İzmir’in o meşhur, nefes kesen sıcakları yavaş yavaş kendini hissettirmeye başladı. Bizler klimalı odalara, serinletilmiş kafelere ve gölgelik alanlara sığınırken, sokakları paylaştığımız hayvanlar için beton zeminler ve kuruyan su kaynakları tam anlamıyla bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor.

Bu meseleyi sadece bir "yardımseverlik" veya "vicdan" konusu olarak görmek eksik olur. Bu, işgal edip betonlaştırdığımız doğal yaşam alanlarını, o alanların asıl sahipleriyle hak temelli bir şekilde paylaşma zorunluluğudur.

Peki, bu kavurucu aylarda sokağımızdaki, mahallemizdeki canlar için somut olarak neler yapabiliriz?

SU VE BESLENME PRATİKLERİ

Kapı önüne su koymak güzel bir alışkanlık ancak suyun nereye konduğu yazın çok daha kritik bir detay. Plastik veya toprak kapları mutlaka gölgeye yerleştirmek gerekiyor. Güneşte bırakılan metal kaplar suyu kaynatarak içilmez hale getiriyor. Suyun içine damlatılacak birkaç damla elma sirkesi ise sineklenmeyi geciktirmek için basit ama etkili bir çözüm. Beslenme konusunda ise yaz aylarında yaş mamalar hızla bozulup ölümcül gıda zehirlenmelerine yol açabildiği için, kuru mama tercih etmek veya arta kalan yemekleri sokaklara dökmemek en güvenli yol.

Ayrıca sokakta yaşayan canlıları beslemek için dökülen yemekler çoğu zaman yoğun bir kokuya ve böceklenmeye sebep oluyor. Bu da birçok hayvanın hastalanmasında en önemli etkenlerden biri.

ASFALT YANIĞI VE PATİ YANIKLARI

Güneşin tepede olduğu öğle saatlerinde asfalt zeminler fırın tepsisinden farksız. Bunu biz her yaz ayında zaten deneyimliyoruz. Kendi elinizin tersini asfaltta beş saniye tutmayı deneyin; eliniz o sıcaklığa dayanmıyorsa, o zemin patiler için de aynı derecede yakıcıdır. Bu yüzden hayvanların apartman bahçelerine, ağaç altlarına veya bina girişlerindeki serinliklere sığınmasına engel olmamak, onları buralardan kovmamak insani bir sorumluluk.

ÇANTAMIZA ATTIKLARIMIZ

Rutin koşturmacamız sırasında çantamıza ekleyeceğimiz birkaç ufak eşya anlık müdahalelerde hayat kurtarır. Katlanabilir silikon su kapları, küçük kilitli poşetlerde taşıyacağımız birer avuçluk kedi/köpek kuru maması ve fazladan taşıyacağımız bir pet şişe su, sokakta bitkin düşmüş bir hayvan için anında ilk yardım anlamına gelir.

Özellikle yazın bol bol gideceğimiz yürüyüşlerde, çadır atacağımız koylarda kabuğu güneşten kurumuş kaplumbağalar yemek ve su aramaya inen tilkiler ya da balık oltalarından yürüyemez hale gelen ve güneşten yanan martılar için bol su hayat kurtaracak.

GÖKYÜZÜNÜN SESSİZ MAĞDURLARI KUŞLAR

Şehirleşme yüzünden doğal su kaynaklarına ulaşımı tamamen kesilen kuşları unutmamalıyız. Kuşlar derin kaplardan su içemez, düşerlerse boğulurlar. Balkonlara ve pencere önlerine geniş, sığ tabaklar koymak gerekiyor. Tabağın tam ortasına yerleştireceğiniz ağır bir taş, kuşların üzerine güvenle konup su içebilecekleri bir ada işlevi görecektir. Ayrıca yazın bol bol tükettiğimiz karpuz, kavun gibi su oranı yüksek yaz meyvelerinin kabuklarını uygun yerlere bırakmak onlara hem sıvı hem de besin sağlar.

SICAK ÇARPMASINA KARŞI TETİKTE OLALIM

Hızlı ve kesik soluyan, aşırı salya akıtan, titreyen veya bilinç bulanıklığı yaşayan bir hayvan muhtemelen sıcak çarpması geçiriyordur. Böyle bir durumda onu doğrudan buzlu suya sokmak yerine, ıslak bezlerle patilerini ve boynunu serinletip hızla bir veteriner kliniğine ulaştırmak gerekir.

Sokağa bir kap su veya bir avuç mama koymak onlara yaptığımız bir lütuf değil; gölgelerini ellerinden aldığımız bu canlılara karşı ödememiz gereken bir borçtur. Bu yaz, şehri adilce paylaşmanın yollarını hep birlikte çoğaltalım, tartışalım ve özellikle sorumluluk alması gereken kurumları sık sık rahatsız edelim. İnsanlar kadar hayvanlarında yaşam hakkı olduğunu unutmayalım.