Herkesin hayatında unutamadığı bir rezil olma anısı vardır. Yolda yürürken bir yere takılıp düşenler, sesli bir mekanda bağırarak bir şey söylerken o anda müziğin kesilmesini yaşayanlar, yanlış kararlar verenler… Ya da daha çocukken basit hatalar yapanlar…

Hepsi birbirinden küçük düşürücü ama olağan durumlar. O yüzden hayatımız boyunca küçük düşebiliriz, insanız sonuçta. Ancak koskoca bir ülke… Küçük düşebilir mi? Ya da tarihi boyunca kaç defa küçük düşer, çocuklar gibi?

Bir sanatçının UNICEF iş birliğiyle hazırladığı bir bağış videosunda kullandığı, "Bu Ramazan dünyanın hiçbir yerinde aç bir çocuk kalmasın. Türkiye'den Gazze'ye, Sudan'dan Afrika’nın en uzak köylerine… Bağışınla çocuklara umut ol" ifadeleri bu haftanın gündemi oldu. Şehit haberleri, laiklik tartışmaları, 9 yaşındaki çocuklara “Derste Cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu?” soruları gibi gündemlerin arasından kıvrak bir siyasetçi gibi sıyrıldı bu söylemler.

İlk gördüğümde çoğu kişi gibi bunda tartışma yaratacak ne olabilir diye düşündüm. Her fırsatta bir siyasinin peşinden koşan ve bağış videosu çeken sanatçının eski sevgilisi olan bir kişi tartışmaları alevlendirmiş. İfadelerine göre videoda Türkiye’yi kriz bölgesi olan diğer ülkelerle aynı kategoride göstererek bizi yurt dışında küçük düşürmeye çalışılmış.

Koskoca ülke, bağış videosuyla küçük düşer mi? Bu iş o kadar basit değil ki. Küçük düşmek için daha ciddi şeyler lazım. Ülkede çıkan bir orman yangınında yeteri kadar yangın söndürme uçağı olmadığını bilen insanların diğer ülkelere global yardım çağrısı yapması lazım. Yıllarca deprem vergisi alınmasına rağmen büyük çaplı depremde hükümetin IBAN paylaşıp yurttaştan para istemesi lazım. Farklı bir devlet başkanının o ülkenin Cumhurbaşkanına “Aptal olma…” diyerek mektup göndermesi, o mektubun da bir barda sergilenmesi lazım.

Yurt dışına rezil olmak için o ülkeyi yönetememek lazım. Sadece 1 senede, 94’ü çocuk 2 bin 105 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesi gerekir. O 1 yılda en az 391 kadının erkekler tarafından öldürülmesi gerekir. Köşe yazan bir gencin, rezilliklerin hepsini yazarsa çok uzayacağı için tam burada örnek vermeyi bırakması lazım, yurt dışına rezil olmak için…

Bu örneklerin gerçek olduğu bir ülke var mıdır bilmiyorum. Belki gerçek olamayacak kadar uzakta belki de gerçek olduğuna inanmak istemeyeceğimiz kadar yakınımızdadır. Öyle gerçektir ki normalleşmiştir bütün bunlar. Bu normalleşmeyle utanma duyguları yitirilmiştir. Ne bileyim, ülkenin bakanları, “Neden utanalım, utanılacak bir şey yapmadık” demiştir bütün bu gündemlerle yoğurulan milletin meclisinde. Belki de tam o sırada ülkenin yurttaşları sıkıntılarının çözümünü devletten istemek yerine mafyadan medet umar olmuştur.

Küçük düşmenin, düşürülmenin çözümü nedir? Çocukluğumuzdaki o anları nasıl atlattık? Belki zamanla unutarak belki de zamanla gülerek hatırlayarak… Peki küçük düşen bir ülke nasıl atlatır bu durumu? Bir insanın aksine, asla unutmayarak, gülerek değil öfkeyle hatırlayarak. Veya bir öncekini unutturacak büyüklükte küçük düşerek. Hangi şekilde atlatılır onu zaman gösterecek. O güne kadar bir bağış videosundan dolayı küçük düşen ancak yoksulluktan kırılanları göremeyecek kadar halktan kopuk kişilerden kurtulmak dileğiyle.