Karşı komşum Buket telaşla eve girdi “Arabanın motoruna yavru kedi girmiş, çıkaramıyoruz, yetiş!”
Koşturdum tabii.
Aracın başında Buket, annesi, babası, karşı komşular telaşlı uğraşı içindeler.
Biri tavuk budu getirmiş, diğeri budu kediye uzatmış.
Küçücük hayvan tavuk budunu Erol Taş gibi kopara kopara yiyor.
Mangalda pişmiş soslu… Nasıl güzel kokuyor!
Utanmasam ben de bir ısırık alacağım.
***
Neyse, açık kaputa balıklama atladım.
Ayaklarım havada çırpınıyor, kediye uzanmaya çalışırken komşum Buket’in annesi Nükhet hem oram buram açılmasın diye hem de düşmeyeyim diye tişörtümden çekiştirirken ben diğer komşuya tavuğun marinasyonunu nasıl yaptığını soruyorum.
Yoğurt, salça, ketçap, sarımsak, köri, kırmızı biber koymuş.
Yemek yapmaya ve yemeye düşkünlük böyle bir şey işte.
Sonra Öncel nasıl kilo versin?
Kedi gözümün önünde hart hurt tavuğu yiyor ama kolum bir türlü sıkıştığı yere girmiyor.
Gerçi sonradan baktık ki sıkışma falan yok.
Çıkabileceği yer gayet rahat.
Ama işte önündekini görmüyor!
***
Ertesi sabah aynı terane baştan başladı. Yine toplandık aracın başına çünkü kedi hala orada.
Ortada bir şey yok ama o avaz avaz bağırıyor.
Ne istediği belli değil!
Nükhet’in eşi İbrahim diyor ki, hortumla su tutalım, çıksın.
Tutuyoruz.
Bir anda fırlayıp en yakındaki başka bir arabanın içine giriyor.
Haydaaa!
Oraya da su, bu kez başka bir araba, sonra bir başkası daha.
Otomobil meraklısı!
***
Neyse sonunda Nükhet adeta uçarak kaçan kediyi havada yakalıyor.
Ve bilin bakalım tüm mahalle kediye kimin bakmasını uygun görüyor?
Bana soran falan yok zaten, kedi direkt benden önce eve giriyor.
Altı üstü birazcık ıslanmış, hava zaten 40 derece ama kediyi gör sanki kutuplarda ayazda kalmış. Öyle bir titreme.
Başına gelenleri abartan bir birey!
Havluya sarıp kucağıma alınca susuyor. Karnıma masaj yapmaya ve gurlamaya başlıyor. Anlamsızca avaz avaz bağırması kesildi.
Dişi kucağı onu sakinleştirdi.
Komşular kediyi tam olarak bana ‘kaktırıp’ evlerine dağıldı.
Kaldık baş başa.
Hemen kucağımdan indirdim, önüne mama su koydum.
Yemeğini söylene söylene ama nasıl bir iştahla yiyor!
Anlamsız bir hareket daha!
Yemeği bitti bağırmaya devam.
Bütün gece bağırdı, tuvaletini yapacak yer bir türü beğenmedi. Karnı davul gibi oldu.
Utanması sıkılması yok, sürekli pırtlıyor.
Sabah oldu, sonunda kendisine bahçenin bir köşesinde boşaltma yapacağı bir yer beğendirebildim.
Maşallah bir kilo yaptı.
O sırada bile söylenmeye devam.
Tek sustuğu yer benim kucağım.
Aldığım anda sesini kesiyor.
Çok numaracı.
**
Kalktık götürdük Çeşme Belediyesi Veteriner Kliniğine.
İç-dış parazitler yapıldı.
Bu hala tiz sesli borazan gibi kliniği inletiyor.
Buket veterinere sordu “Bu kedi neden bu kadar ötüyor?”
Dili sürçtü ama nasıl sürçmesin, hayvan hiç durmadan gerçekten de adeta ötüyor.
Meğer annesin çağırıyormuş! Gel beni al diye... Çok hüzünlü. Bütün gece beni uyutmamasının verdiği kızgınlığım geçiyor.
Tam bir ana kuzusu!
***
Veteriner kendisini güvende ve huzurlu hissedeceği bir köşe hazırlayın, susar dedi.
Eve döndük. Odanın bir köşesine kapalı, yumuşak bir köşe hazırladık.
Hemen yerleşti ve sustu.
Kendi konforuna meraklı.
İsmi Motor olsun diyorum.
Herkes aynı anda bağırıyor “Aaa dişi miymiş?”
Hemen çevirip bakıyorum, hayır erkekmiş.
Tam da tahmin ettiğim gibi.