Dijital platform Amazon ve Kanal D’de yayınlanan The Traitors, diğer yanda bizim klasik reflekslerimiz…

Yarışmanın mantığı basit: Masumlar, içlerindeki hainleri bulmaya çalışıyor.

Hainler de masumları bir bir “indirmenin” peşinde.

Yani modern çağın satranç tahtası: piyonlar, vezirler, bir de sinsice gülümseyen şahlar.

***

Ama gel gör ki gerçek hayatta durum biraz farklı.

Bizde hainler öyle pelerin takıp gece gizli toplantılar yapmıyor.

Gayet gündüz gözüyle, hatta çoğu zaman prime time’da dolaşıyorlar.

Öyle “kim hain?” diye uzun uzun düşünmeye de gerek yok. Bizim versiyon biraz daha pratik:

Hainler belli, masumlar belirsiz.

***

Yarışmada insanlar birbirine şüpheyle bakıyor.

Bizde ise insanlar birbirine bakıp “Acaba bu da mı?” diye değil, direkt “Kesin bu da!” diye başlıyor.

Bizde güven duygusu, eski bir yazlık aşk gibi: bir vardı, bir yok oldu.

Biricik yeğenim Emir Elidemir’in de içinde olduğu bu oyunu izlerken insan ister istemez düşünüyor:

Acaba biz hayat boyu bir “traitors” sezonunda mı yaşıyoruz?

***

Ama arada kritik bir fark var:

Onlar oyunu kazanmak için hainlik yapıyor.

Bizde bazıları hayat tarzı olarak seçmiş.

Yarışmada masumlar kaçmaya çalışıyor. Strateji kuruyor, ittifak yapıyor, ipuçlarını topluyor.

Bizde masumlar… nasıl desem…

Biraz kaderci.

“Ben zaten masumum, bana bir şey olmaz” diye dolaşan bir kitle var. Sanki evrende bir “Masum Koruma Derneği” var ve üyelikleri otomatik yenileniyor.

Oysa hayat dediğin şey çoğu zaman şöyle çalışıyor:

Masumsan… daha dikkatli olman gerekiyor. Çünkü avcılar genelde en sakin duran hedefi seçer.

***

Yarışmanın en çok izlenenler listesinde birinci sıraya çıkması boşuna değil. Çünkü çoğumuzun içinde hainler tarafından avlanan bir masum var.

Kim kimin arkasından iş çeviriyor, kim kimi sattı, kim masum numarası yapıyor…

Artık çok belli…

Keklik gibi avlanıyoruz.

Ve belki de en acı ama en komik gerçek şu:

Yarışmada hainler saklanıyor, bizde masumlar.

Belki de mesele şu soruda gizli:

Biz gerçekten hainleri mi arıyoruz, yoksa içten içe onların varlığına alıştık mı?

Çünkü bir toplumda hainlik sürpriz olmaktan çıkıp rutin hâline gelmişse…

Artık oyun başlamış demektir.

Ama kimse kuralları açıklamamıştır.

Ve biz…

Masumlar olarak hâlâ “bu bir yarışma mıydı?” diye sorarken,

birileri çoktan ödülü alıp gitmiştir.