“Bir yol bulacağız. Ya da bir yol açacağız. Sizleri seviyorum. Bu yolda benimle misiniz? Yürümeye var musunuz? Yürüyelim arkadaşlar. Ya Ekrem ya da başkası. Ama bizden biri cumhurbaşkanı olacak…”
Benzer söylemlerden bir şey çıkar mı? Kimine göre çıkar, kimine göre çıkmaz…
Konuşmalarda “ideoloji” var mı? ‘Toprak işleyenin, su kullananın’ gibi?
Söylemlerde iktidar var. Bir de hain sloganı…
İdeolojinin olmadığı yerde CHP’lilerin olması doğaldır. Ancak ‘sokağın sesini dinle, sokak kazanır’ denirse o zaman CHP’lilerden çok “sokak eylemcileri” fazlalaşır. Bu da fikri olmayanlar ve fikri “aşırı” olanlardan oluşan bir topluluk demektir. Bu kişiler partiye girince partinin ideolojisi eğitimle verilmezse, bu topluluk resim indirir, duvarlara yazı yazar, yeni atanan parti kurullarını partiye sokmaz.
Mitinglerde CHP bayraklarından daha çok başka partilerin ve STK’ların bayrakları vardı. Tabii ki kendine çıkış yolu arayan örgütler, bir partinin şemsiyesine gereksinme duyar. Tüm partilerin altında bu tür örgütler vardır. Önemli olan partinin ana gövdesinin bu örgütlerin etkisi altında kalmamasıdır. Kalırsa be olur? Partililer eylemlere katılmakta çekimser kalabilir.
İktidara yürüyoruz… Kimlerle? Partinin programını yapar gibi görünüp gerçekçi olmayan önerilerle. Örneğin, NATO zirvesinin Ankara’da toplanması sırasında, NATO’yu bırak, TRÇ’ye katıl önerisini yapmak ne kadar gerçekçi? TRÇ tanımı Türkiye – Rusya – Çin topluluğu demek. Bu öneriyi yapana sadece saygılarımızı sunar, başarılar dileriz. İşin ilginç yanı daha öndeki iptal edilen kurultayda “liderin listesinde” olmasına karşın parti meclisine seçilemeyen kişiyi, genel başkan olan lider genel başkan yardımcısı yaparsa, Avrupa’ya giderken yanında taşırsa, o kişi ne söylediğini bilmemeyi sürdürür.
Büyük mitinglerin yerine küçük bir grupla esnaf, kahve, çiftçi, Pazar ziyaretleri destekleyen kanallarla muhalif kesimlere iyi mesaj veriyor. Bu yöntemin çok etkili olduğu kesin. Ancak ortada konuşan bir kişi var. Kamuoyunda bir kişi öne çıkarılıyor. Her ne kadar İmamoğlu hemen her konuşmada anılsa da onun yıldızı maalesef eskisi gibi parlatılamıyor.
Görünen o ki CHP’li belediyelere yönelik davalar sürecek. Bir süre sonra birkaç kişi adli kontrol ile eve gönderilecek. İmamoğlu’na açılan davalara yenileri eklenecek. Özgür Özel ekibi İmamoğlu’nun serbest bırakılmayacağının ve diploma iptalinin uzun süre geri çevrilmeyeceğinin farkında. Özgür Özel bu nedenle “Ya Ekrem ya da başkası. Ama bizden biri cumhurbaşkanı olacak” diyor.
Mansur Yavaş da iktidarın merceğine doğru ilerliyor. İmamoğlu da onun başkan adaylığına muhtemelen karşı. Daha önce üçü bir arada iken Özgür Özel, ‘adayımız Ekrem İmamoğlu’ gibi bir ifadede bulunmuş, Mansur Yavaş buna üzülmüştü. Özgür Özel de şirinlik yaparak İmamoğlu’nun sol tarafında iken, sağa kayıp Mansur Yavaş’ın koluna başını dayamıştı.
Ekrem İmamoğlu 2024 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olarak seçime girmişti. Seçim kaybedildi ve İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olarak hemen ortaya çıktı. Özgür Özel ve tüm parti örgütleri arkasına geçti, sadece onu parlattılar.
İmamoğlu’nun yıldızının parlaklığı sönümlenirse ortada tek parlayan yıldız var, o da Özgür Özel.
‘Benim görevim iktidara kadar yürümek’ deyince adaylığı da kaçınılmaz olur.