Türkiye'de futbolun ilk kez nerede oynandığını bugün kaç kişi biliyor? Cevap bir statta değil, bir şehrin hafızasında saklı: Bornova.
1877 yılında Bornova çayırlarında İngiliz tüccarlar ve Levanten gençler arasında başlayan maçlar, yıllar içinde sadece İzmir'i değil, bütün ülkeyi etkileyen büyük bir kültürün fitilini ateşledi. Bugün Bornova Belediyesi'nin yaşattığı tarihi noktada hâlâ şu cümle yazıyor: "Türkiye'de ilk futbol oyunu 1877 yılında burada oynanmıştır."
1894'te kurulan "Bournabat Football and Rugby Club" ise resmi tüzüğü olan ilk futbol kulübü olarak tarihe geçti.
Yani Bornova, Türk futbol tarihinin başlangıç noktası.
Henüz profesyonel liglerin, televizyonların ve milyon euroluk transferlerin olmadığı yıllarda insanlar burada futbol oynuyordu. Bornova'nın sokaklarında büyüyen çocuklar yıllarca İzmir futbolunun omurgasını oluşturdu. Amatör sahalar, okul turnuvaları, mahalle maçları… Futbol burada bir sokak kültürüydü.
Akşam ezanına kadar süren maçlar, betondan kaleler, patlak toplar, toz içinde eve dönen çocuklar…
Bornova'nın gerçek futbol akademisi bazen sokakların kendisiydi.
Peki şimdi neredeyiz?
Bugün Bornova'da 54 amatör spor kulübü faaliyet gösteriyor. Ancak bu kulüplerin antrenman yapabileceği saha sayısı son derece yetersiz. Bu 54 kulübün 8'i antrenmanlarını tek bir sahada yapmak zorunda kalıyor. Yani futbol tarihinin başladığı ilçede, çocuklar saha bulmakta zorlanıyor.
Bu tablo tesadüf değil. Plansız büyümenin kaçınılmaz sonucu.
Yıllar içinde neredeyse her mahallede bir kulüp kuruldu. İlk bakışta zenginlik gibi görünen bu çoğalma, zamanla gücü böldü. Tesis sayısı sınırlıyken, saha yetersizken ve kaynaklar zaten daralmışken; onlarca parçaya bölünen enerji sürdürülebilir bir yapı oluşmasını engelledi.
Bir başka kronik sorun daha var: ortak akıl kültürünün bir türlü kalıcı hale getirilememesi.
Sistem kurmak isteyen, çocuklara dokunmak isteyen, üretmeye çalışan futbol insanları zaman zaman yalnız bırakıldı. Desteklenmek yerine kösteklendi. Bazıları mücadele etmekten yoruldu.
Oysa futbol kişisel hesaplarla değil, ortak hedeflerle büyür.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo çok net:
Yetenek var. Futbol sevgisi var. Tarih var.
Ama birlik eksik.
Başarılı futbol şehirlerinin ortak özelliği bellidir: merkezde toplanan güçlü bir yapı, ortak hedef ve sürdürülebilir organizasyon. Bornova futbolunun ihtiyacı da tam olarak bu; hakikatli, birleştirici ve tarafsız bir liderlik. Küçük hesapların değil, çocukların geleceğinin konuşulduğu bir anlayış.
Yerel yönetimlerin buradaki rolü büyük. Tarafsız bir belediye desteği; kulüpler arasında denge kurabilir, saha sorununu çözebilir, altyapıyı güçlendirebilir ve ortak futbol aklının oluşmasına öncülük edebilir.
Zor görünüyor. Ama imkânsız değil.
Çünkü Bornova'nın futbol hafızası hâlâ canlı. Doğru planlama, ortak akıl ve samimi bir birliktelikle Bornova yeniden sadece futbolun geçmişi değil, geleceği de olabilir.
Çünkü bazı kentler futbolu sadece oynamaz.
Bazı kentler futbolun hafızası olur.
Ve Bornova, bu ülkenin futbol hafızalarından biridir.