Gemileri batırıyorlar, yakıyorlar ve söküyorlar! Ülkeyi sahipsiz sanıyorlar.
Her türlü entrika ve yasadışılık bunlarda!
Ulla gemisini unuttunuz bile değil mi? İskenderun Körfezi’nde dört buçuk yıl bekletilen ve sonunda batırılan Saint Vincent bandıralı gemi.
Saint Vincent! Evet adını duymadığınız, yerini bilmediğiniz bir ülkedir bu. Saint Vincent, açık sicil ülkeleri arasında yer alır.
Açık sicil ülkesi Saint Vincent, gemi sahiplerinin daha az çevresel ve iş güvenliği yükümlülüğüyle faaliyet göstermesine olanak tanır.
Bu ülkeler genellikle düşük vergi, gevşek denetim ve ucuz kayıt avantajları sunar.
ULLA gibi gemiler, bu avantajlardan yararlanarak çevresel sorumluluktan kaçınmak için bu tür ülkelerin bayrağını taşırlar.
Bu tür Açık Sicil Ülkeleri gemileri, ekolojiye ve çevreye verdikleri zararlar nedeniyle denetlenemezler. Bir ekolojik yıkıma neden olduklarında da hangi ülkenin sorumlu olduğu belirsizdir.
Olmayan ülkelerin sözüm ona bayraklarıyla dünya denizlerinde dolaşan tehlikeli atıkları taşıyan gemiler vardır. Bunlar da söküme getirilmiştir ülkemize.
Bu gemilerin sahipleri bilinemediği gibi yükleriyle ilgili bilgilere de ulaşılması olası değildir. Hele kamunun bunları bilmesi olanaksızdır!
M/V Ulla adlı gemi, 6 Eylül 2004’te İskenderun Körfezi’nde 2.200 ton tehlikeli atık taşıdığı sırada battı. Gemi Saint Vincent bandıralıydı ve çimento fabrikası tehlikeli atıklarından oluşan yükü İspanya’dan getirilmişti. Denizimiz bu atıktan arındırılamadı elbette.
İskenderunlu balıkçılardan başka isyan eden, itiraz eden olmadı ülkemizde!
Çimento atıklarını yakamazlardı. Türkiye’ye getirdiler ve zamanını kollayıp gemiyi batırdılar.
Ama yakabilecekleri atıklarla getirdikleri gemiler var. İşte son örneği ŞİMŞEKLER firmasının getirdiği BRİSTOL isimli gemi.
Libya’dan kaçırılmış. Savaş bu olanağı vermiş. Mısır kabul etmemiş ne olduğunu bildiği gemiyi. Hindistan da öyle!
Ama Binali Yıldırım, Ulaştırma Bakanı olduğu gün “ağabeyim” diye hitap edebilen, Aliağa’da sabahlara kadar havai fişeklerle kutlama yapan, “bundan sonraki yıllar bizim, gemi sökümcülerin yılları” diyen Adem Şimşek’in firması bu gemiyi Türkiye’ye sokmayı başarıyor.
Nasıl? Yasal belgeleri var mı? Sökebilirler mi?
Bu ülkede mahkemece sökülemez diye kararı verilen gemilerin karardan çok önce söküldüklerini biliyoruz. Bu söküm hızlarına tanıklık ettik kaç kez.
Mısır’dan Yunanistan’a çimento götüren geminin yolunu şaşırmış (!) ve tam da gemi söküm firmasının önünde baştankara sahile oturmuş olduğunu biliyoruz! Hem de Türkiye’ de çimentonun karaborsa satıldığı dönemde!
Dökme yük gemisinin ambarındaki standarda aykırı çimentolar, aramî alfabeli hazırlanmış torbalara doldurulup piyasaya sürülüyordu. Yani kaçakçılık genlerinde var. KOM Şube Müdürlüğü’nden akaryakıt dahil bu tür kaçakçılığıyla ilgili bilgiler edinilebilir.
Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın gemi söküm bölgesinde yaptığı denetim sırasında helikopterde görevli subayların, “Burası gemi söküm bölgesi. Gemi söküm bahanesiyle ülkeye neler sokuluyor neler?” diye yaptıkları konuşmayı, İzBB meclis salonunda, Yerel Gündem 21 toplantısı sırasında dinledik. Salondaki gemi sökümcülerden çıt yok!
Bir de Avrupa’nın hatta Bangladeş’in plastik atıklarını ülkemize sokanlar var. Bunların ithal ettikleri plastik ve naylon atıklara en kıymetli tarım alanlarımızda rastlarsınız. Uçuşurlar…
İzmir’deyseniz hastanenin dibindeki tehlikeli atık deposunda yakıldıklarına tanıklık edersiniz. Diğer plastik depo yangınlarından tanırsınız artık dumanını. En kanser yapıcı dioksin ve furan gazları yükselmektedir soluyacağımız havaya.
Şimdi getirdikleri gemileri alelacele sökenler, iki yıl gibi bir zaman diliminde beklettikleri gemide çıkan yangını seyrediyorlar.
Bu gemi de tonlarca ve tonlarca ton petrol atığı ve diğer tehlikeli atıklar var. Yakıyorlar! Yaşam alanlarımıza kanser yapıcı gazları yayıyorlar. Tüm canlılar soluyorlar bu kanserli havayı.
Kasten mi? Hazır millet orman yangınlarıyla meşgulken mi?
Sökülmeleri yasal değil ve evrakları falan mı eksik?
Bunları aşmak için mi yakıyorlar?
Bunları devlet araştırmalı ve bizi aydınlatmalıdır.
Yaşam savunucularını aşabilecekler mi? Onları aldatabilirler mi? Onlara emir verebilirler mi? Satın alabilirler mi?
Ülke gerçekten yangın yeri! Elbette söndüreceğiz…