2026 Yılında orta doğu ortamında Amerika ve İsrail’in İran’a saldırması, iç siyasette ise CHP’nin kendi içindeki mücadelenin yeni bir partinin doğuşuna dek gündemi meşgul etmesi, perde arkasında büyük gelişmeleri yılın ortasında günışığına çıkardı.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bir yılda birkaç kez toplandı ama sonuç raporu çok beğeni almadı. Komisyonun adı medyada Terörsüz Türkiye olarak kullanıldı. Ancak kullanılan kardeşlik, demokrasi ve milli dayanışma tanımlarının altı tam olarak doldurulamadı. Bu kez Öcalan ve Kandil’in görüşlerinin alındığı iddia edilen “çerçeve yasası” Meclis başkanlığına sunuldu. Bu yasa taslağını hazırlayıp imzalayanlar MHP, AKP ve DEM Parti. CHP’den de imza alındığı söyleniyor. Toplam imza sayısı 360. Halka çerçeve yasa deniyor ama yasa taslağının adı “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi.” Burada yine milli dayanışma var, ayrıca toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi hedefi var. Meclis komisyonunda görüşme başlayınca durum biraz daha netleşecek zira teklifler aynen kabul edilmeyebilir, “ufak” değişiklikler yapılabilir. Ancak konu terör olunca bu değişikliklerin hukuki olarak nasıl yansıyacağını bugünden bilemeyiz.

Erdoğan teklifle ilgili olarak "Kapsamlı istişareler neticesinde hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, aziz milletimizin çözüm iradesini yansıtan geniş bir mutabakatla bugün Gazi Meclisimizin takdirine sunuldu. Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı, millî birlik ve beraberliğimizi perçinlemeyi, ülkemizde ve bölgemizde huzur iklimini güçlendirmeyi hedefleyen bu adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum." dedi.

Geniş mutabakat AKP, MHP ve DEM Parti'nin mutabakatı. Bu 3 partinin sandalye sayısı toplamı 383. AKP 277, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi 56, Milliyetçi Hareket Partisi 46 milletvekiline sahip. Ayrıca Hür Dava Partisi'nin de 4 sandalyesi var. Teklifteki imza sayısı 360 deniyor. Yani 592 milletvekiline oranladığımız zaman yüzde 61 gibi bir rakam orya çıkıyor. Buna geniş mutabakat denir mi, orasına halkımız karar verecek.

242 Hâkim ve savcı, akademisyen, gazeteci, sanatçı ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, eski bakan ve milletvekili, emekli büyükelçi ve asker bir bildiri yayınladı.

Milliyetçi ve Atatürkçü çevrelerden gelen imzacıların metninde vurgulanan konu şu:

“PKK için kullanılan “terör örgütü” söylemi eksiktir, PKK, “bölücü terör örgütü”dür. PKK’nın açılımı Partiya Karkeren Kurdistan yani “Kürdistan İşçi Partisi”dir. Adından da Kürtçü ve bölücü olduğu açıkça bellidir. Dolayısıyla “Terörsüz Türkiye” denilerek bölücü elebaşılarıyla ve onların siyasi uzantılarıyla görüşmeler ve pazarlıklar yapılmasına “Hayır!” diyoruz.”

Anayasa madde 66’da Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” ifadesine gönderme yapılan bildiride “Hepimiz Türk’üz ve “Türk, Kürt, Arap” söylemlerine “Hayır!” diyoruz.” dendi ve şöyle bitirildi: “On binlerce insanımızın katili olarak hüküm giymiş bulunan bölücübaşının muhatap alınması, ona statü verilmesi, şu veya bu şekilde bölücü terör mensuplarının affedilmesi hiçbir devlet kuruluşuna, hiçbir partiye ve gruba onur ve itibar kazandırmaz. Biz Türk milletiyiz ve “Hayır!” diyoruz.”

Partilerin görüşleri farklı. Örneğin Yeni Parti Genel Başkanı “çerçeve yasa” konusunda şöyle dedi: “Kürt sorununu çözmek altıncı kısımda tek başına yeterli değil. Kürtlerin sorunlarını çözmek ya da Türkiye’nin demokrasi sorununu çözmek altı ile olmaz. 6’ncı madde bir sürecin sonu, teknik bir gereklilik olabilir ama 7’nci madde demokratik bir sürecin başlangıcı, barışın başlangıcı, kardeşliğin başlangıcı, Kürtlerle Türklerin ortak geleceğinin birlikte güvenli bir şekilde yürümesinin başlangıcı olmalı.”

Dikkatleri başka yöne çekmek için neler yapılacağını bilmiyoruz. Ancak İmralı, Kandil ve Tom Barrack’ın geliştirmeye çalıştığı senaryoda provokasyona gelmeden, binlerce yıl birlikte yaşadığımız bu topraklarda birbirimize saygımızı ve sevgimizi bu dönemde de özenle göstermeliyiz.