Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Sekreteri İnanç Nurlu, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle İz Gazete için bir metin kaleme aldı.
Nurlu, Gazi Mustafa Kemal’in “Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emriyle ‘Barışa Giden Yol’u anlattı. Atatürk’ün bağımsızlık rotasının toplumsal barışa çıkan yol olduğunu vurgulayan Nurlu, “1 Eylül’ü yalnızca Dünya Barış Günü olarak değil, Türk milletinin bağımsızlığa ve kalıcı barışa yürüyüşündeki tarihî dönüm noktalarından biri olarak da anmak zorundayız.” dedi.
"TÜRK MİLLETİNİN BAĞIMSIZLIK VE BARIŞA YÜRÜYÜŞÜNDE DÖNÜM NOKTASI"
Nurlu’nun kaleme aldığı metnin tamamı şöyle:
"1 Eylül Dünya Barış Günü
Barışa Giden Yol: ‘Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!’
Biz elbette barıştan yana bir toplumuz. Çünkü savaşın ne demek olduğunu, bedelini en ağır biçimde ödeyerek öğrenmiş bir milletiz. Ancak bizim tarihimizde barış, teslimiyetle değil; bağımsızlık mücadelesiyle kazanılmıştır. Bize özgürce yaşayabileceğimiz bir vatan bırakan irade, işgale boyun eğenlerin değil, bağımsızlık uğruna ayağa kalkanların iradesidir.
Bu nedenle 1 Eylül’ü yalnızca Dünya Barış Günü olarak değil, Türk milletinin bağımsızlığa ve kalıcı barışa yürüyüşündeki tarihî dönüm noktalarından biri olarak da anmak zorundayız."
"O EMİR, İZMİR VE BATI ANADOLU'DA İŞGALİ SONA ERDİRDİ"
"Büyük Taarruz, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe’den başladı. 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi kesin bir zaferle sonuçlandı. Fakat düşman Anadolu’dan bütünüyle çıkarılmadan mücadele tamamlanmış sayılmazdı.
İşte 1 Eylül 1922 günü Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk ordusuna milletimizin hafızasına kazınan o tarihî emri verdi:
'Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!'
Bu söz yalnızca askerî bir takip emri değil; milletin bağımsızlık iradesinin ve özgür bir gelecek kurma kararlılığının ilanıydı. Türk ordusu hızla ilerledi; 9 Eylül’de İzmir’e ulaştı ve Türk bayrağı yeniden bu güzel şehrin semalarında dalgalandı. 18 Eylül’e gelindiğinde Batı Anadolu’daki Yunan işgali bütünüyle sona erdirildi.
Bu büyük yürüyüşün her adımı aynı zamanda barışa atılan bir adımdı. Çünkü vatan işgal altındayken barıştan, milletin egemenliği elinden alınmışken huzurdan ve bağımsızlık yok edilmişken adaletten söz edilemezdi.
Dünya Barış Günü’nde bunları hatırlamak bir çelişki değildir. Mustafa Kemal Atatürk savaşı yücelten bir lider değildi. Onun anlayışında savaş, ancak milletin hayatı ve bağımsızlığı zorunlu kıldığında başvurulabilecek bir mücadeleydi. “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi de bu tarihsel tecrübenin sonucuydu."
"ATATÜRK'ÜN EMANETİ CHP'NİN MİRASIDIR"
"Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel sorumluluğu, bu mirası adalet, demokrasi, toplumsal barış ve tam bağımsızlık mücadelesiyle yaşatmaktır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllar boyunca savunduğu siyaset anlayışı, bu sorumluluğun günümüzdeki güçlü ifadelerinden biri olmuştur.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Hak, hukuk, adalet” çağrısı yalnızca bir siyasi slogan değil, barışın ancak adalet temelinde kurulabileceğini anlatan demokratik bir iradedir. Onun toplumsal barış, helalleşme, liyakat, güçlü kurumlar ve eşit yurttaşlık üzerine kurulu siyaseti; toplumu ayrıştırmak yerine farklılıkları ortak vatan anlayışında buluşturmayı amaçlamıştır.
Bu yaklaşım zayıflık değil, güçlü bir devlet ve olgun bir demokrasi anlayışıdır. Çünkü gerçek güç, farklı kesimleri birbirine düşürmekte değil; onları adalet etrafında birleştirebilmekte yatar. Gerçek barış da yaşanan acıları unutturmakla değil, onlarla yüzleşerek ortak bir gelecek kurmakla mümkündür."
"ZAFER CUMHURİYET'LE TAÇLANDI, DEMOKRASİYLE GÜÇLENMELİ"
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlıkçı ve barışçı devlet anlayışı ile Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adalet, demokrasi ve toplumsal uzlaşma siyaseti arasında güçlü bir tarihsel bağ bulunmaktadır. Atatürk’ün cephede kazanılan zaferi Cumhuriyet ve hukukla taçlandırması gibi, Sayın Kılıçdaroğlu da Cumhuriyet’i demokrasiyle güçlendirmeyi, devleti liyakatle ayağa kaldırmayı ve toplumsal barışı adaletle kalıcı hâle getirmeyi savunmuştur.
Bizim barış anlayışımız edilgen değildir. Haksızlığa susmayı, işgale boyun eğmeyi ve bağımsızlıktan vazgeçmeyi barış olarak görmeyiz. Bizim için barış; özgür insanların, egemen bir milletin ve bağımsız bir devletin eşitlik temelinde kurduğu onurlu yaşam düzenidir.
Bu nedenle Büyük Taarruz’u ve 1 Eylül emrini anmak savaşı övmek değil, barışı mümkün kılan bağımsızlık mücadelesine sahip çıkmaktır. Barışa inanmakla zaferimizle gurur duymak birbirinin karşıtı değil, birbirini tamamlayan iki tarihsel sorumluluktur.
1 Eylül 1922’de verilen o tarihî emir yalnızca ordulara değil, milletimizin geleceğine de yön verdi. O istikamet bağımsızlık, egemenlik, Cumhuriyet ve kalıcı barıştı. Bugün bu istikameti sürdürmenin yolu; Cumhuriyet’i demokrasiyle, devleti adaletle ve toplumu kardeşlikle güçlendirmekten geçmektedir."
"KILIÇDAROĞLU'NUN SİYASETİ BU TARİHSEL YÜRÜYÜŞÜN DEVAMIDIR"
"Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun savunduğu hak, hukuk, adalet ve toplumsal barış siyaseti de bu tarihsel yürüyüşün demokratik devamıdır. Onun politikalarının merkezinde kavga değil barış, intikam değil adalet, ayrışma değil birlik, kişisel iktidar değil güçlü kurumlar ve halkın egemenliği bulunmaktadır.
Bugün bize düşen görev; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği bağımsızlık istikametini, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği adalet ve toplumsal barış mücadelesiyle geleceğe taşımaktır.
Yaşasın barış!
Yaşasın hak, hukuk ve adalet!
Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ
Başta Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün Millî Mücadele kahramanlarımızı saygı, rahmet ve sonsuz minnetle anıyorum."





