Bir tarafta toprağını savunanlar, diğer tarafta emeği için direnenler... Bugün Türkiye'de sermayenin ve holdinglerin çıkarlarına dokunan herkesin yolu eninde sonunda cezaevinde birleşiyor. Son haftalarda peş peşe gelen tutuklama haberleri, bu gerçeği bir kez daha karşımıza çıkardı. BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu ve İkizköy direnişinin sembol isimlerinden Esra Işık...
Haklarında öne sürülen resmi suçlamalar "yanıltıcı bilgiyi yaymak", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" veya örgütlenme faaliyetleri gibi kılıflara oturtulsa da asıl meselenin holdinglerin huzurunu kaçırmak olduğu artık aşikâr.
Mehmet Türkmen ile Antep’te mülteci mahallelerinin saldırıya uğradığı günlerde tanışmıştım. O günlerde ailelerle konuşmak için gittiğimde Türkmen'in sadece işçi sınıfının değil, ezilen ve ötekileştirilen herkesin yanında duran tavrına bizzat şahit olmuştum.
Urfa Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren Özak Tekstil’deki direnişi hatırlayalım. Sendika değiştirme baskısına ve işten atmalara karşı işçilerle yan yana durdu. Defalarca gözaltına alındı, darbedildi ama bir adım bile geriye atmadı. Onu mücadeleden koparmak için ev hapsi dahi verdiler; her yolu denediler ama günün sonunda kazanan Özak işçileri oldu.
Bugün ise yine işçilerin direnişine öncülük ettiği için parmaklıklar ardında.
Cezaevinden gönderdiği mektupta 25 kişilik koğuşta 63 kişi kaldıklarını, haftada sadece iki gün sıcak su verildiğini, tahtakurularıyla ve soğukla mücadele ettiklerini yazmış. Ancak yine de “Enseyi karartmak yok, biz kazanacağız" diyor.
***
Başaran Aksu ile tanışıklığım ise Kınık’taki Polyak maden işçilerinin direnişi sırasına dayanıyor. Basının bile işçilerin sesini duymazdan geldiği o günlerde, gece gündüz demeden grevdeki işçilerleydi. 1243 işçiyle omuz omuza 17 kilometre yürüdü, maden şirketinin kapısında gözaltına alındı ama o direnişin sonunda işçiler kazandı. Ya da Migros depo işçileri direnişinde de defalarca darp edildiğine şahit olundu. Yüzlerce işçiyle şirket sahibinin evinin önüne dayandığında da gözaltına alındı ama yine Migros işçileri kazandı.
Bugün Aksu'nun tutuklanma gerekçesi ise Esra Işık'ın haksız yere tutuklandığını savunduğu ve yargı-sermaye ilişkisini eleştirdiği bir paylaşım.
Ancak Aksu da tıpkı Türkmen gibi içeriden de direnişi büyütmeyi seçip Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesine ses katmak ve yargı kararlarını protesto etmek için açlık grevine başlayacağını duyurdu ve "Holdingleri üzmeye devam edeceğiz" dedi.
***
Esra Işık ile belki Mehmet Türkmen veya Başaran Aksu gibi yüz yüze tanışma fırsatı bulamadım. Ancak Akbelen ormanlarındaki direnişte, annesi Nejla Işık ile omuz omuza verdikleri mücadeleye defalarca uzaktan tanıklık ettim. Kömür madeni için zeytinlikleri ve ormanları yuttuğu o acele kamulaştırma sürecinde, köyünü sermayeye teslim etmemek için direnen Esra, evinden gözaltına alınıp tutuklandı. İçeriden yolladığı mektupta "Ben toprağımı savundum, onurumuzu savundum" diyor.
Ben gün boyunca bu yazıyı hazırlarken ve yazının son taslağına bakarken de Başaran Aksu’nun tutuklanmasına tepki gösterdiği için gözaltına alınan Bağımsız Maden-İş Sendikası Hukuk Birimi Görevlisi Doğukan Akan'ın da tutuklandığını gördüm.
İsimler ve şehirler değişse de sermayenin karşısına dikilen herkes için işletilen tarife değişmiyor. Tutuklamalarla sahadaki itirazın fiziken eksiltileceği hesaplanıyor belki ama öyle olmuyor.
Aksu içeriden açlık greviyle Doruk Madencilik işçilerine ses olurken, yıllardır emekleri gasp edilen, maaşları ve tazminatları ödenmeyen madenciler de direnmeye devam ediyor. Bağımsız Maden-İş'in duyurduğu üzere; işçiler bugün (12 Nisan) sabahı maden önünden yola çıkıp önce Beypazarı halkıyla buluşacak, ardından Ankara’ya yürüyecek. Karşılarında ise Türkiye'nin dört bir yanındaki işletmelerinde sömürü pratiğini sergileyen Yıldızlar SSS Holding var.
En önemlisi Esra Işık'ın cezaevinden kurduğu "Milas bir şirketten büyüktür" cümlesi, sadece kendi köyünün değil, tüm bu ortak mücadelenin özeti gibi aslında. Şimdi geriye, cevabı sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında verilmesi gereken o soruya kalıyor: Peki hukuk, şirketlerden büyük mü?