Bu ülkede bazı cümleler vardır, insanın kalp ritmini değiştirir. “Vergi dairesinden geliyoruz.” “Bir dakikanızı alabilir miyim?” Ve artık listeme ekliyorum: “Sizi şöyle alalım.”
İstanbul’dan İzmir’e döneceğim. Şu gaybana dünyada (evet, kendi halinde, insan içine nadiren çıkan o kişi) tek ailem sayılabilecek kız kardeşim Yücel ve yeğenim Emir’le hasret gidermişim.
Sarılmışız, gülmüşüz, iki gün boyunca dünya daha yaşanır bir yer gibi gelmiş.
Tam “hayat güzel” modundayım, havaalanında kontrolden geçtim, hoop:
— Sizi şöyle alalım.
İnsanın “şöyle” kelimesinden korkacağı hiç aklına gelir miydi?
Kuzu kuzu gittim.
Eller yukarı.
Ön taraf.
Arka taraf.
Sanki aksiyon filmindeyim.
Sonra ellerime bir kağıt parçası sürüldü. Dedim ki:
— Bu neydi?
Gayet sakin bir cevap:
— Rastgele seçiyoruz, patlayıcı izi aradık.
Şimdi burada insanın zihni ikiye ayrılıyor:
1- Mantıklı Ben
“Rutin güvenlik prosedürü, kişisel algılama.”
2- Türkiye Gerçekliği Ben’i
“Tipimde mi var bir şey? Terörist aurası mı yayıyorum ben?”
Aynaya bakasım geldi. En fazla neye benziyorum?
Kitapçıda indirim kollayan entelektüel.
Uçakta cam kenarı isteyen duygusal yolcu.
Yanında sandviç getirmiş ekonomik bilinçli vatandaş.
***
Benden olsa olsa çocuk hakları militanı, hayvan hakları fedaisi olur.
En tehlikeli eylemim: Sokak kedisini fazla sevmek.
Ama düşününce hoşuma da gitmedi değil.
Demek ki sistem diyor ki:
“Dış görünüşe göre yargılamıyoruz.”
Bravo.
Çünkü dış görünüşe göre seçilseydim, kesin “bu insanın en büyük suçu online alışverişte sepete ekleyip almamak” olurdu.
Asıl komik olan şu:
Terörist olsam zaten o kadar panik yapmam.
Masum insanın iç sesi daha gürültülü:
“Acaba yanlış bir şeye mi dokundum?”
“Geçen ay deodorant fazla mı sıktım?”
“Patlayıcı izi değil de simit susamı çıkar mı?”
***
Sonuç?
Temiz çıktım.
Devlet onaylı zararsız vatandaş sertifikası aldım içimden.
Uçağa bindim, düşündüm:
Bu ülkede güvenlik kontrolünden geçmek bile insanın varoluş sorgusuna dönüşüyor.
Ama yine de şunu anladım:
Eğer bir gün beni gerçekten “özellikle” seçerlerse, bilin ki suçum şudur:
Fazla sevmek.
Fazla sahiplenmek.
Fazla insan olmak.
Gerisi hikâye.