Ne zaman bir hata yapsam bu sözler gelir aklıma. Kendimi hemen affederim. Derim ki: “Öncel, aptallık yapma hakkını kullandın.” Ve bu hak herkeste var.

Ama işte asıl mesele burada başlıyor: Hata yapmakla yanlış yapmak arasında bir fark var mı?

***

Hata dediğimiz şey çoğu zaman insan olmanın doğal sonucu.

Ruhen yorgunken atılan bir mesaj.

Eksik bilgiyle verilmiş bir karar.

Gururun iki santim fazla kabarması.

Hata, çoğu zaman niyetle değil, zaafla ilgilidir.

İnsan şaşar. İnsan yanılır. İnsan bazen kendine bile ters düşer.

***

Yanlış ise başka bir yerden doğar.

Yanlış, çoğu zaman bilerek yapılan tercihtir.

İç sesin “yapma” dediği yerde ısrar etmektir. Hata sürçmedir; yanlış yön seçmektir.

Hata refleks olabilir; yanlış çoğu zaman karardır.

Ben kendimi affederken hangi kategoriye giriyorum, asıl soru bu.

Çünkü şarkıdaki “alt tarafı insanım” cümlesi bir merhamet kapısı olduğu kadar, tehlikeli bir mazeret cümlesi de olabilir.

Eğer her bilinçli tercihi “insanlık hali” torbasına atarsak, kendimizi büyütmeyiz; sadece aklarız.

Oysa insan büyüyerek aklanır, bahaneyle değil.

***

Yıllar içinde şunu fark ettim: Hatalar öğretir, yanlışlar tekrar eder.

Hata yaptığında utanırsın.

Yanlış yaptığında savunursun.

Hata vicdanı sızlatır.

Yanlış egoyu ayağa kaldırır.

Ve insan en çok, yanlışını hata sanarak kendini affettiğinde çürür.

Belki de Sezen’in o cümlesi tam burada kıymetli: “Aklım ara sıra olsa da karışır.”

Karışır.

Yani berrak değiliz.

Yani kusursuz değiliz.

Yani bazen kendimizi kandırmaya meyilliyiz.

Ama karışmak başka, bilerek bulandırmak başka.

***

Ben artık kendime şöyle diyorum:

“Öncel, hata yapma hakkın var. Ama yanlışı sürdürme hakkın yok.”

Çünkü hata insani.

Yanlış ısrarı, karakter meselesi.

Hayat dediğimiz şey biraz da şu değil mi zaten?

Aynı şarkıyı yıllar sonra yeniden dinlediğinde başka yerden vurması. Gençken kendini affetmek için ezberlediğin sözlerin, olgunlukta sana hesap sorması.

Belki de büyümek şu:

Kendini affedebilmek ile kendine dürüst olabilmek arasındaki o ince çizgiyi öğrenmek.

Gün gelir serseri ruhumuz acının lezzetine alışır, evet.

Ama umarım gün gelmeden, hatayla yanlışı ayırmayı da öğreniriz.

Alt tarafı insanız işte.

Ama biraz da karakteriz.