Bir Zamanlar "Kesin Futbolcu Olur" Dediklerimize Ne Oldu? Futbol oynadığımız yıllarda hepimizin hafızasında yer eden bazı oyuncular vardır. Kendi takımımızda ya da rakip takımda izlediğimiz, top ayağına geldiğinde farklı olduğunu hissettiğimiz çocuklar...
Onları izlerken aynı cümleyi kurardık:
"Bu çocuk kesin futbolcu olur."
Aradan yıllar geçer...
Bir bakarsınız o çocuk ortalarda yoktur.
Daha da ilginci, sadece mahalle arasında ya da altyapılarda dikkat çeken çocuklardan bahsetmiyorum. Küçük yaş milli takımlarında forma giymiş, uluslararası turnuvalarda ülkesini temsil etmiş, geleceğin yıldızı olarak gösterilen birçok oyuncunun da profesyonel futbolun içinde kalamadığını görüyoruz.
Düşünün...
Henüz 15-16 yaşında ay-yıldızlı formayı giymiş bir genç, birkaç yıl sonra profesyonel liglerde kendine yer bulamadan futbol sahnesinden çekilebiliyor.
Peki neden?
Bir oyuncu bu kadar öne çıkmışken, bu kadar dikkat çekmişken, bu kadar yatırım yapılmışken nasıl oluyor da kaybolup gidiyor?
Yıllardır futbolun içinde olan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Kaybolan çocukların büyük bölümü yeteneksiz oldukları için değil, doğru yönlendirilemedikleri için kayboluyor.
Ve ne yazık ki bu hikâyelerin çoğunda başrolde yetişkinler bulunuyor.
Hayallerini çocuklarının omuzlarına yükleyen veliler...
Kazanmayı, oyuncu geliştirmekten daha önemli gören antrenörler...
Henüz yolun başındaki çocukları yıldız ilan eden çevreler...
Sabırsız kulüp yapıları...
Futboldan önce transferi konuşan insanlar...
Ve bazen de hayatın acı gerçekleri...
Çünkü bazı çocuklar, rakipleriyle değil yoksullukla mücadele ediyor.
Bazıları antrenmandan sonra evine dönüp dinlenirken, bazıları ailesine destek olabilmek için çalışmak zorunda kalıyor.
Bazıları gelişimini destekleyecek imkânlara sahip olurken, bazıları temel ihtiyaçlarını karşılayabilmenin mücadelesini veriyor.
İşte bu yüzden futbolda fırsat eşitliğinden söz etmeden, kaybolan yetenekleri anlamamız mümkün değil.
Bugün profesyonel liglerde oynayan futbolcuları alkışlıyoruz.
Haklı olarak onların başarı hikâyelerini konuşuyoruz.
Ama konuşulmayan başka hikâyeler de var.
Belki profesyonel olabilecek yüzlerce çocuk, futbolu sevmediği için değil; doğru desteği göremediği, doğru insanlarla karşılaşamadığı ya da hayat ona yeterince fırsat vermediği için sessizce aramızdan ayrıldı.
Belki de yıllar önce kenarda oturup hayranlıkla izlediğimiz o çocuk, yeteneğini kaybetmedi.
Sadece yolunu kaybetti.
Bu yüzden kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Gerçekten kaç çocuk yeteneksiz olduğu için futbolu bıraktı?
Kaç çocuk ise yetişkinlerin hataları, sistemin eksikleri ve hayatın zorlukları nedeniyle oyundan koptu?
Belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz.
"O çocuk neden futbolcu olamadı?" yerine;
"Biz o çocuğun futbolcu olabilmesi için ne yaptık?" diye sormalıyız.
Çünkü Türk futbolunun kaybettiği birçok yetenek, rakiplerine yenilmedi.
Onlar; ihmale, sabırsızlığa, yanlış yönlendirmelere ve bazen de hayatın ağır şartlarına yenildi.
Aile olarak herşeyi doğru yapsan da çocuk futbolcu olamıyor ama onun en azından bir garantisi var, doğru insan oluyorlar, ideal bir eğitim alıyorlar ve en güzeli onlarda çocuklarına kendi ailesinden aldıkları ile iletişim kuruyorlar.
Her ailede iyi ve mükemmel sporcular olmayabilir bu normal ama , şefkatli merhametli çocuklara hiç kimse hayır demez.