Dünya Kupası denildiğinde aklımıza yalnızca kupayı kaldıran takım gelmemeli. Dünya Kupası, sadece şampiyonun hikâyesi değildir. Bir çok heyecan yaşatır.
İlk kez bu heyecanı yaşayan bir çocuğun hayali, yıllardır bu günü bekleyen bir ülkenin gururu ve milyonlarca insanın ortak sevincidir.
İşte bu yüzden ben, Dünya Kupası'na daha fazla ülkenin katılmasını destekliyorum.
Adı üzerinde...
Dünya Kupası.
Dünyanın kupasıysa, dünyanın daha fazla ülkesine dokunmalıdır.
2026 Dünya Kupası'nda ilk kez finallere katılan Yeşil Burun Adaları, Özbekistan, Ürdün ve Curaçao gibi ülkeler bunun en güzel örnekleri oldu. O ülkelerde milyonlarca çocuk ilk kez kendi bayrağını Dünya Kupası sahnesinde görmenin gururunu yaşadı.
İşte futbolun gerçek gücü budur.
Sadece kazandırdığı kupalar değil, kurdurduğu hayallerdir.
48 takımlı formatın futbolun kalitesini düşüreceğini savunanlar var.
Ben ise tam tersini düşünüyorum.
Futbol ne kadar geniş coğrafyalara yayılırsa, o kadar büyür.
Daha fazla ülke Dünya Kupası hedefi için altyapısına yatırım yapar.
Daha fazla çocuk futbola yönelir.
Daha fazla antrenör yetişir.
Daha fazla stadyum yapılır.
Daha güçlü futbol ekonomileri oluşur.
Ve en önemlisi...
Dünya Kupası'nı düzenlemek isteyen ülkeler de daha modern tesisler, daha güçlü organizasyonlar ve daha yüksek standartlar oluşturmak için birbirleriyle yarışır.
Bunun kazananı sadece FIFA değil...
Futbol olur.
Bugün bile 48 takımlı Dünya Kupası'nda İtalya, Romanya, Finlandiya, İrlanda Cumhuriyeti, Bulgaristan, Gürcistan ve Nijerya gibi futbol kültürü güçlü ülkeleri izleyemedik.
Düşünün...
Gianluigi Donnarumma, Nicolò Barella, Sandro Tonali, Victor Osimhen, Ademola Lookman, Khvicha Kvaratskhelia, Giorgi Mamardashvili ve daha birçok önemli yıldız bu büyük sahnede yer alamadı.
Demek ki mesele takım sayısının fazlalığı değil.
Futbol artık her kıtada gelişiyor.
Rekabet her geçen gün daha da büyüyor.
Belki de gelecekte Dünya Kupası'nın daha fazla ülkeye kapılarını açması, futbolun gelişimine katkı sağlayacak yeni bir adım olacaktır.
Çünkü futbol, birkaç ülkenin tekelinde kalacak kadar küçük bir oyun değildir.
O, dünyanın ortak dilidir.
Ortak sevincidir.
Ortak hayalidir.
Son söz...
Dünya Kupası'nı büyütmek, kupanın değerini azaltmak değildir.
Tam tersine...
Daha fazla bayrağın dalgalanmasına,
Daha fazla milli marşın söylenmesine,
Daha fazla çocuğun hayal kurmasına,
Daha fazla ülkenin futbola yatırım yapmasına fırsat vermektir.
Bence Dünya Kupası'nın gerçek ruhu da tam olarak budur.
Çünkü futbol ne kadar çok insana dokunursa, o kadar güzelleşir.
Ve unutmayalım...
Futbol birkaç ülkenin değil, bütün dünyanın oyunudur. Bu bayramı dünyaya yaymalıyız...