Eğer bir İstanbulluya 'martı' derseniz, aklına denizden çok vapur bacası, Eminönü balıkçıları ve havada kapılan simitler gelir. Martılar artık denizin değil, doğrudan şehrin ve insanın bir uzantısıdır orada. İzmir’de ise durum çok daha 'kendi halinde'dir.

İzmir martısı, İstanbullu kuzenleri gibi metropol telaşına kapılıp çatılarda kuluçkaya yatmak yerine, rotasını Gediz Deltası'nın sessiz sularına çevirir. Peki ama bir kuş türü, iki farklı şehirde nasıl bu kadar farklı iki karaktere bürünebilir?

BOĞAZ'IN DİNAMİK YAPISI VE KÖRFEZ'İN SAKİNLİĞİ

İstanbul, Karadeniz ve Marmara gibi iki farklı denizi birbirine bağlayan, inanılmaz derecede zengin ve hareketli bir su yoluna (Boğaz'a) sahip. Bu güçlü akıntılar yüzeye sürekli plankton ve göçmen balık sürüleri taşıyarak martılar için devasa bir besin zinciri oluşturuyor. İzmir Körfezi ise coğrafi olarak daha kapalı, sığ ve sakin bir yapıya sahip. İzmir'deki deniz ekosistemi de zengin olsa da İstanbul Boğazı'nın sunduğu o sürekli ve yoğun "açık büfe" balık akışına sahip değil.

"SİMİT VE VAPUR" KÜLTÜRÜNÜN EKOLOJİK SINIRLARI AŞMASI

İstanbul'da martı nüfusunun bir ekolojik patlama yaşaması büyük ölçüde insan faktörüne dayanıyor. Devasa şehir hatları vapuru trafiği ve yolcuların havada simit kapma yarışına giren martıları sürekli beslemesi, bu kuşların doğal avlanma alışkanlıklarını değiştirdi. Hazır gıdayla beslendikleri için popülasyonları doğal ekosistemin "taşıma kapasitesinin" çok üzerine çıktı. İzmir'de de İZDENİZ vapurları ve "gevrek" kültürü var elbet, ancak trafiğin hacmi ve martı besleme çılgınlığı İstanbul'daki endüstriyel boyutlara ulaşmıyor.

ŞEHİRLEŞME, ATIK YÖNETİMİ VE BALIK HALLERİ

Martılar, özellikle de gümüş martılar son derece fırsatçı (oportünist) canlılardır. İstanbul'un devasa nüfus yoğunluğu, dev açık atık alanları ve doğrudan denize sıfır büyük balık halleri (Karaköy, Eminönü gibi), martılar için inanılmaz bir atık gıda kaynağı yaratıyor. Şehrin betonlaşması martıları doğal yaşamdan koparıp, binaların çatılarını devasa kuluçka merkezlerine çevirmelerine neden oldu.

İZMİR'İN ZENGİN DOĞAL ALTERNATİFLERİ

Bu belki de ekolojik açıdan en önemli fark; İzmir'in hemen yanı başında, martıların ve diğer yüzlerce su kuşunun doğal yaşam alanı olan Gediz Deltası (İzmir Kuş Cenneti) gibi muazzam sulak alanlar bulunuyor. İzmir'deki kuş popülasyonu (incegagalı martılar, Akdeniz martıları, flamingolar ve pelikanlar) hayatta kalmak için şehir merkezinin çöplerine sıkışmak yerine, bu geniş ve doğal ekosistemlere dağılma eğiliminde. Yani İstanbul'daki martılar yaşamak için şehirde tur atmak zorunda kalırken, İzmir'dekilerin gidebilecekleri çok daha zengin, sakin ve sağlıklı doğal habitatları bulunuyor. İstanbul martısı artık denizden ziyade "şehre" ve insana adapte olmuşken, İzmir'in ekosistemi kuşların daha doğal alanlarda, daha dengeli bir popülasyonda kalmasına olanak tanıyor.

Yararlandığım Kaynaklar:

· Şehirdeki kuşların beton binalar yerine nereyi tercih ettiğine dair veriler için Doğa Derneği'nin Gediz Deltası Biyoçeşitlilik Raporları.

· Başkaya, Ş. (2015). "Türkiye'de Kentsel Yaban Hayatı ve İnsan Etkileşimi: Fırsatçı Türlerin Popülasyon Artışı". Orman ve Av Dergisi, 92(4), 12-19.

· İki şehrin deniz ekosistemleri ve balık akıntıları arasındaki uçurumu incelerken TÜDAV (Türk Deniz Araştırmaları Vakfı) yayınlarındaki oşinografi verileri.

· Şekercioğlu, Ç. H. (2012). "Türkiye'nin Kuşları ve Değişen Ekolojik Dengeler". Bilim ve Teknik, TÜBİTAK Yayınları.

· Bird Türkiye. (2025). İstanbul ve İzmir Körfezi Gümüş Martı (Larus michahellis) Popülasyon Gözlem Kayıtları.