Hayat bir tiyatro sahnesi. Perde açılıyor, ışıklar üzerimize düşüyor.
Birileri alkışlıyor, birileri hayranlıkla bakıyor.
O an kendimizi güçlü hissediyoruz.
Görünür, önemli, hatta vazgeçilmez…
Sanki bütün dünya bizi izliyormuş gibi.
Başarılarımızı anlatıyoruz, gülüyoruz, dimdik duruyoruz.
O sahnede kimse kırgınlığımızı görmüyor; çünkü rolümüz gereği güçlü
görünmek zorundayız.
Ama her oyunun bir de kulisi vardır.
Işıklar söndüğünde, alkışlar kesildiğinde, makyaj aynasının karşısına
geçeriz.
Yüzümüzdeki boyayı silerken aslında gün boyunca taşıdığımız maskeleri
de çıkarırız.
İşte o anda insan kendisiyle baş başa kalır.
Ne alkış vardır ne seyirci ne de takdir bekleyen bir kalabalık. Sadece
sessizlik…
Belki de insanın en gerçek hâli kuliste ortaya çıkar.
***
Çünkü sahnede herkes bizi görmek istediği gibi görür; kuliste ise biz
kendimizi olduğumuz gibi görmek zorunda kalırız.
O yüzden en zor sorular hep kuliste gelir aklımıza: “Gerçekten mutlu
muyum?”, “Bu kadar görünürken neden bu kadar yalnız hissediyorum?”,
“Alkışlar bittiğinde yanımda kim kalıyor?”
Çoğumuz hayatımızın büyük bölümünü sahnede geçiriyoruz. Sosyal
medyada, iş yerinde, dost sohbetlerinde…
Hep biraz daha iyi, biraz daha başarılı, biraz daha güçlü görünmeye
çalışıyoruz. Oysa insanı insan yapan şey kusursuzluğu değil, kulisteki
kırılganlığıdır.
***
Ben bazen düşünüyorum: Benim sahnem neresi?
İnsanların beni güçlü sandığı anlar mı?
Yoksa gece herkes uyuduğunda zihnimde başlayan o uzun iç konuşmalar
mı?
Belki de gerçek ben, sahnede alkış alan kişi değil; kuliste sessizce derin bir
nefes alan kişidir.
Ve galiba hepimizin bir kulis yalnızlığı var.
Kimi bunu kahkahalarının arkasına saklıyor, kimi yoğunluğun içine
gömüyor, kimi de “iyiyim” cümlesinin ardına…
***
Belki bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Sahne ışıkları söndüğünde,
aynada gördüğümüz kişiyi seviyor muyuz?
Çünkü hayat sadece alkışlardan ibaret değil.
Bazen insanı ayakta tutan şey, kimsenin görmediği o kulis sessizliğinde
kendi omzuna dokunabilmesidir.
İşte gerçek cesaret belki de tam burada başlıyor: Rol yapmadan, alkış
beklemeden, sadece kendimiz olarak kalabildiğimiz yerde.
Perde her gün yeniden açılıyor.
Yine sahneye çıkacağız, yine rollerimizi oynayacağız.
Ama umarım arada bir kulise dönüp aynaya bakmayı da unutmayız.
Çünkü insan en çok, makyajını sildiği anda kendine benzer.