Vatandaş demek yurttaş demek. Birkaç vatandaş tanımını aktarayım: Vatandaş bir vatan üzerinde yaşayan kişidir. Vatandaş, aynı topraklar üzerinde yaşayan ve aynı devlete bağlı bireylere denir.

Vikipedi’de hazırlanan sayfada vatandaşlık şöyle açıklanıyor: “Vatandaşlık ya da yurttaşlık, genellikle bir ülke olan politik kurumların bir parçası olmak demektir. Anayasal ülkelerde, o ülkede yaşayanların devlet tarafından anayasada vadedilen haklardan yararlanmaları için o ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı olmaları gereklidir. Bu kişilere vatandaş denir.”

TDK vatandaş sözcüğü için Atatürk’ten alıntı yapmış: "Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz."

Vatandaş, vatan ile ilgisi olan kişiler, bir karış toprağını ölür de bile terk etmez. Peki kâğıt üzerinde vatandaş olup da vatanından parça koparmaya çalışanlara ne denir? Vatanını tanımayana “vatandaş” denir mi?

Ülkeleri dışarıdan bölmek isteyenler dünya savaşlarını kullandılar. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından sonra “milliyetçi” akımlarla yeni devletler ortaya çıktı. Bir tek Anadolu insanı Mustafa Kemal’in önderliğinde Avrupa’nın kazanan ülkeleri tarafından işgal edilen topraklarını işgalcilerden kurtardı. Tito, ölmeden 2 yıl önce12 Mart 1978'de, Yugoslavya'nın kuruluş yıl dönümündeki konuşmasında şöyle der:

"Ülkemiz kristal bir küredir. Ben Josip Broz Tito, bu küreyi ellerimle tutarak değil, alttan nefesimle üfleyerek havada tutuyorum. Umarım benim nefesim tükendiğinde de birisi gelip bu görevi benden devralır. Yoksa kristal küremiz yere düşer ve tuzla buz olur. İşte o zaman dünyanın kaderinin korunması görevi başka bağlantısız ülkelere kalır. Dünyanın geleceğinin korunması Anadolu’ya düşer. Anadolu’da Kemalistler tarafından kurulan devletin temel özelliği bağımsızlıktır. Bu yüzden Anadolu, dünyanın kaderini kurtarma görevini omuzlarına alır”

Evet! “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Atatürk’ün bu anlayışı 100 yıldır Anadolu’da kök saldı. Dünyanın kurtuluşu da Anadolu örneğindeki bağımsız ülke örneğindedir.

Yugoslavya’yı 3. dünya ülkelerinin liderliğine taşıyan Tito’dan sonra (Mareşal Josip Broz Tito) ülkeyi altı parçaya böldüler. Afrika’da da ülkeler ikiye bölünmeye başladı, girişim devam ediyor.

Türkiye’yi bölmek için partiler, dernekler, vakıflar var. Atatürk’e ve Lozan’a karşı çıkanların başında da 50 bin vatandaşımızın katili terörist başı Öcalan var. Sürekli halk yerine halkları ön plana çıkarmaya çalışanlar, halkların özgürlüğü ile bir altyapı oluşturmaya çalışanlar, Suriye ve Irak’tan destek almaya ve vermeye çalışanlar Anadolu’nun birlik ve bütünlüğüne etki yapamaz.

Yine de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor. “Bizce bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya koyulmalıdır” diyen DEM parti eş başkanının bu cümlesinden ne denli ısrarcı oldukları anlaşılıyor.

Ortadoğu’daki, Avrupa’daki karışıklıkları fırsat bilerek Türkiye’de farklı grupları harekete geçirmek isteyenler var. Onlara uyanlar, iş birliği yapanlar ne derecede gerçek anlamda vatandaş?

Unutmayalım; vatanını tanımayan, sahip çıkmayan kâğıt üzerinde vatandaş da olsa, Kurtuluş Savaşı ile dünyaya örnek olmuş Türkiye Cumhuriyeti devletini özümsememiş olan “yurttaşı” mıdır sizce?