Kurallara uyulmayan bir ülkede yaşıyoruz. Devleti yönetenler halka her zaman umut veren söylemde bulunuyorlar ama uygulamaları söyleme ters. Bunlardan birisi inşaat sektörü.
Daire sahiplerine kentsel dönüşüm diye umut verildi. Yüklenici firmalar bir apartmandaki daire sahiplerinin tamamından onay alamadığı zaman kural değiştirildi. Çoğunluk oyuna döndürüldü. Daha sonra da bir daire sahibinin yaptırdığı beton testi bozuk çıkarsa tüm bina boşaltılır şekline dönüştü.
Yüklenici ile anlaşan daire sahiplerine devlet kira yardımı yapıyor. Bir beton testi nedeniyle evlerini boşaltmak durumunda kalan apartman sakinleri kira yardımından yararlanmak için bir yüklenici ile anlaşmak durumunda kalıyorlar.
Daha fazla ayrıntıya girmeden şu soruyu soralım; burada sistem daire sahiplerine mi yüklenici firmalara mı çalışıyor? Tabii ki yüklenici firmalara, yani müteahhitlere. Müteahhit binayı zamanında teslim etmediği zaman daire sahipleri büyük sorun yaşıyor. Süresi biten kira yardımı aileleri geçim sıkıntısına sokuyor. Müteahhitlere yaptırım yok gibi.
Burada bir başka tehlike daha var; o da binanın depreme karşı dayanıklılığını sağlayan betonarme yapısının kalitesi. Deprem oldu, on binlerce kişi öldü, yeni binalar yapılıyor ama kontrol sistemi nasıl çalışıyor. Kentsel dönüşümde binaları özel sektör inşa ediyor. Deprem bölgelerinde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı projeleri yaptırıp ihalesini yapıyor, denetimini “devlet memurları” yapıyor. İnşaatı sürerken kendi kendine yıkılan binalarla ilgili haberler oldu. Medya olayın üzerine gitmedi ya da gidemedi.
Geçen gün bir başka olay yaşandı. Karar gazetesindeki habere göre; Şanlıurfa’da bir müteahhit kaba inşaatı, yani betonarme iskeleti bitirilen binasındaki betonun daha önce olumlu çıkan test sonuçlarından şüphelendi. “Bu kez özel bir laboratuvarda yeniden inceledi”, sonuçlarda beton dayanımının çok düşük olduğunu gören müteahhit binayı şikayet etti. Bina mühürlendi ve beş katlı bina yıkıldı.
Mimarlar Odası Şanlıurfa Şube Başkanı müteahhidin duyarlı davranışını takdir ederek, müteahhidin kendi inisiyatifiyle ek testler yaptırıp yıkım kararını aldırmasını önemli buluyor.
İnşaat Mühendisleri Odası Şanlıurfa Temsilcisi ise, “6 Şubat 2023 depreminin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen aynı hatalar sürüyor. Yapı denetim sisteminde ve beton kontrollerinde ciddi sorunlar var. Bu denetimlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere daha sıkı yapılması gerekiyor” diyor.
Evet bu haberden çıkarılacak birkaç mesaj var; birincisi, mühürlemeyi hangi kurum yaptı, yıkımı kim yaptı belli değil. Ancak fotoğraflardan başarılı bir yıkım olduğu görülüyor. İkincisi, müteahhit daha önceki test sonuçlarından şüpheleniyor. Müteahhit test yapan firmayı veya kurumu seçemiyor mu? Bu iş muhtemelen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının işi. Burada İnşaat Mühendisleri Odası Şanlıurfa Temsilcisi “Yapı denetim sisteminde ve beton kontrollerinde ciddi sorunlar var. Bu denetimlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere daha sıkı yapılması gerekiyor” diye vurguluyor.
Üçüncüsü, beton, kalıp, demir işlerini kim yaptı ve müteahhit neden doğru ekibi seçmedi. Yapılan işi kontrol edecek teknik eleman bulundurmadı mı? Betonu nereden aldılar, test için beton örneği alınırken ve örneklerin kırımı yapılırken teknik eleman orada bulunmadı mı?
Özetle, yapılan işler sahte mühendis diploması olan bir usta ile yapılsa ancak bu kadar rezil olabilir. Bina inşaatı sahtekarlık, yanlışlık kaldırmaz. Binayı kullanan daire sahipleri bir depremde bunları canıyla öder.
İnşaat Mühendisleri Odası sık sık seminerlerle depreme karşı duyarlılığı geliştirmeye çalışıyor. Bu işi doğru yapmalıyız. Bakanlık da kendi bünyesinde çalışan teknik elemanları yanlış yaptıkları zaman soruşturma izni vermemekten vazgeçmelidir. Aksi takdirde, bu sitemin içindeki “kötü adamlar” denetim yapmadan, mamalarını alarak halkımızın yaşamını tehlikeye atmaktan çekinmezler.