ABD ve İsrail Orta Doğu’yu on yıllardır düzenlemeye gayretinde. Suriye’yi PKK-PYD ile IŞİD arasında paylaştırdılar, Suriye’nin Türkmen, Arap halkını teöröşe ezdişer. Sonra Türkiye’nin sınırında büyüttükleri HTŞ’nin başına 10 milyon dolar ödül verilen liderini Suriye devlet başkanı yaptılar.
Kısaca anımsatayım; Afganistan’dan El Kaide’nin kuruluşu ile başlayan cihatçı görünümlü terör örgütleri Orta Doğu’ya taşındı. ABD 2003 yılında Irak’ı işgal etti, Saddam’ı devirdi. Kuzeyde Barzani ailesine özerklik verirken IŞİD terör örgütünü Irak’ta geliştirdi. IŞİD’in açılımı Irak Şam İslam Devleti. IŞİD’in Arapça açılımı ise "ed-Devletü'l-İslamiyye fi'l-Irak ve'ş-Şam" yani kısaca DEAŞ’tır. Örgütün ismindeki Irak bir devlet, Şam ise Suriye’nin başkenti. Yani hedef Şam’ı ele geçirmek. Evet 21 yıl sonra Beşar Esad Aralık 2024’te devrildi, HTŞ’nin lider Ahnet El Şara da Ocak 2025’te Suriye’ye devlet başkanı oldu.
İsrail de Suriye’nin ne kadar hava gücü, deniz kuvvetleri varsa hepsini bombaladı. Suriye üniter bir devlet havasına girerken, silahlı kuvvetleri zayıf bir ülke oldu. İsrail 7 Ekim 2023’te Gazze’deki Filistinlilerin saldırısı sonunda yüzlerce kişi öldürüldü ve 259 kişinin kaçırılmasının ardından Gazze’ye saldırı başlattı. İki yılda 75 bin Filistinliyi öldürdü, Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. Sonra da ABD ile yönünü İran’a çevirdi. Teknolojiyi kullanarak Hamas liderlerini, İran’ın önde gelen liderlerini çağrı cihazlarını, telefonlarını patlatarak, suikastlarla, füzelerle öldürdü, ABD İran’a saldırırken, İsrail de Lübnan’ı işgale girişti.
Bugüne gelirsek, ABD İran’ı 40 günde dize getiremedi. İsrail de 40 günde Lübnan’da istediği işgali gerçekleştiremedi. İran Trump’ın Hürmüz boğazının açılması talebine karşılık 10 maddelik bir anlaşma sundu. Trump bunu dünyaya gururla açıkladı. Bu 10 maddenin içinde “Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sonlandırılması” da vardı. İsrail buna uymadı ve Lübnan’a saldırarak daha çok sivil öldürdü. İsrail aynı yöntemi Gazze’deki ateşkeste ve İran ile yapılan müzakere devam ederken de yapmıştı. Trump da Lübnan ateşkes konusu dışında dedi.
Görünen o ki, iki haftalık ateşkes sırasında Trump ve Netanyahu İran’a saldırı için yeni bir güncelleme yapacaklar. Ancak her ikisinin de unuttuğu bir konu var; İran halkı canını veriri saldırılara teslim olmaz.
Üzücü olan gelişme ise ABD İran’ın birçok yerini bombaladı. Nükleer, elektrik ve kentlerin su arıtma tesislerini bombalama tehdidini savurdu. Savaşın başında kız okuluna füze atıp 176 kız çocuğunu öldürdü. İran da Körfez ülkelerindeki Amerikan askeri tesislerine füze yolladı. 12 Müslüman ülke ABD’yi kınayacağına İran’ı kınadı. Trump İran’ın petrolünü alsaydık iyi olurdu deyip duruyor. Venezüella gibi İran’ın petrolüne çökmek istedi olmadı.
Trump’In bir dediği diğerini tutmuyor. Batılı devletler de Trump’a olan güvenini kaybetmiş durumda. Bu anlayışa önderlik eden ise İspanya Başbakanı Sanchez oldu. Trump’ın bazı ülke liderlerini “mafyavari” yöntemle kontrol altına almasına karşın, Avrupa’daki ve Amerika’daki halklar dürüst devlet adamlarının önce çıkmasına saygı duyuyorlar ve destekliyorlar.
İran halkının tepkisine, canı pahasına toprağına ve tesislerine sahip çıkmasına saygı duyduğumu da bu vesile ile siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim.
Her şey para değil. Atalarımız canları pahasına bize özgür bir ülke bıraktı. Dileriz İranlılar da kısa zamanda para tutkunu katilleri yine altedip özgür ülkelerinde mutlu olurlar.