Kötülüklerin kol gezdiği bir çağdayız. “Eskiden de en az bu kadar kötülük vardı dünyada ama teknoloji bu kadar gelişmediği için önümüze düşmüyordu” cümlesini kaç kere duydum ve kurdum hatırlamıyorum bile. Kısmen doğru bir cümle ancak gün geçtikçe etkisini ve doğruluğunu kaybediyor. Bu çıkarımı ilk ortaya atan kişi bile kötülüğün bu denli artıp çıkarımını boşa çıkaracağını tahmin edemezdi eminim.
Sadece bu tarz çıkarımların değil birçok şeyin anlamını yitirdiği bir çağdayız; deyimler, atasözleri, toplumun etik değerleri… Sosyal medyanın berberinde getirdiği olguları bile 20 senede hiç ettik. “Gündem olmak” mesela… Önceden olsa gündemden düşmeyecek haberler kötülüğün içinde yaşamaya bu kadar alışmış bir toplumda sabah kahvaltısı niyetine tüketiliyor. Daha birkaç gün önce İstanbul Şişli’de başsız kadın cesedi bulunmuştu. Hatırlıyor muyuz? 2 erkek daha o gün tanıştığı bir kadını (ülkemizde olayların gündemde kalabilme süresini detayları belirliyor ama inanın önemli değil) katletti. 3 Mart 2009’da katledilen Münevver Karabulut’u hatırlıyoruz. 17 yıl önce o da bu şekilde katledilmişti. Çağımızda anlamını yitiren bir diğer deyimle sorayım, “yer yerinden oynamıştı” değil mi? Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Münevver Karabulut cinayetinin ardından kurulmuştu. Günümüzde, hala hatırımızda olan Münevver’in adını duyduğumuzda tüylerimiz diken diken olur. Ancak bu kirli düzende Münevver’den sonra kaç Münevver’i, Pınar’ı, Emine’yi, Şule’yi daha kaybettik? Kaçını bir mücadele ağı kurdurabilecek kadar “gündemde” tutabildik? Kaçımız 1 hafta önce Şişli’de Münevver Karabulut gibi katledilen kadının adını hatırlıyoruz?
Ne demiştik, yer yerinden oynamak… Yeni dava dosyalarının yayınlanması nedeniyle tekrar gündeme gelen Epstein belgeleriyle ilgili yapılan bir paylaşımda görmüştüm bu deyimi. Bir sosyal medya kullanıcısı belgelerde ülkemizin adının çokça geçmesinden dolayı, “belgeler tamamen yayınlansa yer yerinden oynar” minvalinde bir paylaşım yapmış. Emin olun yer yerinden oynamaz. Bu ülkede bir vakıfta onlarca çocuğa tecavüz edildi, dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı çıkıp, “bir kere olması karalamak için gerekçe olamaz” diye açıklama yaptı. Bu ülkede, bir vakfın kurucusunun kızını 6 yaşındayken evlendirdiği ortaya çıktı, en fazla 1 hafta gündemde kaldı. Kısacası yer yerinden oynayacak olsaydı çoktan oynardı. Aklıma ilk gelen örneklerin hepsinin bir vakıfla ilgili olması da çok manidar. Bununla ilgili de bir deyim var, “hoca osurursa cemaat sı…”
Belki bilmeyen vardır diye Epstein dosyalarıyla ilgili birçok şey yazabilirdim. O zaman sıradan birinin yazdığı, sıradan köşe yazısında denk gelinen bir olaydan öteye geçmezdi. Zaten ne kadarını açıkça yazabilirim, yazarsam da birilerinin şans eseri denk gelip okumasıyla başıma ne gibi sıkıntılar açar bilmiyorum. O yüzden bu yazıyı okuyup merak eden varsa herkesin ulaşabildiği kaynaklardan detayların hepsine ulaşabilirsiniz. O kaynaklara ulaşıp, karanlık detayların içinden boğulmadan çıkabilirseniz; bir diğer anlamını yitiren deyim olan dünyanın çivisinin nasıl çıktığını ve o çivilerin bizim tabutumuzu sağlamlaştırmak için nasıl kullanıldığını göreceksiniz.