Muhalefet için şöyle bir yaklaşım vardır; iktidarın uygulamalarından memnun olmayanları örgütleme sanatı. Muhalefet yapmak bir sanattır, epey bir çalışma ister.
Muhalefet için halktan memnuniyet duymayanların düşüncesini eskiden pi-ar (piyasa araştırma) şirketleri yapar, basına ve siyasi partilere ulaştırırdı. Kamuoyu araştırmalarında sorulan sorular bazen partileri memnun etmezdi. Zira sorulan soruların bir kısmının soruluş şekli ister istemez bir yönlendirme içerirdi. Mutsuzluğun, beklentinin, tepkinin gerçek nedenlerini bulmak için araştırmacıların, habercilerin, akademisyenlerin hepsinin sunuşlarını, verilerini incelemek gerek. Bu konuda çok okuyup yazan liderlerden birisi Bülent Ecevit’tir. Kendisine sunulan araştırma ve istatistikleri dikkatle inceleyen bir liderdi. Ona yardımcı olan kişilerin başında da Rahşan Ecevit gelirdi. Ecevit’in katıldığı mitinglerde eşinin yanında durmaz, miting meydanının arka taraflarında dolaşır, halkla konuşarak bilgi toplardı.
Ecevit diğer partilerden farklı olarak engelli sorunlarını, Irak’taki Türkmenlerin sıkıntılarını, Bulgaristan’daki Türklerin çektiği eziyetleri gündeme taşıdı. Toprak işleyenin, su kullananın sloganı ile bazı kesimlerin “komünistlik suçlamasına maruz kaldı ama köylünün desteğini almayı başardı. Özetle, Ecevit’i iktidara götüren yolda dürüstlüğü, dik duruşu ve açık sözlülüğü idi. Bu şair başbakan bizim planlarımızda etkin olamaz diye düşünen ABD başkanı Nixon ve kurmayları Ecevit’in Barış Harekâtı yapacağını herhalde hesap etmemişti.
İstanbul Belediye başkanlığı sırasında kendi efsanesini yaratan Recep Tayyip Erdoğan güçlü Erbakan’ın Refah partisinin içinden çıkıp AKP’nin kurup iktidara yürürken halkın sıkıntısını ekonomik ve hukuksal olarak dile getirmeyi başarabilmişti. Dediklerinin tersini bile yapsa vatandaş bunlara dikkat etmeyi bir yana bıraktı ya da bıraktırıldı. Sonrasında Erdoğan ve ekibi iktidar avantajı ile hem sivil toplum kuruluşlarında, üniversitelerde hem de devlet yapısında etkin olarak örgütlendiler.
Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin oylarını yelpazenin merkezine doğru genişletirken kendi solundaki yelpazeden de destek almayı planladı. Hak, hukuk, adalet yürüyüşü bu nedenle yapıldı. Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüyüp Maltepe’de mitingle sonlanan etkinlik büyük etki yaptı. Siyasetle ilgisi olmayan kişiler “hak hukuk adalet” sloganını benimsediler, slogan yaygınlaştı. Helallik istemek programı ile aynı düşüncede olmayan hatta karşıt fikirli olup adalet arayan kişi ve kitlelerle bağ kurarak CHP’ne olan sert bakışlar biraz yumuşadı. Bu nedenle genel başkan seçilen Özgür Özel kitlelerde bu çalışmasının semeresini alarak belediyelerde CHP’nin birinci parti olmasının mutluluğunu yaşadı.
Özgür Özel 5 Kasın 2023’te genel başkan olduktan sonra seçim konusunu dile getirdi ama bekleyeceğiz dedi. Sonra 31 Mart 2024’teki yerel seçimlerden sonra her gün erken seçim sözünü ağzından düşürmedi. Ekrem İmamoğlu ile doruğa çıkan belediye başkanlarının ve elemanlarının tutuklanmasından sonra haftalık mitinglerde de seçim ve İmamoğlu’nun adaylığından başka etkin ve etkin öneri yapılamadı. Örnek vermek gerekişe, Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı iken Erdoğan hastane veya aile hekimliğinden alınan reçetelerden kesilen bakanlı payını sıfırlamıştı. Bugün nerede ise her gün adım adım kesintiler artırılıyor. Bir okurum anlattı 55 liralık bir ilaçtan 36 lirayı maaştan keseciğiz diye mesaj gelmiş.
Zaten geçim sıkıntısı varken emekli ilaç faturasının yarısını öderse kime şikayet edecek? Seçilen kişi Ahmet olsun, Ekrem olsun ne fark eder ki? Önemli olan seçilmek istenen kişinin vatandaşa nasıl bir yaşam kolaylığı sağlayacağı.
Bugün 23 Nisan. Şu soruyu sorayım: ey partilerin genel başkanları! Sizler bugün devet başkanlığı koltuğunda otursanız, halkınız için hemen neler yaparsınız?
Parti genel başkanlığı “oyuncak” değil partileri iktidara götürecek bir yolun rehberliğini yapmaktır.