X akışındaki bu mizahın arkasında, sakızın enflasyonu kadar bile değeri olmayan ‘sefalet zamları’ var. Migros depo işçilerinin başlattığı, BİM ve A101’in de katıldığı bu ‘direniş akımı’ 2026’nın en büyük güncellemesi olmaya aday.

Sosyal medya akışınızda şu ara çok sık depo işçileriyle, DGD-Sen ile ya da “Galiba depo işçileri devrim yapacak, ben istifa ediyorum” paylaşımlarıyla karşılaşıyorsunuzdur.

Bu ‘istifa ediyorum’ şakaları aslında bir gerçeği fısıldıyor: Depo işçisinin dik duruşu, hepimize kaybettiğimiz o ‘hayır’ deme gücünü hatırlatıyor. Peki, ne oldu da sistem bir anda bu kadar sert bir ‘error’ verdi?”

Bu insanlar neden direnişteler diye sorduğumuzda birçok gereklilik elbette sayabiliriz ama daha temel bir soru sormak belki de görevimiz: Bu ekonomik şartlarda ve patronların dünyasında nasıl greve çıkmasınlar?

Gelin beraber çok basit ve sinir bozucu bir hesap yapalım. Migros’ta, BİM’de veya A101’de kasanın yanındaki o meşhur naneli sakızları düşünelim.

Sakızın durumu: Geçen yıl 5 TL olan bir sakız, bugün 10-12 TL bandında. Yani sakız bile kendi değerini %100’den fazla artırmış.

İşçinin durumu: Patronların depo işçisine teklif ettiği zam oranı ise %1.

Z Kuşağıyla işçi direnişi 101: Depo çalışanları devrim yapacak ben iş bırakıyorum!

Şimdi sıkı duralım; asgari ücretin üzerine eklenen o %1’lik zam, ay sonunda bir işçinin cebine fazladan yaklaşık 170-200 TL koyuyor. Bu para, ayda sadece 15-20 paket sakız ediyor.

Günde 10-12 saat boyunca milyonlarca liralık malı sırtında taşıyan, lojistik ağını ayakta tutan bir insana, “Senin bir aylık emeğinin bedeli, günde yarım paket sakız bile etmez” deniliyor. İşte sosyal medyadaki o “istifa ediyorum” dalgasını yaratan şey tam olarak bu matematiğin hareketi. Sakızın bile enflasyon karşısında bir duruşu varken, işçiye bu oranın reva görülmesi bir ekonomi politikası değil, olsa olsa bir “shitpost” yani saçmalık olabilir.

İzmir/Torbalı’daki depoda işçilerin “Biz bu paraya sadece su içeriz, yemek yiyemeyiz” diyerek yemekhaneyi protesto etmesi de bu yüzden.

Bu tabloya bakınca kimimiz floresan ışıklı ofislerde, kimimiz soğuk depolarda, kimimiz yıllarca çalışmanın ardından aldığı emeklilik maaşıyla aynı gerçeklikteyiz ve geçinemiyoruz.

Bir yanda “Anadolu Grubu” (Anadolu Efes, Coca-Cola vb.), diğer yanda ise soğuk içeceğin veya taze sebzenin bize ulaşmasını sağlayan depo emekçileri.

27 Ocak’ta Migros işçileri fitili ateşledi ve İstanbul (Esenyurt, Şekerpınar), İzmir (Torbalı, Menderes), Adana, Bursa, Kocaeli (Çayırova), Diyarbakır, Erzurum, Mersin’de 14 depoda 7 bini aşkın işçi greve çıktı.

Bu direnişi bir Instagram “akımı” olarak görürsek;

Migros işçileri bir sabah kalktı ve hepimizin bildiği o ‘hayat pahalılığı’ sessizliğini bir trend ile bozdu.

Bine bin katarak akımı önce BİM işçileri asgari ücret artışına razı olmayıp ‘insanca yaşam’ diyerek devam ettirdi. Ve 29 Ocak’ta Van, Diyarbakır, İstanbul’da (Arnavutköy) iş bırakmaya başladı.

Sonuçta bu bir dans akımı değil, bir hak arama akımıydı.

Hemen ardından Diyarbakır’da A101 işçileri de “sefalet zammı” ve ağır çalışma koşullarına karşı depo eylemi başlattı.

Anlayacağımız depo işçilerinin direnişi 2026’ya çok sert bir giriş yaptı. Migros’un başlattığı; BİM ve A101’in devam ettirdiği bu “trend” tüm Türkiye’ye yayılarak “viral” hale geldi.

Tabi ses çıkarmanın, sefalet ücretini kabul etmemenin bedelleri de oldu. Hani o flört 101 konuşurken mesajla ayrılık olmaz deriz ya; işte 141 işçi yıllarını verdikleri işlerinden, ev geçindirdikleri ekmek teknelerinden bir SMS ile, hem de tazminatsız ve ‘hırsız’ damgası vurularak atıldılar. Ama bu ghosting taktiği işe yaramadı. İşçiler kapıda barikat kurunca, bu sefalet şartları ifşa edildi.

Peki, bu işin sonu nereye varır? Cevap 2022’de gizli. İşte tam o zaman da direnenlere ‘yapamazsınız’ denmiş, işçiler yine SMS ile kovulmuştu. Ama o kapı önündeki halaylar ve halkın Migros boykotu öyle bir büyüdü ki, patronlar masaya oturup 257 işçiyi de geri almak zorunda kaldı. Yani bu film daha önce izlendi ve bu direnişi manifestlediler.

Sonra her ne kadar her yıl patronlar aynı şartları farklı versiyonlarla dayatmaya çalışsa da İşçiler her yıl yeniden direnmiş ve kazanımlarla çıkmıştı.

Mesela 2025’teki eylemlerle birlikte depoların içindeki güvenlik önlemlerini (raf düzeni, ekipman bakımı vb.) denetleme hakkı kazandılar.

Yani bugün BİM ve A101 işçileri bu akıma katılırken, aslında yıllardır işçilerin yazdığı o başarı kodlarını kullanıyor, sistemi hackliyorlar.

Şimdi ise daha büyük, daha kalabalık ve daha kararlı bir “version 2.0” izliyoruz.

Bu kadar överek anlattık link vermeden olmaz.

‘Ne yapabiliriz’ linkini aşağıya bırakıyorum;

Migros, A101, BİM sepetini boşalt, direniş sepetini doldur. Unutma; uygulamaları silmek sadece bir tık, ama işçi için büyük bir destek.

İşçilerin taleplerini (Net %50 zam, taşeron sistemine son, iş sağlığı ve güvenliği...) paylaşarak somutlaştır.

Bol selfie, işçilerle halay ve bol bol dayanışma. Hangi şehirdeysen DGD-SEN’i ara, eğer orada bir direniş varsa işçilerin yanında ol.

Z Kuşağıyla işçi direnişi 101: Depo çalışanları devrim yapacak ben iş bırakıyorum!