Türkiye’de partilerin yönetiminde genel başkanlar neredeyse tek karar vericidir. Genel başkandan habersiz genel başkanlığa yürüyenlerin veya çalışmalarıyla kamuoyundan büyük destek alan siyasetçilerin genel başkanlık için adı geçtiği anda parti içinde geleceği sona erer.
Bir sonraki seçimde siyasi hayatları sonlanabilir. Bu nedenle bir başka partiye geçiş araştırılır. Eğer siyasetçi kendisini çok güçlü görüyorsa yeni partiye yönelir. Partisinde genel başkanlık yarışında kendisine şans tanınmayanlar da yeni parti arayışına girer.
Yeni bir parti arayışının bir nedeni de ideolojik farklılığın parti yönetimince kabul edilmemesidir,
Özgür Özel geçtiğimiz günlerde şöyle dedi: “O zaman da anlatmıştım, bir hazırda parti lazım, baskın seçim olursa seçime girmek için. Görüşmeler falan yapıldı, o konudaki hazırlıklar yapılıyor. Bu konudaki hazırlıklar yapılıyor. Yani tüzük yazılıyor, program yazılıyor, kurucular kuruluna karar veriliyor, birtakım hazırlıklar falan yapılıyor. Temmuz ayının bitimi, ağustos ayının başlangıcıyla birlikte bu konuda resmi adımlar atılır."
Görünen o ki, yeni parti kuruluşu için sistemli bir çalışma yapılmış. En son 21 Temmuz’da Özgür Özel “CHP grup toplantı salonunda” yeni parti kuracaklarını açıkladı.
Özel’in duygulu, dikkatli ve etkili konuşmasında önemli mesajlar vardı: “Bugün Cumhuriyet Halk Partisinin grup kürsüsüne veda ederken, ana muhalefet partisinin grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz.” sözü çılgınca alkışlandı.
CHP grup kürsüsüne veda etmek bir incelik. Ana muhalefet partisi kürsüsünü bırakmıyoruz ne demek acaba? CHP’nin milletvekili sayısından fazla bir parti grubu kurulursa, ana muhalefet grubu oluşmuş olur. Peki milletvekillerini nereden alabilirler? Tabii ki CHP’den. Bu da CHP’yi bölmek demek değil mi? Evet, Özgür Özel’in yaratmak istediği sonuç budur. Tabii ki iktidar hedefi olan bir partinin ana muhalefet partisi haline gelmesi, iktidar yolunda kendilerine büyük avantaj sağlayabilir.
Özgür Özel konuşmasında CHP’yi çağrıştıran bir ifadeyi dile getirdi: “Sosyal demokratız altı oka sonuna kadar bağlıyız” dedi ve ekledi: “Tüm demokratları Türkiye ittifakında kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum. Bu davetin sahibiyiz.”
Altı ok CHP’nin, Türkiye ittifakı da millet ittifakında ve yerel seçimde CHP’nin izlediği bir yaklaşım. Yeni partinin CHP’den farkı ne olacak, vatandaşın bunu bilmeye hakkı var. Yeni parti kurulunca bu konuya açıklık getirileceğini umut ediyorum.
CHP sözcüsü Müslim Sarı Özel’in veda konuşmasına yanıt verdi. Bu yanıta burada değinmeyeceğim. Dileğim yeni partinin Özgür Özel’in genel başkanlığında Erdoğan “rejimini” sandıkta değiştirecek bir çabanın içinde olmasıdır.
Yineleyeyim: CHP Türkiye’nin kurucu partisidir ve devletimizin temel çizgisini korumasına katkı yapan bir partidir. Orta Doğu’da halkımızın refahı ve ülkemizim bütünlüğünün korunması için ilk seçimde sosyal demokratların ve tüm demokratların iktidar olması için birlik ve beraberlik şarttır. Zira bu dönemde DEM İmralı Heyetinin 50 bin kişinin katilini ziyaretiyle başlayan, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un sürdürdüğü parti ziyaretleri sonrasındaki açıklaması kapımıza gelen bir tehlikenin habercisidir. Buna şimdilik tepki gösteren tek kişi İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu oldu. Dervişoğlu “örgütün silah bırakmasının ön şart olduğunu” söyledi ama terörist başı Öcalan’a statü sağlanmasından sonra silah bırakacağı şartını kabul eden de Numan Kurtulmuş. Ortada büyük bir oyun var.
Yeni partiye başarılar dilemek yetmez, onları memlekete sahip çıkmaya davet etmeli. Yoksa onlar da oyunun bir parçası kabul edilir.