Muhalefet açısından gidişat iyi değil.
Muhalefetin etkili partilerinden İYİ parti ve DEM parti hareket halinde. CHP’nin Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra yaptığı mitingler parti içine yöneldi. MHP genel başkanının her konuşması onlarca televizyondan canlı veriliyor. AKP’de ise her bakanın konuşması onlarca televizyondan veriliyor. Tüm konuşmalarda “sayın cumhurbaşkanımızın önderliğinde veya talimatlarıyla” ibaresi Erdoğan’ı yüceltiyor. Erdoğan’ın konuşmasını hazırlayanlar ise her konuda olumlu içerikli metin hazırlıyorlar. Erdoğan da bu metinleri, eski temposu gibi olmasa da, başarıyla okuyor. Düzenlenen ulusal ve uluslararası kongreler Erdoğan’a prim olarak dönüyor.
Dikkat çeken bir nokta var; Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan ayrı ayrı neredeyse aynı söylemde bulundular. “Dikkatli olalım sabotajlara olanak vermeyelim” anlamında kamuoyuna mesaj yolladılar. Sabotajı hangi terör örgütü neye dönük olarak yapmayı planlıyor, herhalde devletimizin elde ettiği bilgiler vardır. Ancak Orta Doğu kaynaklı bir sabotaj girişiminin NATO zirvesi veya sırasında yapılması, Anadolu’nun herhangi bir yerinde gürültü çıkarılması tehdidi ile Cumhur İttifakının itibarını azaltma çabası olabilir mi? Devletimizin güvenlik güçleri ve halkımızın dikkati ile eylemler umarız önlenir.
DEM Pati toplantılarında yeni kavramlar ortaya atıyor. Makul sloganlar da olsa hedefin teröristbaşını dışarıya çıkartmak olduğu anlaşılıyor. İYİ parti ise Özgür Özel’in yaptığı mitinglerle halkın desteğini aldığını gördüğü için miting düzenlemeye başladı, ilk mitingi. Ankara’da Tandoğan Meydanında yapacak.
CHP’de “mutlak butlan” kararından sonra Kemal Kılıçdaroğlu eleştiriliyor. Oysa Kemal bey teklifi reddetmiş olsaydı, muhtemelen Ankara’da havuzda bekleyen bir vali bu göreve tayin edilecekti. İkilem şu; Kemal beyin yerine “partili olmayan bir devlet bürokratı” atanmış olsa bu kime yarardı? O zaman soru şu; Kemal bey gelince kimin ayağına basmış oldu?
Sanırım CHP’nin kurumsal yapısı açısından bakanlar partiye bu kez kayyım olarak atanan devlet bürokratının partiyi perişan edeceğine inanmaktalar. Bu kişilere haksızsınız diyebilir miyiz? Haksız diyenler varsa o zaman CHP üzerinde planlanan bir senaryoya bilerek veya bilmeden hizmet etmiş olmazlar mı?
5 Kasım 2023’teki kurultayda Kılıçdaroğlu kaybettikten sonra birçok ilçe başkanı, il başkanı ve milletvekili kazanan Özgür Özel’in yanına geçti. Yandaşlığını kanıtlamak için Kılıçdaroğlu’na önce eleştiri yaptılar, sonra eleştirileri ağırlaştırdılar. Mutlak Butlan kararı geldiği zaman da söylemleri hakarete döndü. O zaman aklımıza şu geliyor: eski genel başkana saygıyı bir yana bırakıp hakaret edenler parti suçu işlemiş olmaz mı? Siz hakaret edin biz yönetimi vermeyeceğiz, “sokak hareketi” ile Kemal beyin yandaşlarını baskı altına alacağız mı dediler? Parti içine ve gurup toplantısına “militanları” doldurmak ve onlardan yana olmayan partilileri ne CHP binasına ne de gurup salonuna aldırmamak ne demek? Bir Halk Partili genel başkanların asılmış resimleri içinden Kemal beyin resmini indirip parçalayabilir mi?
Evet, koşullar değişti. CHP ve muhalefet adına kitleleri meydanlara toplayarak iktidarı eleştirmeyi azaltarak partinin eski genel başkanını ve ekibini yuhalatmak, onlara hakaret ettirmek kalben CHP’li olanları üzmüştür diye düşünüyorum. Ancak küfredenlerin bir kısmının gelecek seçimlerde yer tutmak amacını taşıdığını da unutmayalım. Küfürleştirerek parti içinde blok ayrışmanın temelini atmak hedeflendi mi acaba?
Muhalefeti 6’lı masada bir araya gelenleri ayırıp, partiyi de bölmeye çalışmak kime yarar?
Yeni atanan il başkanlarını partiye sokmamak, çalışmasını engellemek için “partilileri” il binasına çağırmak ne demek? Eğer çalıştırmamak, partiye sokmama bir hedef ise parti içinde kavga çıkartmak demek değil mi?
Dileğim odur ki, yönetimi ele geçirmek hırsı yerine partiyi kitlelere taşıyacak bir bütünlükle örgütlenmek muhalefete iktidarı daha güçlü denetim olanağı sağlar. Genel seçimde seçmen için bir seçenek olur.