Belediye başkan adayları partinin merkez yönetim kurulu tarafından aday gösterilir, parti meclisi de onu onaylar. CHP’de adaylar böyle oluşturulur. Genel başkan partide bir kurul oluşturur, onlar da aday adaylarını değerlendirir ve adayları merkez yönetim kuruluna sunar. Bu arada genel başkanın görüşü alınır, o zamanki konjonktür gereği genel başkan görüşü alınmayabilir.
Seçilen belediye başkanlarının halka hizmet etmekte büyük çaba göstermesi için genel merkez yöneticileri de belediyelere danışmanlar yollanır. Hukuk, mali denetim, içişleri denetim ve diğer belediyelerle uygulama teknikleri paylaşırlar. Ayrıca belediyelerin makine parkları da diğer belediyelere destek için yollanması konusu görüşülür. Başkanlar da kendi aralarında toplantı yaparak kamuoyunun benimsediği projeleri birbirlerine aktarırlar ve partinin sosyal demokrat ilkeleri doğrultusunda yapılması gereken hizmetleri de gözden geçirirler.
Buraya kadar her şey normal. Belediye başkanları, özellikle büyükşehir belediye başkanları son zamanlarda belediye olanaklarını kullanarak ilçelerdeki kongreleri etkilediler, büyük kurultaya gidecek delegeleri de kontrol altına aldılar. Belediye çalışanları, akrabalar kurultay delegesi yapıldı. Böylece genel başkan ve parti meclisi seçiminde etkili hale geldiler. Bu ne demek? Genel Merkez’in belediye başkanları üzerinde tam otoritesi, bazı başkanların genel merkez üzerinde etken olduğu duruma evrildi.
Bu konudaki söylemler maalesef Özgür Özel’in yaptığı tüm çalışmaların etkisini azaltıyor. Bunun bir nedeni de Özel’in seçilmesinde Ekrem İmamoğlu’nun ekibini desteğiyle seçildiği algısının yaygınlaştırılmasıdır. İşin ilginç yanı, bir büyükşehir belediye başkanının genel başkan seçiminde karar verici durumda olduğu algısı, diğer belediye başkanlarının bir kısmını etkiliyor. Başkanlar, “ben de varım, ben de etkili olurum” düşüncesiyle ulusal boyutta siyaset yapma çabasına girişiyorlar. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın CHP’den istifa etmesi ve kurulacak partiye geçeceğini açıklaması bunun bir örneğidir. Parti kurulacak mı, Özgür Bey o partiye geçecek mi henüz belli değilken, seçildiği partiden ayrılması İzmir Büyükşehir başkanı için “öngörülmemiş” bir siyasi gelecek getirebilir.
Dikkat çekmek istediğim nokta, belediye başkanlarının partisinin ulusal siyaseti doğrultusunda yerel hizmetlerle halka hizmet etmesidir. İzmir için yapmasını istediğimiz eylem budur. İstanbul’a gelince; İmamoğlu’nun ulusal ve uluslararası konularda beyanat vermesi, Suriye’de çocuk kreşleri açmak istemesi, partisinin tek cumhurbaşkanı adayı olarak seçime girme ve Recep Tayyip Erdoğan’ın egemenliğini sonlandırma amacını taşımaktadır. Bu konudaki çabası sürmektedir. İmamoğlu’nun dışındaki başkanların cumhurbaşkanı adaylığı söz konuşu olmadığı için kentlerinin gelişmesi için çalışmak durumundalar.
Başkanlar bir sonraki seçimde aday olmak ve yeniden seçilme hesabını yapıyor olabilirler. Eğer amaçları bu ise ne zaman ne yapacağını bilmemiz mümkün değil.
Özel ve Kılıçdaroğlu’nun geçen hafta telefonla görüştüğü, avukatlarının ve bazı yardımcılarının olası çözümler üzerinde bir araya geldiği ifade ediliyor. Umarız bu konuda Özgür Bey parti içinde kalarak olağan kurultay kararını gecikmeli de olsa kabul eder, parti içinde kendisini sevenlerin çağrısını dinleyerek kurultaya kadar çalışır. Özel’in kurultayda genel başkan olarak seçileceği konusunda kimsenin çekincesinin olmaması gerekir diye düşünüyorum.
Temmuz başında durum açıklığa kavuşacaktır.