Daha kötüsü henüz gelmediği için benzersiz ve biricik olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in o ironik açıklamasının üzerinden yalnızca 5 gün geçti.
Eğitim-İş'in "Atatürk'e Mektup" yarışmasına izin verilmediği iddiası hakkında konuşan Yusuf tekin şu açıklamayı yaptı:
“Burası muz cumhuriyeti falan değil. Burası Türkiye Cumhuriyeti ve biz bir hukuk devletiyiz. Hukuki prosedüre uyarak iş yapan bütün sivil toplum örgütleri baş tacıdır.”
Neymiş? Tekrar ediyoruz, “Türkiye bir hukuk devleti”ymiş. Neymiş, “Burası muz cumhuriyeti değil”miş.
Bakanın bu açıklamasından sonra muz cumhuriyeti nasıl olur diye düşünüyorum. Herkesin aklına hemen hemen aynı şeyler geliyordur. Muz cumhuriyeti Yusuf Tekin’in söylediğinin aksine bir hukuk devleti değildir. Ülkede güçler ayrılığı ilkesine bağlı kalınmamıştır ki mevcut yapılar birbirini denetleyemesin. Kararların tümü tek bir kişinin imzasına tabi tutulmuştur. O kişi isterse, hak, hukuk, kural, yasa dinlemeden istediği olur; istemezse en yasal durumlarda bile hukuk işlemez hale gelir.
Muz cumhuriyetinin toprakları, ormanları, doğal güzellikleri rant uğruna muz cumhuriyetinin ya da diğer ülkelerin zengin şirketlerine satılır. O toprakların üzerinde yaşayan halk düşünülmeksizin rant uğruna muz cumhuriyetinin “emir kulları” aracılığıyla alanlar boşaltılır. Maden sahaları, gökdelenler, villa siteleri, lüks oteller veya muz cumhuriyetinin muz vekilleri gelip gitsin diye saraylar yapılır.
Muz cumhuriyetinde yoksul halk belli başlı ideolojilerle uyutulur. Devlet yetkililerinin, “Muzumuza sahip çıkalım, çünkü başka muzumuz” yok minvalinde cümlelerine inanan yurttaş yaşanan hukuksuzluklara göz yumar. Çünkü “muz kutsaldır”. Gerekirse “soğan ekmek yenir”, “porsiyonlar küçültülür” ancak muz cumhuriyetinin bayrağı inmez. Ancak kimse şunu görmez, yoksul halk bir günlük emeği ile devletinin adını aldığı muzu alıp yiyemez bile. Bütün bunlara rağmen halk ay sonunu getiremezken kravatlı muzlar, saraylarının masraflarından, makam araçlarından, devlet törenlerindeki konvoylarından kısmazlar. Çünkü tüm ülke bilir. Muz cumhuriyetinde “itibardan tasarruf olmaz.”
Kendimce bir senaryo ile betimleyerek daha iyi anlamak istiyorum bu muz cumhuriyetinin nasıl bir ülke olduğunu.
Mesela Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin muz cumhuriyetinin bakanı olsaydı, ne olurdu?
Muz cumhuriyetinde olmasına rağmen yazımın başındaki, “burası muz cumhuriyeti değil, muz cumhuriyeti bir hukuk devletidir” açıklamasını yaptıktan yalnızca 3 gün sonra ülkesinin bir okuluna bir silahlı saldırı düzenlenirdi. Bakanın görevini iyi yerine getiremediği için gerçekleştirilen bu saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, bir yemekhane görevlisi ve bir polis memuru olmak üzere toplamda 16 kişi yaralanırdı.
Böyle bir olaydan sonra “her şeyi de muz cumhuriyetinin bakanlarından bilemeyiz. İstisnalar olabilir, sonuçta onlar da insan” deyip hayatımıza devam etmemiz gerekirdi. Tabii muz cumhuriyetini yönetenlerin dosyaları kabarık olmasaydı.
Ne demiştik?
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin muz cumhuriyetinin bakanı olsaydı, ne olurdu?
Gerçekleşen okul saldırından iki gün sonra partisinin grup toplantısında basın mensuplarının, “okullarda bir güvenlik zafiyeti var mı?" sorusuna şu cevabı verirdi: “Her dönemin başında, valilerimizin başkanlığında okullarımızı güvenlik ve risk açısından değerlendirmeye tabi tutar, tedbirlerimizi alırız.”
Ne kadar güven veren bir açıklama değil mi? Ama unutmayalım hayal kuruyoruz ve hayalimizde Sayın Yusuf Tekin muz cumhuriyetinin bakanı…
Tam da bu yüzden Bakan Bey bu açıklamayı yaptıktan sadece birkaç dakika sonra son 2 gün içerisindeki 2. okul saldırısı gerçekleşir. Bu saldırıda da 8 öğrenci, 1 öğretmen toplam 9 yurttaş hayatını kaybeder ve 13 yaralanan olur.
Yalnızca 2 günde yaşananlar bunlardır muz cumhuriyetinde. Peki bütün 48 saatte bütün bu yaşananlardan sonra Bakan Yusuf Tekin bir kürsüye çıkıp utanmadan, “burası bir hukuk devletidir” diyebilir mi? Utanmaz, hiç utanmaz ve der. Çünkü unutmayalım hayal kuruyoruz ve Yusuf Tekin muz cumhuriyetinin Milli Eğitim Bakanı…