Siyaseti takip etmeyi oldum olası sevmişimdir. Öyle film izler gibi değil ama… Sessiz, sakin derinden gelen bir hazla takip etmek.
Günlük hayatımızda doğrusunu bildiğimiz yalanları dinlerken, “eeee, sonra n’olmuş anlat bakalım” derken duyduğumuz haz var ya. Tam olarak o işte.
Kürsülerden birbirlerine ateş püskürenlerin meclis lokantalarında yan yana pirzola yediklerini, protokollerde el ele tutuşarak birbirlerini yolcu ettiklerini gördükçe insanın içi bir hoş oluyor. Sanki olması gereken oluyormuş gibi huzurla doluyor. “İşte bu” diyorsun. Sonunda “normalleşiyoruz.”
Bu nasıl bir normal, nerenin normali bilinmez. Ancak çok yakın geçmişte ana muhalefet partisi genel başkanı bu süreci başlatıyorum diyerek uzun süre sonra cumhurbaşkanını genel merkezlerinde ağırlayıp el sıkışmıştı. Sonrasında normalleşme başladı, CHP’li 22 belediye başkanı tutuklandı. 1 milletvekili ve 16 belediye başkanı partisinden istifa edip AKP’ye geçti. Bütün bu olanlardan sonra akıllara hoca ile cemaat deyimi geliyor. Genel başkan el sıkışırsa partili rozet bile takar…
O rozeti son olarak Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal taktı. Hangi Burcu Köksal mı? Dönemin CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi AKP’ye geçtiğinde, “seni cezaevinde yalnız bırakmayanları değil, seni o cezaevine attıran, kumpas kuran sümüklü FETÖ’yle yol arkadaşı olanların yolunu seçtin” diye bağırıp çağıran Burcu Köksal. Yine aynı kişiye, “Dün ‘Atatürk’ün askeriyim’ diyordun. Bugün Atatürk ile zerre kadar muhabbeti olan cenazeme gelmesin diyen, ‘Keşke Yunan galip gelseydi’ diye dua eden fesli deli Kadir’in yol arkadaşlarının yolunu seçtin” diyen Burcu Köksal.
Bence şimdi sormak lazım bu demeçleri verdiği partisinden istifa edip AKP’ye kök salan Burcu Başkan’a, “ne değişti” diye. “Sümüklü FETÖ’yle yol arkadaşı olanların” onun gözündeki yeri mi değişti yoksa, “aslında o kadar da ‘sümüklü’ değilmiş ya” deyip mi yol arkadaşı olmayı seçti.
Zamanında “Atatürk’ün askeriyim” diyenlerin rütbelerini sorgularken, bugün “fesli deli Kadir’in yol arkadaşı” dediği kişilerin askerliğini nasıl yapacak? Çok da güzel yapacak. Yüzü kızarmadan yapacak. Kendisinden birkaç ay önce AKP’ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu gibi yapacak. Yine CHP’den istifa edip cumhurbaşkanın karşısında asker selamı veren Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır gibi yapacak o askerliği. Büyük bir gururla… Utanmaz olmanın gururuyla.
Peki bu sürecin mimarı olanlar ne yapacak? Hapse atılan 22 belediye başkanının, AKP’ye geçen 16 belediye başkanının adaylıklarını belirlediği süreçte, “adayları belirlerken sokağın sesine kulak verdik” diyenler hatta “adayları belirlerken yapay zeka kullandık” diyenler ne yapacak? Doğal zekayla belirlediği belediye başkanları 1 elin parmakları kadar olan sevgililerini belediyelere “bankamatik personel” yaparken ne yapacak?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı belirlendiğinde “değişimi görmek isteyen İzmir’e baksın”, “cerrah titizliğinde çalışıyor”, “İzmir’e değen bu yetenekli el kenti hak ettiği hizmetlerle tanıştıracak” dediği başkan “yetenekli elini” cerrah titizliğiyle belediye emekçisinin cebine atarken, işçi düşmanlığı yaparak kentin nefretini kazanırken yapay zekayla aday belirleyenler ne yapacak?
Asıl bu soruları sormak lazım.
Bekleyip göreceğiz…