Uygulanan ekonomi politikası sonucu oluşan ‘’EKONOMİK KRİZ’’ ‘’ORTA GELİRLİ’’yi, ‘’ALT GELİR’’ gurubuna itti.
TÜİK’in verilerine göre; her 100 kişiden sadece 4’ü ‘’İNSANCA’’ yaşama koşullarına uygun bir hayat sürdürüyor.
100 kişiden 29’u yardıma muhtaç, 57’si de fatura ödeyebiliyor.
Ülkemizdeki ‘’YOKSUL’’ sayısı 25 milyon.
Bu arada; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre; 2024’de 3.6 milyon hane ‘’AŞIRI YOKSULLUK’’ sınırının altında.
Sosyal yardım harcamaları bir önceki yıla kıyasla yüzde 61 oranında artarak 491.7 milyar TL oldu. Ekonomik kriz, sosyal krize dönüşüyor. Toplum yoksullaşıyor, reel sektör üretim gücünü kaybediyor. Bu tablo karşısında ekonomi politikasının önceliği; emekçiyi, işçiyi, köylüyü, esnafı desteklemek olmalıdır. Unutmayalım ki; en düşük emekli maaşının 16 bin 881 TL olduğu, yoksulluğun açlığa dönüştüğü bir ortamda ‘’SOSYAL BARIŞ’’ ı sağlamak giderek zorlaşır.
Ekonomik krizi aşalım derken ‘’SOSYAL ÇÖKÜŞ’’e yakalanmayalım.
Sanayide çarklar durdu
Uygulanan yüksek faiz, düşük kur politikası; ekonomide çarkların durmasına, sanayinin üretimden kopmasına neden oldu.
Finansman bulamayan şirketler yatırım yapamadı.
Sadece KOBİ’ler değil, holdingler de ekonomik darboğaza girdi. Yılın ilk 4 ayında 8 bin 187 şirket kapandı, işten çıkarılanların sayısı 1 milyona yaklaştı.
Bu arada; finansmana erişemeyen birçok işletme direnemedi, kapısına kilit vurmak zorunda kaldı. TOBB’un verilerine göre; yılın ilk 4 ayında 8 bin 187 firma kapısına kilit vurdu.
Büyük sanayi kuruluşları ve holdingler küçülme kararı aldı. Öte yandan; Ocak-Nisan döneminde 782 firma konkordato başvurusu yaptı, 1.147 tekstil fabrikası kapandı,2 bin 800 fabrika için satılık ilanı verildi. Diyebiliriz ki; iş dünyası döviz-faiz kıskacında, konkordato, iflaslar ve kepenk indirmeler artıyor. Gelir dağılımı adaletini sağlayan ve refah üreten bir ekonomiden giderek uzaklaşıyoruz. Sanayide çarkların durması, 4 ayda 8 bin 187 şirketin kapanması, sanayinin üretimden uzaklaşması, ekonominin refah yaratmaması; sürdürülebilir bir tablo değildir.
Sonuç olarak
Enflasyonun önlenememesi, yüksek faizin devam etmesi, işsizliğin artması, sanayinin üretimden uzaklaşması, yatırımların durması, barınma ve beslenme krizinin devam etmesi; sürdürülebilir ekonomik ve sosyal tablo değildir.