Türkiye’de güven duygusuyla yaşayanların oranı yüzde 14’müş. Açık konuşalım: Çok bile. Bu yüzde 14 kim? Kim bu insanlar? Gece kapıyı kilitlemeden uyuyanlar mı? “Dolandırılmam herhalde” diye linke tıklayanlar mı? “Bu ülke düzelir ya” diye yandaş haber kanalı izleyenler mi?
Kendilerine buradan sevgi ve bir miktar da imrenme gönderiyorum.
Zira bu ülkede güven duygusu, artık nesli tükenmekte olan bir yaban hayatı türü gibi:
Ara sıra görülüyor, ama kimse fotoğrafını çekemiyor.
Eskiden güven basitti.
Marketten ekmek alırdın, ekmek çıkardı.
Taksiye binerdin, rotan belli olurdu.
İşe girerdin, maaşın ay sonu yatardı.
Şimdi hepsi sürpriz yumurta.
İçinden oyuncak mı çıkacak, fatura mı, icra tebligatı mı? Tamamen şans.
Telefon çalıyor mesela.
Eskiden, “Acaba kim arıyor” derdik.
Şimdi, “Hangi kurum, hangi ceza, hangi kampanya, hangi akraba kılığındaki dolandırıcı” diye seçenekli test çözüyoruz.
Açmazsan suçlu hissediyorsun, açarsan pişman.
Güven duygusu zaten ekonomide döviz gibi.
Yükselmesi zor, düşmesi çok kolay.
Bir sabah uyanıyorsun, fiyatlar artmış, umutlar düşmüş, güven zaten geçen ay satılmış.
***
İnsanlar birbirine de pek güvenmiyor.
Komşuya kargo bırakmaya çekiniyoruz,
Ama internetten hiç tanımadığımız birine “Yüzde 70 indirim, son 5 dakika” yazısını görünce bütün kart bilgilerini gönül rahatlığıyla giriyoruz.
Demek ki biz güvenmiyoruz değil…
Yanlış yerlere güveniyoruz.
***
Devlete güven, kuruma güven, sisteme güven…
Bunlar artık ayrı ayrı değil, toplu taşıma bileti gibi:
“Aktarmalı güven.”
Bir yerden binebilirsen, belki bir yere kadar gidersin.
O yüzde 14 var ya…
Muhtemelen içlerinde şunlar var:
“Bana bir şey olmaz”cılar,
“Her şeyin hayırlısı”cılar,
“Büyüklerimiz düşünüyordur”cular…
Bir de kesin burçlara inananlar vardır. (Ben)
“Merkür geriliyormuş, ondan böyle” diye açıklayanlar.
Ama kabul edelim…
Güven olmadan da yaşanıyor bu ülkede.
Refleksle, tedbirle, şüpheyle, ekran görüntüsü alarak,
konuşmaları kaydederek,
iki kere kontrol ederek,
üç kere düşünerek…
Yani aslında biz güvensiz değiliz, tecrübeli bir toplumuz.
***
Sonuç olarak yüzde 14 güvenle yaşıyorsa, yüzde 86 da “Her an bir şey olabilir” bilinciyle hayatta kalma modunda.
Kim kazanıyor?
Hayat.
Ama yine de o yüzde 14’e saygı duyuyorum.
Bu ülkede hâlâ güvenebiliyorsan,
ya çok cesursundur,
ya çok iyimser,
ya da internetin yoktur.
Hangisi olursa olsun…
Allah mutluluklarını bozmasın.
Biz arkadan ekran görüntüsü alarak geliyoruz zaten…