İzmir'i dışarıdan sevenler için bu şehir; kordon boyunda batan güneşe karşı içilen yorgunluk kahvesidir. Oysa bu şehrin asıl sakini için akşam saatleri, burnunuzu sızlatan o meşhur körfez kokusuyla Altınyol’da veya Yeşildere'de kilitlenip kalmak demektir.
Bir yanda adım adım ilerleyen bitmek bilmez bir trafik, diğer yanda camı açmanıza bile izin vermeyen o koku... İzmir’de yaşayanların bitmeyen çile döngüsü tam da burada başlıyor.
Geçtiğimiz günlerde İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi 215 yeni ticari taksi plakası verilmesine yönelik ihale kararının oy çokluğu ile kabul etti. Hemen ardından İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Oda Başkanı Erkan Özkan, İzmir’de mevcut şartlarda yeni taksi plakası verilmesinin doğru bir adım olmayacağını belirterek, konunun bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ve daha önemlisi 2030 yılına kadar taksi ihtiyacı olmadığı temel sorunun trafik ve otopark sorunu olduğunu da açıkladı. Peki şehirdeki bu iki sorunu reddedecek bir kurum ya da yetkili var mı? Daha önemlisi sorunlar elbette olur diyelim; diyelim de çözümler nerede?
KÖRFEZİN KİRLİLİK FATURASI FOÇA’YA KESİLDİ
Ya yıllardır var olan körfez kokusu ve kirliliğine çözüm diye sunulanlar? "Körfezi temizliyoruz, 1 milyon ton çamur çıkardık" reklamları billboardları süslerken başlatılan çalışmaların faturası kime çıkıyor dersiniz? Gözden ırak olan Foça'ya...
Son günlerde Foçalı balıkçıların isyanını duymuşsunuzdur. İzmir Körfezi'nden çıkarılan o dip çamurunun, Karaburun ile Foça arasına döküldüğü iddiaları ayyuka çıkmış durumda. Üstelik Özel Çevre Koruma bölgesi olan bu sularda, balıkçıların ağlarına aylardır balık yerine körfezin vıcık vıcık çamuru takılıyor. İddialar o kadar vahim ki; yüklenici firmanın gemileri mazottan tasarruf etmek için belirlenen rotanın dışına çıkıyor, hatta mevkileri belli olmasın diye gemilerin takip cihazlarını (AIS) bile kapatıyorlar.
Belediye yetkilileri "Bizim kayıtlarımıza göre sorun yok, döküm yerleri yasal" diyerek topu taca atsa da balıkçılar avlak sahalarının ve o güzelim ekosistemin göz göre göre yok edildiğini haykırıyor, sahilde insan zincirleri kurarak seslerini duyurmaya çalışıyorlar.
İşte İzmir'in çelişkisi tam olarak bu.
İçerideki kokuyu ve kirliliği bitirmeye çalışırken, pisliği halının altına, yani Foça'nın temiz sularına süpürüyoruz. Trafiği çözmek yerine yeni düğümler atıyor, şehrin merkezinde nefes alamayan İzmir sakinin çilesini, denizin ortasında ağını çeken balıkçıya devrediyoruz.
Bu şehir; sorunların sadece yer değiştirdiği değil, gerçekten çözüldüğü bir yönetimi ve rahat nefes alınabilir bir hayatı hak etmiyor mu?