Barış içinde yaşamak veya yaşatmak adı altında, demokrasi getirmek adına ülkeleri işgal eden kimdir? ABD. Bu ülkeleri işgal ettiği zaman kaynaklarının tamamına el koyan, askerlerinin çiğnediği sakızı bile fatura eden kim? ABD.
20 Mart 2003’te ABD "Irak Özgürleştirme Operasyonu" kodu ile Irak’a girdi. Saddam 30 Aralık 2006’da asıldı. Kuzeyden ABD’ye destek veren peşmergeler ödülünü aldı. Kuzey Irak’ta bir Kürt bölgesi kuruldu hem de petrol yataklarının üzerinde. Peşmergeler havaya girdi. 4 Temmuz 2003’te Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin 11 personeline Süleymaniye’de baskın yaptı, kafalarına çuval geçirdi. Bu terbiyesizlikte 1 Mart tezkeresinin reddi ile ABD askerlerinin Mersin üzerinden Kuzey Irak’a geçişlerine izin verilmemesinin etkisi ne kadar, orasını bilemiyoruz.
Bu konuda ilginç bir durum da oldu: O tarihte başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’a “ABD’ye nota verecek misiniz?” diye sorulduğunda “Ne notası veriyorsun? Onu söyledim. Müzik notası mı bu?” yanıtını verdi.
ABD askerlerine bu olayda “kırmızı ışık yakmayan” Erdoğan, Trump’ın davetine giderken ABD mallarına gümrüğü kaldırdı, milyarlarca dolarlık yolcu uçağı taahhüdü verdi… Arkasından da AB ülkelerine yüzde 30, diğer ülkelere yani özellikle Çin’e yüzde 60 gümrük vergisi getirdi. Çin markası Temu’dan alışveriş yapan “orta halli ve düşük gelirli” vatandaşlar şimdi fırsatçıların eline düştü. Geçen gün Halk TV’de Ekrem Açıkel’in programında 2500 lira olan traktör güneş ve yağmur koruma brandası daha önce 1800 TL iken şimdi 17 bin lira. Daha neler neler? Parayı kimler götürecek belli
Özetle; ABD malını bize gümrüksüz satacak, biz AB’den yüzde 30, Rusya ve Çin’den yüzde 80 gümrükle mal alacağız. Rusya’dan, İran’dan mal almayacağız. Doğal gazı sıvı halde ABD’den tankerlerle getireceğiz. F-35 almayacağız, alırsak İsrail’e karşı kullanamayacağız. Bu Trump’ın İsrail’e verdiği söz.
Trump oturduğu yerden herkesi tehdit ediyor. Karşılığında mal ve uçak satarsa tehdidini geri çekiyor, övgüye başlıyor. Hangi devlet başkanını övüyorsa biliniz ki, onlara milyarlarca, daha doğrusu yüz milyar dolarlarca mal satıyor.
Çevresi ile dost olan ülkeler silaha yatırım yapmaz. Trump bu durumdan yararlanarak silah gücü güçlü olmayan ülkelere ya kendisi çöküyor ya da “vekil kuvvetler” yolluyor. Venezuela’ya kendisi çöktü. Suriye’de IŞID, HTŞ, YPG, SDG’yi ve İsrail’i devreye soktu. Suriye’deki iç çatışmalarda PKK yanlılarını korumak için de “DEM Parti” yöneticilerini devreye sokuyor. Şu anda Lübnan ve Ürdün de “kurbanlık koyun” gibi kaderini beklemekte.
Gazze olayında İsrail’de sahilde eğlenen gruplara saldırıyı yaptırdıkları Hamas’ın bir kanat grubu idi. Ardından İsrail Gazze’yi yok etti. ABD’ye teslim etti.
Medyada Trump’ın her saldırısından sonra şimdi sıra kimde, nerede soruları soruluyor? Bu sorunun sorulması ABD’nin istediği zaman istediği yeri işgal etmesini, istediği düzenlemeyi yaptırmasını “normalleştirme” çabasından başka bir şey değil.
Oysa dünyada insanlar barış içinde yaşamak istiyorlar. Bazılarının eline silah verip onları “maaşa” bağlayarak ABD adına savaştırmak ülkeleri parçalanmaya götürüyor, insanlar mutsuz oluyor ve giderek yoksullaşıyor.
Bu durumdan Türkiye de nasibini alıyor. Geleceğimizi güvence altına almak için “Trump’ın kölesi” olmak yerine dünya dengelerini iyi takip etmeli ve teknolojik gelişmeye önem vermeliyiz. Trump’ın dönemi 3 yıl sonra bitecek ama o zamana dek çok kaybımız olabilir.