Kurtuluşumuz için her yöreden, her köyden halkımız cepheye gitti, askere giysi dikti, cepheye ekmek, mermi taşıdı. Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının komutasında on binlerce şehit ve gazi verdik. Kurtuluş Savaşı’nda ve sonrasında cepheye gitmek bir yana askerimizi, bağımsızlık savaşı veren halkımızı öldüren Seyid Rızalar, Şeyh Said’ler türedi. İngilizlerle bir olup Cumhuriyetimizi parçalamaya çalıştılar.

Okuma yazma bilmeyenlere okul açan, çiftçilik öğreten, banka kurarak çiftçiye, girişimciye destek veren Cumhuriyet, ülkemizi dünyada devlet haline getirdi.

Kurtuluş Savaşı’nda emperyalistlerle işbirliği yapanlar 100 yıl boyunca aynı işlevi sürdürdü. Amerika uzun vadede Orta Doğu’daki ülkeleri bölme projesini başarı ile uyguladı. Barzani ailesi 19. yüzyılda Irak’ın kuzeyine yerleşti. Osmanlı Devleti’ne tavır aldı. Kürt Teali ve Terakki Cemiyeti ile iş birliği yaparak Osmanlı’nın parçalanması için çalıştı ve “devletleşmeye” çabaladı. ABD 1997’de Irak’ta 36. paralelin kuzeyini uçuşa yasak bölge ilan etti ve 2003’te Irak’ı işgal edinceye dek orada Barzanilere silahlanma ve örgütlenme eğitimini verdi. Kuzey Irak’ta Saddam’ın saldırısı sırasında Türkiye’ye sığınanlar, ABD’ye Türkiye’den uçakla götürülenler, Türkiye üzerinden Suriye’ye; SDG’ye katılmak için kırmızı halı ile geçirilenler… Olaylar çok çeşitli ve yaygın fakat bir gerçek var ki emperyal devletler “Kürtleri” hep kullandı, kullanmaya devam ediyor. Emperyalistlerin yapmak istediği şey Orta Doğu’da uydu devletler kurmak, Türkiye’nin huzurunu kaçırmak, becerebiliyorlarsa parçalamak ve uydu devletlere katmak…

İşte bu nedenle her zaman Türkiye’nin uçak yapması başta olmak üzere sanayileşmesine de yerli tohum üretmesine bile engel olmak, yaşamı ticarete çevirip halkın parasını yurtdışına taşımak için uğraşılıyor. Türkiye’de küçük bir azınlık dışında orta direk yok oldu, çoğunluk yoksul duruma düşürüldü. İnsanımız biat etmeye zorlandı, zorlanıyor.

ABD’nin terörist dediği, başına ödül koyduğu El-Kaide kökenli Ebu Muhammed el-Culani, El Nusra’cı oldu, HTŞ’yi kurdu. Terörist ismi Ahmed El Şara olarak değiştirilerek Suriye Devlet başkanlığına yürüdü. Aynı şekilde 25 yıldır idamdan kurtulan, müebbet hapis cezasına çarptırılan 50 bin bebek, kadın, öğretmen, asker, mühendis katili cani şimdi Türkiye’de kurucu önder konumuna getirilmeye çalışılıyor.

El Şara Cumhurbaşkanı iken SDG (Suriye Demokratik Güçleri) komutanı Mazlum Abdi’yi eş yönetici kabul edip onunla anlaşma imzaladı. El Şara geçenlerde Amerika’ya gitti, Trump kendisini kabul etti. Mazlum Abdi ise şimdi, “Öcalan ile görüşüyoruz, dışarda olursa daha iyi çalışırız” gibisinden bir şeyler söylüyor. ABD’nin yıllarca yetiştirdiği iki ajanı yan yana getirmek için “devlet adına” diye iddia edilen üçlü heyet (AKP, MHP, DEM) İmralı’ya gitti.

Emperyal devletler ne yaparlarsa yapsın, kimi ve neyi satın alırsa alsın, satın alınamayacak bir şey var; o da bu vatan için can veren şehitlerimizin çocukları, torunları yani bu vatanın öz sahipleri.

Gün gelip de kendini affettirmek için “yanıldım, kandırıldım, Amerika istedi, tehdit edildim” gibi sözler inandırıcı olmaz. Bu vatanın evlatları üç kuruşluk mevki ve “para” karşılığı ne geçmişini ne de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır” hedefini satar….