2025’ten 2026’ya yansıyan Türkiye manzarası, iç açıcı olmadığı gibi geleceğe dönük olarak da umut vermiyor. İşsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği, barınma ve beslenme krizi; kronikleşti, YAPIŞKAN bir hal aldı. Böylesine ‘’OLUMSUZ’’ bir tablo; insanımızı umutsuzluğa, karamsarlığa düşürdü, huzuru, mutluluğu arar olduk.

Bu bağlamda; asgari ücretin 28 bin 75 TL olduğu bir ortamda Türk-İş, 4 kişilik bir ailenin ‘’AÇLIK SINIRI’’nı 30 bin 143 TL olarak açıkladı.

DİSK-AR da geniş tanımlı işsizlik oranını yüzde 29.1, işsiz sayısını da 11 milyon 800 bin olarak hesapladı.

Bu arada; gelir dağılımındaki eşitsizliğin giderek daha da derinleştiği değerlendiriliyor. Toplam gelirin üçte biri nüfusun yüzde 10’unun elinde, yüzde 50’sini de nüfusun yüzde 20’lik bir kesimi alıyor. Bu tablo; ‘’GELİR PAYLAŞIMI’’ndaki ‘’EŞİTSİZLİĞİN’’ giderilmediğini gösteriyor. Zenginle yoksul arasındaki makas günden güne biraz daha açılıyor.

TÜİK’de 2025’ de yoksulluk oranını yüzde 20.6 olarak açıkladı.

Öte yandan; borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşenlerin sayısı da 1 milyon 810 bine ulaştı.

AÇ KALAN İNSAN ÖNCE İNANCINI YER

SGK’lı çalışanların yüzde 40’ı asgari ücretli. Asgari ücret ‘’AÇLIK-SEFALET’’ ücretidir. Çalışanların dörtte üçü yoksulluk sınırının altında maaş alıyor.

Bu arada; günümüzde ev sahibi olanların oranı yüzde 56. Oysa; 10 yıl önce ev sahipliği oranı yüzde 61’di. Unutmayalım ki; aç kalan, barınamayan insanlar önce ‘’inançlarını yemeye’’ başlarlar. Yüksek enflasyon, yoksulluk ve işsizlik; önce ahlaki yozlaşmaya neden olur. Devletin dini olmaz, devletin dini adalettir. Aklımızdan çıkarmayalım ki; adaletin olmadığı bir ülkenin cehennemden farkı yoktur.

Güven ruh gibidir, bir daha geri dönmez. Ülkeyi yönetenler güveni kaybetmemelidirler.

Bunun en etkili adımı da ülkeyi yönetenlerin, karar ve uygulamalarının odağına vatandaşı yerleştirmesidir.

Bu bağlamda; karar ve uygulamaların temel hedefi, ‘’ADİL GELİR BÖLÜŞÜMÜ’’, insanların refah düzeyinin yükseltilmesi, beslenme ve barınma krizini gündemden düşürmek olmalıdır.

SONUÇ OLARAK: Yeni yıl; yeni hayatın, yeni hayalin ve yeni umudun başlangıç yılı olsun.