Eleştirmeden önce anlamak, yargılamadan önce emeği görmek için...
A Milli Takımımız 24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası sahnesinde.
Aslında bu cümle tek başına bile büyük bir başarı hikâyesini anlatmaya yetiyor. Ancak ne yazık ki ülkemizde bazı başarılar önce takdir edilmek yerine hemen eleştirilmeye başlanıyor.
O halde Dünya Kupası'nı izlemeye başlamadan önce küçük bir "Milli Takımı İzleme Kılavuzu" hazırlayalım.
İlk madde:
Maç saatlerine dikkat edin.
Bizlerin sabah alarmını birkaç kez ertelediği, gözlerini açmakta zorlandığı saatlerde Milli Takım sahaya çıkacak. Birçoğumuzun bırakın yüksek performans göstermeyi, yataktan kalkmakta zorlandığı saatlerde futbolcularımız dünyanın en büyük organizasyonlarından birinde mücadele verecek.
İnsan vücudunun biyolojik bir saati vardır. Uyku düzeni, beslenme saatleri ve günlük ritim performansı performansı doğrudan etkiler. Kıtalar arası yolculuklar, saat farkları ve jetlag etkisi ise bu durumu daha da zorlaştırır. Dünyanın en büyük spor organizasyonlarında teknik ekiplerin günlerce üzerinde çalıştığı konuların başında bu uyum süreci gelir.
İkinci madde:
İklim şartlarını unutmayın.
Televizyon ekranında hissedilmeyen sıcaklık ve nem, sahada koşan oyuncular için bambaşka bir gerçekliktir. Aşırı sıcak hava, yüksek nem oranı ve alışılmadık iklim koşulları dünyanın en büyük yıldızlarını bile zorlayabilir.
Üçüncü madde:
Sezon yorgunluğunu hesaba katın.
Milli formayı giyen oyuncularımızın büyük bölümü uzun ve yorucu bir sezonun ardından sahaya çıkıyor. Kimi sakatlıklarla mücadele etti, kimi yoğun maç trafiği yaşadı. Futbolcular robot değil; fiziksel ve zihinsel yorgunluk performansın doğal bir parçasıdır.
Dördüncü madde:
Hafızanızı kaybetmeyin.
Bugün bazı oyuncuların performansını eleştirebilirsiniz. Bu futbolun doğasında vardır. Ancak dün bu takımı Dünya Kupası'na taşıyan isimleri bir maç sonunda değersizleştirmeye çalışmak ne adildir ne de vicdanlıdır.
Özellikle Kerem gibi oyuncuların bu yolculuktaki emeklerini görmezden gelmek futbol hafızasının ne kadar kısa olduğunu gösterir. Bu takımın bugün burada olmasında pay sahibi olan herkese önce hakkını teslim etmek gerekir.
Beşinci madde:
Eleştiri ile yıkıcılığı birbirine karıştırmayın.
Futbol eleştirisiz olmaz.
Ancak son yıllarda bazı yorumların amacı futbolu geliştirmekten çok dikkat çekmek gibi görünüyor. Birkaç beğeni almak, sosyal medyada gündem olmak veya ekranlarda daha fazla konuşulmak adına yapılan ölçüsüz eleştiriler ne Milli Takım'a ne de Türk futboluna katkı sağlıyor.
Gerçek futbol insanları eksikleri konuşurken başarıları da teslim eder. Hataları söylerken emeği de alkışlar.
Son madde ise en önemlisi:
Bu takım hepimizin takımı.
Eksikleri olacak, yanlışları olacak, zaman zaman kötü oynayacak. Ama 24 yıl sonra Dünya Kupası sahnesine dönmeyi başaran bu kadro öncelikle saygıyı hak ediyor.
Eleştirelim...
Ama önce şartları anlayalım.
Yorum yapalım...
Ama önce emeği görelim.
Çünkü adil değerlendirme sadece skora bakmak değildir.
Adil değerlendirme, oyunun hikâyesini de görebilmektir.
Ve bazen o hikâyenin içinde; binlerce kilometrelik yolculuklar, saat farkları, kavurucu sıcaklar, büyük fedakârlıklar ve milyonların hayalini taşıyan bir Milli Takım vardır.
Ve son bir not...
Şimdi eleştiri sırası değil, destek sırası.
Bugüne kadar yapılanları beğenmeyenler, bu takımın bu noktaya nasıl geldiğini görmezden gelenler, yıllardır verilen emeği yok sayanlar önce dönüp şu soruyu kendilerine sormalıdır:
24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası sahnesine çıkmayı başaran bu Milli Takım buraya nasıl geldi?
Eğer bu sorunun cevabını merak etmiyorlarsa, verilen emeği anlamaya niyetleri yoksa, sırf eleştirmek için eleştireceklerse; sabaha karşı oynanacak maçlar için uykularını bölmelerine de gerek yok.
Yataklarında rahatça kalabilirler.
Çünkü bugün ihtiyacımız olan şey, her fırsatta kusur arayanlar değil; Ay-Yıldızlı formanın arkasında durabilenlerdir.
Eksikleri sonra konuşuruz.
Hataları sonra değerlendiririz.
Bugün aynı heyecanda, aynı umutla ve aynı inançla Milli Takımımızın yanında olma günüdür.
Çünkü Dünya Kupası'nda mücadele eden takım sadece futbolculardan oluşmaz.
Orada, sahada biraz da bir ülkenin hayalleri koşar.
Ve o hayaller, destek gördüğünde büyür.
Bugün omuz verme günü.
Bugün birlik olma günü.
Bugün, Ay-Yıldız'ın yanında durma günü.
Haydi çocuklar...
Türkiye sizinle gurur duyuyor.