Hasan Tahsin Salonu, Uğur Mumcu Meydanı, Metin Göktepe Caddesi… Bunlar tam şu an masamın üzerinde duran tahta parçalarının üzerinde yazan isimler. Basın Özgürlüğü ve Medya Araştırmaları Derneği’nin, İzmir’de “Yol Arıyoruz” temasıyla düzenlediği Basın Kampı’nda bulunan tabelalardan yalnızca birkaçı.

İzmir’in işgali sırasında attığı “ilk kurşun” ile bilinen ve kurşunu sıktıktan sonra Yunan askerleri tarafından öldürülen Hasan Tahsin, araştırmacı gazeteciliğin simgelerinden biri olan ve suikast sonucu öldürülen Uğur Mumcu, gözaltı sırasında polisler tarafından darp edilerek öldürülen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe… Bu isimler ülkemizin şimdikinden daha karanlık dönemlerinde gözle görülemeyen gerçekleri aydınlatmaya çalışırken can verdi.

Ancak gazeteciliği yeni yeni öğrenen Eren sormak istiyor: Bu ölümlerin üzerinden yıllar geçti ve emsali yaşanmadı. Artık ülkemizde basın özgür mü?

Meslek büyüğüm Murat Attila bir köşe yazısında bu soruma olabilecek en iyi cevabı veriyor, “Artık gazeteci öldürülmüyor ülkemizde; çünkü gazetecilik öldürüldü.”

Geçtiğimiz günlerde BirGün muhabiri İsmail Arı, "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandı. Bu haberden sonra sıkça gördüğüm haberlerine bakma ihtiyacı duydum İsmail Arı’nın, hemen bakalım başlıklara:

Tarihi camide karma eğitime karşı skandal sözler: ‘Kurtla kuzu bir arada olur mu?’”, “Türk Hava Kurumu’na ilahiyatçı kayyum”, “’Fuhuş çetesi savcıya kadın temin etti’", “Saral’ın ‘laiklik karşıtı sözleri’ için düşünce özgürlüğü kararı”, “Cemaat davasında savcıdan itiraz”, “Laikliği savunmak halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekmiş”, “Çocuğa ‘Erdoğan’a diktatör’ dedin davası

Yukarıdakilerin İsmail Arı’nın yalnızca son 3 ayda yazdığı yazıların başlığı olduğunu belirtmek isterim. İsmail Arı aynı zamanda, 5 Ekim 2023 tarihinde “Yine tarikat yine istismar iddiası” başlıklı haberiyle Fatma Nur Çelik ve kızının sesini kamuoyuna taşımıştı. Bundan birkaç yıl sonra 'Başıma bir şey gelirse intihar etti demeyin,' diyerek kamuoyuna seslenen Fatmanur Çelik ile kızı, İstanbul Zeytinburnu sahilinde hayatını kaybetmiş halde bulunmuştu.

Meslek büyüğüm Murat Attila’nın tek cümle ile her şeyi özetlemesine rağmen “neden” diye sormaktan alıkoyamıyorum kendimi. Bu sefer de “Yol Açıyoruz” sloganıyla gerçekleştirilen 2. Basın Kampı’nda kullanılan yazı cevap veriyor bana, “Gerçeğin Peşindeyiz Sokağı…”

İsmail Arı bu sokaktan geçtiği için suçlu bulundu. Gerçeğin peşine düşerek “suç işlemeye” devam etmesin diye de tutuklandı. İlk değildi son da olmayacak. İsmail Arı da çıkacak Alican Uludağ da… Onları gözaltına alıp tutuklayanların isimleri hatırlanmayacak. Ama gazeteciler halkın haber alma hakkını kalemlerinin en sivri tarafıyla savunup o yolu açacak ve halkın aklında, kalbinde yer etmeye devam edecek…