Vitrinlerin kırmızılara büründüğü, "sevgi" temalı mesajların öne çıktığı 14 Şubat Sevgililer Günü geride kaldı. Ancak kutlamaların hemen ertesinde İzmir ve Türkiye genelindeki veriler, kadınların "sevgi" adı altında veya en yakınlarındaki erkekler tarafından şiddete maruz bırakıldığını ortaya koyuyor. İzmir’de son bir ayda işlenen kadın cinayetlerinde faillerin tamamının, kadınların evli olduğu, birlikte olduğu ya da ayrıldığı erkekler olması, şiddetin kaynağına dair tabloyu göz önüne seriyor.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, özellikle boşanma ve ayrılık süreçlerinin "yüksek risk dönemi" olarak tanımlanması gerektiğini vurguladı.
OCAK AYINDA 26 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ
TKDF’nin yayınladığı Ocak 2026 raporuna göre, 1 Ocak – 31 Ocak tarihleri arasında Türkiye genelinde 26 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Ayrıca 19 kadın cinayete kurban giderken, 7 kadının ölümü kayıtlara "şüpheli" olarak geçti.
Cinayetlerin işlendiği mekanlar incelendiğinde, kadınların en güvenli alanları olması gereken evlerinin, şiddetin en yoğun yaşandığı yerler olduğu görülüyor. Rapora göre, öldürülen kadınların 19’u (%73) kendi evlerinde veya yaşam alanlarında öldürüldü.
İZMİR'DEN 7 ÇAĞRI: İSTANBUL'DAN SONRA İLK SIRADA
Şiddetle mücadele mekanizmalarına yansıyan veriler de İzmir'deki durumu doğruluyor. TKDF’nin Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı verilerine göre, Ocak ayı içerisinde hatta toplam 579 çağrı geldi. İller bazında bakıldığında İstanbul 29 çağrı ile ilk sırada yer alırken, İzmir 7 çağrı ile İstanbul’un hemen ardından geldi.
Türkiye genelindeki fail profili de İzmir ile benzerlik gösteriyor. Ocak ayında öldürülen kadınların 10’u aile içindeki erkekler, 3’ü birlikte olduğu erkek, 3’ü reddettiği erkek, 1’i ise boşandığı veya boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürüldü.
CANAN GÜLLÜ: "AYRILIK SÜREÇLERİ YÜKSEK RİSK DÖNEMİDİR"
14 Şubat atmosferinin ardından şiddet gerçeğine dikkat çeken TKDF Başkanı Canan Güllü, kadın cinayetlerinin önemli bir bölümünün boşanma aşamasında veya ayrılık sürecinde işlendiğini belirtti.
Güllü, ayrıca şöyle diyor:
"Kadın cinayetlerinin önemli bir bölümü, kadınların boşandığı, boşanma aşamasında olduğu ya da ayrılmak istediği erkekler tarafından işlenmektedir. Bu nedenle ayrılık ve boşanma süreçleri, yüksek risk dönemi olarak kabul edilmeli; koruyucu ve önleyici tedbirler bu süreçte gecikmeksizin uygulanmalıdır. Risk analizi yapılması, uzaklaştırma kararlarının etkin biçimde izlenmesi ve kolluk kuvvetlerinin başvurulara gerekli özeni göstermesi hayati önem taşımaktadır."
"CEZASIZLIK ALGISI FAİLLERİ CESARETLENDİRİYOR"
Şiddetle mücadelenin sadece kriz anına müdahale ile sınırlı kalamayacağını belirten Güllü, "cezasızlık" algısının yarattığı tehlikeye işaret etti:
"Suç işleyen faillerin etkin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinden geçmeden tahliye edilmeleri ya da yeterli yaptırımlarla karşılaşmamaları, yeni suçların işlenmesini cesaretlendirmektedir. Faillerin korunacağına dair oluşan toplumsal algı, mağdurların adalete erişimini de zayıflatmaktadır."
ÇÖZÜM: BÜTÜNCÜL MÜCADELE
TKDF, şiddetin önlenmesi için atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı:
Eğitim: Okullarda çocuklara yönelik yaşa uygun, hak temelli eğitimler verilmeli.
Personel Eğitimi: Kolluk kuvvetleri ve kamu personeline düzenli toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi sağlanmalı.
Kapasite: Sığınak ve danışma merkezlerinin kapasitesi artırılmalı.
Veri: Veri toplama ve raporlama sistemleri şeffaflaştırılarak kamuoyu ile paylaşılmalı.