Türkiye Süper Ligi bir sezonu daha geride bıraktı. Şampiyonluklar kutlandı, küme düşenler üzüldü, ekranlar kapanmaya başladı. Ama geriye futbol adına herkesin kendi içinde sorduğu başka bir soru kaldı: İçimize sindi mi?
Futbol sadece skor değildir.
Futbol aynı zamanda duygudur, güven duygusu.
Taraftar bazen takımının kaybetmesini kabul eder.
Ama adalet duygusunun zedelenmesini kolay kolay unutmaz.
Özellikle ligin son haftalarına yaklaşırken oynanan bazı karşılaşmalar, futbol kamuoyunda büyük soru işaretleri bıraktı.
Bir hafta önce oynanan Trabzonspor – Gençlerbirliği kupa yarı finalinde, Gençlerbirliği’nin yarı final gibi kritik bir maça genç ve tecrübesiz ağırlıklı bir kadroyla çıkması uzun süre tartışıldı.
Ardından sadece günler sonra Trabzon’da oynanan lig maçında aynı Gençlerbirliği takımının 3-0 gibi net bir skorla galip gelmesi, birçok Trabzonsporlu taraftarın içinde rahatsızlık yarattı.
Belki futbolun içinde her sonucun sportif bir açıklaması vardır.
Ancak tribünlerde, kahvehanelerde ve ekran başında aynı cümleyi kuran insanların sayısı da az değildi:
“İnsan ister istemez sorguluyor…”
Benzer şekilde Kasımpaşa’nın sezonun şampiyonunu mağlup etmesi,
Galatasaray – Antalyaspor maçında skor 2-1 Antalyaspor lehineyken verilen penaltı kararı ve son haftalarda ortaya çıkan sıra dışı sonuçlar…
Tüm bunlar birleşince futbolseverlerin zihninde aynı soru büyümeye başladı:
İçimize sindi mi?
Antalyaspor, Karagümrük ve Kayserispor…
Sezon boyunca teknik direktör değişiklikleri, plansızlıklar, ekonomik baskılar ve yönetim krizleriyle mücadele ettiler.
Bugün küme düşmek sadece sportif başarısızlık değil; Türk futbolunun yapısal dağınıklığının da bir sonucu haline geldi.
Türk futbolunun bugün en büyük problemi kötü futbol değil, insanların futbola olan inancının yavaş yavaş aşınmasıdır.
Çünkü futbol yalnızca kurallarla ayakta kalmaz.
Güvenle ayakta kalır.
İnsanların aklında soru işareti bırakan bir düzen, zamanla oyunun heyecanını da tüketir.
Futbol hata oyunudur.
Hakem de hata yapar, oyuncu da.
Ama insanlar artık hatadan çok, duygularının yönetildiğini hissettiğinde problem başlar.
TV başındaki milyonlar bazen bir pozisyonu değil, futbolun samimiyetini tartışıyor.
Ve işte asıl tehlike burada başlıyor.
Çünkü futbolun en tehlikeli kaybı puan değil, güvendir.
Ve bu sezonun ardından birçok insanın aklında aynı soru kaldı:
İçimize sindi mi?