Savaşın kazananı olmaz. Bu cümleyi ilk duyduğumda klişe gelmişti. Tarih kitapları zaferlerle doluydu çünkü.

Fetihler, bayraklar, meydanlarda at koşturan komutanlar…

Hep bir “kazanan” vardı. En azından öyle anlatıldı bize.

***

Ama geceleri anlatılmadı.

Hiçbir tarih kitabı, sabaha karşı düşen bombaların sesini yazmaz.

Hiçbir resmi tören, boş kalan sandalyeyi göstermez.

Savaşın fotoğrafları vardır ama kokusu yoktur: yanmış toprak, barut, korku ve insan eti kokusu.

Kazanan kimdir?

Haritada birkaç santimlik ilerleme mi?

Bir petrol kuyusu mu?

Bir sınır çizgisi mi?

Savaş bittiğinde geriye ne kalır?

Yıkılmış şehirler.

Kimsesiz çocuklar.

Ömür boyu sürecek travmalar.

Ve her iki tarafta da ağıt yakan anneler.

***

Bir taraf “zafer” diye bağırırken, öbür taraf “yas” tutar.

Ama aslında ikisi de kaybetmiştir.

Çünkü savaş sadece askerleri öldürmez; insanın içindeki merhameti, güveni ve geleceğe dair inancı da öldürür.

***

Savaşın gerçek bilançosu, resmi rakamların çok ötesindedir.

Bir çocuğun geceleri ışık açık uyuması,

Bir kadının siren sesi duyduğunda irkilmesi,

Bir adamın hayatı boyunca sustuğu bir anı…

Bunlar zafer kutlamalarına sığmaz.

Savaş, insanın en ilkel korkusunu meşrulaştırır.

“Biz ve onlar” diye böler dünyayı.

Oysa toprağa düşen her beden, aynı ağırlıkta iner yere.

Kurşun milliyet sormaz. Acı pasaport taşımaz.

***

Kazanan kimdir?

Silah satanlar mı?

Güç dengesi kurduğunu zanneden siyasetçiler mi?

Yoksa ekran başında rakamları tartışan bizler mi?

Gerçek şu ki savaşın sonunda herkes biraz daha eksik kalır.

Daha güvensiz.

Daha sert.

Daha yalnız.

Belki de bu yüzden “Savaşın kazananı olmaz” cümlesi bir slogan değil, bir uyarıdır. İnsanın kendi karanlığına düşmemesi için bir çığlık.

Çünkü savaş başladığında önce bombalar düşmez.

Önce kelimeler sertleşir.

Sonra vicdan susar.

En sonunda da insan, insan olmaktan vazgeçer.

Ve işte o an, herkes kaybetmiştir.

Zafer marşları sustuğunda geriye kalan tek şey şudur:

Aynı gökyüzünün altında, birbirine yabancılaşmış insanlar.

***

Savaşın kazananı olmaz.

Çünkü insanlığın kaybettiği yerde kimse kazanmış sayılmaz.