FIFA’nın Kulüpler Dünya Kupası’nı şişirme sevdası, futbolun ruhunu parayla takas ettiği bir başka hamleye daha dönüştü.

Hani eskiden yıl sonunda şöyle bir göz ucuyla baktığımız, reklam arası gibi gelen turnuva vardı ya… İşte o şimdi 32 takımlık, yazın ortasında koca bir maratona çevrildi. Sorulması gereken basit: Bunu gerçekten kim istiyor?

Futbolcular mı? Sanmam. Teknik direktörlerin zaten gözü sürekli saatte. Taraftar desen, yaz aylarında biraz nefes almak istiyor. Ama FIFA için hepsi detay. Yayın hakları, forma satışları, "global marka" olma hayali... Gerisi teferruat işte.

Jamal Musiala mesela. Bayern’in genç yıldızı. Yaz ortasında bir turnuvada sakatlanınca yeni sezona pamuk ipliğinde giriyor. Daha 22 yaşında; hayali topun peşinden koşmak, ama sisteme göre o artık sadece bir vitrin mankeni. Üstelik hesabı da kimse vermiyor.

Bir oyuncu, kulübünün rızası dışında bir turnuvada sakatlanırsa, faturayı kim ödüyor? FIFA mı? Kulüp mü? Menajerler mi?
Hiçbiri tam olarak elini taşın altına koymuyor. O taş genelde kulüplerin ve taraftarın sırtına düşüyor.
Tıpkı İstanbul’un yaz sıcağında yeni sezona umut bağlayan, kombinesini alan, formaya para yatıran Türk futbolsever gibi.

Transfer karmaşası

Avrupa’da transfer piyasası kaynıyor. Türkiye’de ise daha çok isimler havada uçuşuyor. Menajerler dört bir yanda, basına sızdırılmış metinler hep aynı: "Yıldız Türkiye yolunda", "Avrupa deviyle yarışıyoruz", "Bomba patlıyor!"
Ama iş imzaya gelince... Sessizlik.

Galatasaray yine forvet peşinde. Osimhen defteri kapanınca gözler Icardi’nin yanına gelecek yeni isme çevrildi. Ama bahsi geçen isimlerin fiyatı dudak uçuklatıyor. Yönetim ince eleyip sık dokuyor. Süre daralıyor. Taraftarın sabrı da.

Fenerbahçe’de Mourinho soru işaretleri ile sezona başladı ancak yine de beklenti daha da yüksek. Ama şu ana kadar gelenler, “potansiyel transfer” kategorisinde. Taraftar, o büyük imzayı hâlâ bekliyor.

Beşiktaş zaten tam bir dönemeçte. Yönetim değişti, teknik direktör netleşti ama kadro baştan yazılmak zorunda. Kadro mühendisliği değil, resmen kadro reenkarnasyonu yaşanıyor.

Trabzonspor sessiz ama dikkatli adımlar atıyor. Nokta atışı planları var. Ama dövizin oynaklığı, işleri zora sokuyor. Bugün anlaşılan bir oyuncu, yarın kur farkıyla iptal edilebiliyor.

Göztepe ise Süper Lig'de tutunma hedefiyle farklı bir yol izliyor. Parayı basıp yıldız getirmektense, sistem kurmaya odaklılar. Genç ve gelişime açık oyuncularla uzun vadeli bir yapı kurmak istiyorlar. Ve bu Türk futbolu için ezber bozabilecek bir adım.