Kadını dört duvar arasına sıkıştırıp, karılık / analık misyonuyla sınırlamaya çalışan gerici zihniyete inat, kadınların her alanda etkin, başarılı ve söz sahibi olmasını hep savundum, destekledim. Özellikle siyasette kadınların ağırlıklı temsilini önemsedim. Zaten üzerine kirlilik ve kaypaklık yaftası yapışmış olan siyaset kurumunu, Tansu Çiller gibi çok olumsuz örnekler görmemize rağmen, mert, dik duruşlu, omurgalı kadınların temizleyeceğine inandım…
Aslına bakarsanız siyaset arenasında böyle kadınlar tanıdım, geçmişten ilk aklıma gelenler Birgen Keleş, Önay Alpago, Türkan Akyol gibi… Günümüzde de Sera Kadıgil gibi kadınların yüz akı örnekleri de var ama sayıları o kadar az ki!... Çünkü erkek egemen bir arenada kadının başarısı daha çok çalışmayı, şaibesiz ve temiz kalmayı gerektiriyor.
Ne yazık ki, şu günlerde kadınlar adına utanç dolu günler yaşıyoruz. Siyasete girdikleri ve defalarca milletvekili, ardından belediye başkanı oldukları CHP’ye ‘attıkları kazık’ bir yana, iktidara gidişleri de onursuzca oldu. Kaçarak, telefonlara yanıt vermeyerek kendilerini siyaseten var eden partinin yönetimine bir açıklama bile yapma gereği duymadan ‘tüydüler’...
Aydınlı ‘topuksuz’ CHP ye oy veren binlerce seçmene ihanet edip kendisini iktidar partisine attı, günü kurtardı, kocasının işlerini yoluna soktu. Ama son tahlilde kaybeden kendisi ve yeni partisi oldu, Aydın’da AKP oylarını düşürmeyi başardı!...
Son bomba Afyon’dan geldi. Yine kocasının işleri dendi!.. Ekranlarda iktidar partisine demediğini, parti değiştirenlere verip veriştirdiği, ‘fırıldak’ dediği konuşmaları dönüyor, nasıl bir omurga böyle dönüşü kaldırabilir?
Biz ‘Kadınlar siyasetin güzel ve temiz yüzü olsun’ dedikçe böyle yüz karası utanç verici örneklerle nasıl olacak, ‘döneklikte erkeklere taş çıkardılar’ diyenlere ne yanıt vereceğiz?
Biz siyasetteki ‘kirliliği’ konuşurken iktidar partisinin esasen transfer yaptıkları illerde partinin oyunu artırmadığı da ortadayken bu operasyonlar neden yapılıyor diye düşünülebilir. Bence tamamen algı çalışması olduğunu söylemek mümkün. Halen büyük bir orana sahip kararsız oylar üzerinde ‘bakın biz güçlüyüz, o nedenle bize geliyorlar’ algısını oluşturmak.
CHP üzerindeki baskı ve kuşatma tüm kirliliği ile yürüyor, artarak sürecek, buradan da muhalefet partisi üzerinde ‘şaibe’ algısı oluşturmak amaçlanıyor.
Tamamen belden aşağı, hiçbir etik kavramın gözetilmediği; devlet ve yargı gücüyle dizayn etmeye çalıştıkları bir operasyonel süreç sonunda erken hatta baskın seçime gitmeyi hedefliyor iktidar.