Tarih, ilk kez bir siyasetçiyi partisine ihanet eden genel başkan olarak yazıyor… Böyle hatırlanmanın utancı bile yeter!..

Mayıs 2023 tarihinde yapılan son cumhurbaşkanlığı seçiminde kendisini aday yapmak için gerekli alt yapıyı hazırlayan Kılıçdaroğlu, seçim kampanyasını ‘Ben Kemal, geliyorum’ söylemine oturtmuştu. Oysa onun adaylığıyla seçim kazanmanın olası olmadığını gören görüyordu!.. Nitekim, gelmedi/gelemedi ama bu adaylık sayesinde Erdoğan, tekrar Cumhurbaşkanı oldu…

Sonrasında CHP ‘artık yeter bu oyuna son vermek lazım’ diyerek 13 kez seçim kaybeden genel başkanı Kurultay’da değiştirdi, Özgür Özel başkanlığında yeni yönetim hemen bir sene sonra yapılan yerel seçimlerde 47 yıl aradan sonra birinci parti oldu, büyükşehirler başta, ülkenin büyük kısmında yerel yönetimleri almayı başardı.

Zurnanın ‘zırt’ dediği yer burasıydı, çünkü Erdoğan’ın dizayn ettiği iktidar-muhalefet ilişkisi ve seçim kurgusu böyle değildi.

Sonrasında heybeden turplar peş peşe çıktı… CHP’yi kuşatma, yerel yönetimleri iş yapamaz hale getirme adımları atılmaya başlandı. İmamoğlu başta onlarca belediye başkanı ve bürokrat uydurma iddialarla zindanlara atıldı. En büyük aparat elbette saray yargısı oldu. Yüksek Seçim Kurulu kararları hiçe sayıldı, bu arada yapılan yasal hukuki kurultaylar yok sayıldı ve YSK’nın altındaki mahkemeler sayesinde ‘mutlak butlan’ kararı çıkartıldı. En büyük turp meğer Kılıçdaroğlu imiş, iktidar hesaplarını onun üzerine kurmuş.

Bu süre içinde sessiz sedasız bekleyen Kılıçdaroğlu, bu karar öncesi bir video yayınladı ve mealen şu mesajı verdi; ‘Ben Kemal geliyorum’... Yani mahkeme kararı çoktan kendisine söylenmişti. Şimdi, iktidar yargısı sayesinde ‘ben Kemal, geliyorum’ diyor ve mahkeme eliyle kendisine sunulan genel başkanlığı kabul edebiliyor!.. Türkiye, böyle bir siyasetçi görmedi.

Seçimlerle hiçbir makama gelemezken, iktidar yargısı eliyle parti tabanı, CHP seçmeninin büyük tepkisine rağmen kaybettiği CHP genel başkanlığına gelmeyi içine sindirebiliyor.

Ülke ve parti kaos ortamına sürüklenmiş, ekonomi dibe vurmuş, demokrasi darmadağın olmuş kimin umurunda?

Her şey mevcut iktidarı yerinde tutmak, Erdoğan bir dönem daha Cumhurbaşkanı olsun diye yapılıyor. Olan açlık sınırının altında yaşayan, işi olmayan, çocuğunu doyurup harçlık veremeyen, tarlasını ekemeyen, işini çeviremeyen küçük esnafa… Kısacası vatandaşa oluyor ama ne gam.. Maksat koltuklar korunsun, seçimle kaybedilen koltuklar saray yargısı eliyle verilsin.

CHP’de ve ülkede kaos yaratmayı bir kez daha başaran iktidar ve kullanışlı aparatı Kılıçdaroğlu’nun hamlesi elbet bir gün halkın oylarıyla gereken dersi alacak. Bekleyip göreceğiz.