Bir 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü daha geride bıraktık. Her yıl olduğu gibi bu yıl da basın emekçileri hariç, ilgili-ilgisiz, bilgili-bilgisiz herkes konu hakkında ahkâm kesmekte yarıştı. Sektörün ve gazeteciliğin gerçek sorunları yine hamasi söylemler, siyasi kamplaşmalar, göstermelik birkaç panel ve söyleşi ile halının altına süpürüldü.

Basın özgürlüğü karnesi zayıflarla dolu olan belediye başkanları, siyasetçiler, kamu görevlileri bilumum zevat aslında gazetecileri ne kadar sevdiklerini, gazetecilerin toplum için ne kadar önemli olduğunu falan anlattılar.

CHP’NİN YEREL MEDYA BULUŞMASI FİYASKOSU

İzmir’de 10 Ocak’la ilgili bir etkinlik CHP tarafından yapıldı. Ege Yerel Medya Buluşması adı altında düzenlenen buluşmada İzmirli gazetecilere yerel medyayı anlatmak için İstanbul’dan 4 gazeteci getirildi! İzmirli gazeteciler yerel medyayı ve sorunlarını İstanbullu meslektaşlarından öğrendiler!

Maalesef İzmir basını bu konuda dolgu malzemesi olarak kullanılıyor. Kısaca, CHP’nin İstanbullu gazeteci sevdası artık İzmirli gazetecilere hakaret boyutuna vardı.

CHP Basından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut Beyefendi’ye sormak istiyorum. Partinizi yakından ilgilendiren ve Tunç Soyer’in yargılandığı davaların hangisinde bu yıldızları gördünüz?

İzmir depreminde, İzmir yangınlarında, elektrik faciasında kısacası İzmir ve Ege ile ilgili her türlü haberi yerel basından alın, sonra gelin bize ulusal basından yıldız gazeteci getirip gazetecilik dersi verdirin. Ne güzel memleket!

Öğleden sonra yapılan oturumlardan birinin adı Yazılı Basında Gazetecilik adını taşıyordu. T24 İnternet Haber Sitesi’nde ve Halk TV’de çalışan meslektaşlarımız bizi yazılı basın hakkında bilgilendirdi, ufkumuzu açtı! Biri dijitalde gazetecilik yapıyor diğeri görsel basında… Ama konuştukları yazılı basında gazetecilik. Yahu bari başlığını değiştirseydiniz de özensizliğinizi bu kadar gözümüze sokmasaydınız.

BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLANLAR

Cumhuriyet Halk Partisi Basından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut Beyefendi Eczacı kimliği ile basının sorunlarına reçete yazmış. Her zamanki gibi işin kolayına kaçarak iktidarın basın üzerine kurduğu baskıyı eleştirmiş. RTÜK’ten başlayıp, BİK’ten çıkmış. Aynı kolaycılığa Deniz Yücel de düşmüş. Yine BİK’i eleştirmiş. Arkadaşlar ne mevzuat hakkında bilginiz var ne de sektörün gerçeklerinden. O çok eleştirdiğiniz BİK olmasa yerel gazetelerin yüzde 90’ı kapılarına kilit vurmuştu.

Eleştirdiğiniz konularda bilgi eksikliğiniz var. Daha önce CHP’nin düzenlediği tüm yerel medya çalıştaylarına katıldım. Bir tanesinin sonuç bildirgesini bizzat iki arkadaşımla birlikte yazdım. Sektörün sorunlarını, çözüm önerilerini, CHP’nin alternatif model için neler yapabileceği konusunda iki kez kapsamlı dosya verdik. Sonuç sıfıra sıfır elde var yine sıfır.

Sayın Bulut ve Sayın Yücel, yerelde iktidar olan CHP’nin 20 yıldır basın sektörünün sorunları ile kapsamlı bir çalışma yapmamasından hiç bahsetmemiş elbette. CHP’li belediyelerin yerel basına uyguladığı sansürden, ekonomik ambargolardan hiç söz etmemişler.

İzmir’de Aziz Kocaoğlu ve Tunç Soyer dönemlerinde başlatılan, hem iktidar hem de muhalefet tarafından Türkiye’ye örnek olarak gösterilen iki uygulamanın neden şimdiki belediye başkanı Cemil Tugay tarafından rafa kaldırıldığını anlatmamışlar mesela.

TUGAY NİHAYET ÖĞRENMİŞ…

Medya buluşmasında söz alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Basın demokrasinin temeli, olmazsa olmazıdır. Yerel basın olmazsa kan dolaşımı olmaz. Yerel basın aidiyet duygusunu yaratır, kimsenin göremediğini görür. Yerel medya susturulamaz” demiş.

Vallahi çok sevindim. Geç de olsa başkan öğrenmiş. İlan ambargosu, dolaylı yoldan tehditler, itibarsızlaştırma operasyonları, ilçe belediyelerine ambargo uygula emirleri ve benzeri yıldırma politikaları ile İzGazete’yi susturamadığı için böyle bir cümle kurmuş olsa gerek.

Cemil Tugay’ın ne kadar basın özgürlüğü savunucusu olduğunu bir iki örnekle açıklayayım size.

Aziz Kocaoğlu döneminde başlatılan sendikaların toplu sözleşme gereği günlük yerel gazete satın almasını Cemil Tugay’ın keyfiyete bağlamasını bunu kendine muhalif olan gazeteleri cezalandırma aracı olarak kullandığını biliyor musunuz?

Peki, Tunç Soyer döneminde siyasi görüşüne bakılmaksızın kriterleri yerine getiren tüm yerel gazetelere meclis karar özetlerinin eşit şekilde başkanlık oluru gözetilmeksizin verilmesi uygulamasından neden vazgeçildiğini?

Tugay’ın Meclis kararına rağmen muhalif gazetelere bu ilanı vermek istemediğini ve yeni bir meclis kararı çıkartarak objektif kriterleri ortadan kaldırdığını kaç kişi biliyor?

İzGazete’de yayınlanan haberleri beğenen belediye personellerinin fişlendiğini, işten çıkarılmalarında bunun önemli bir ölçüt olduğundan haberiniz var mı?

İlçe belediye başkan basın danışmanlarına telefon açılarak İzGazete ile birlikte muhalif yayın yapan iki – üç basın kuruluşunun daha adı verilerek bu medya kuruluşlarına ilan verilmeyecek diye talimat verildiğini biliyor musunuz?

NİLÜFER MUTLU’YA HİÇ YAKIŞMADI…

10 Ocak’ta İzmirli gazetecileri üzen bir başka gelişme ise Konak Belediyesi tarafından gerçekleştirildi. Konak Belediyesi, İzmir’de kadın gazeteci kalmamış gibi 10 Ocak etkinliği için Ankara’dan 3 kadın gazeteciyi İzmir’e getirdi. Düzenlenen etkinliğe ise İzmir’den tek bir gazeteci katılmadı. Meclis üyeleri ve muhtarların ancak doldurduğu küçücük bir salonda laf olsun torba dolsun türünden bir etkinlik yapıldı.

Merak ettiğim bu etkinlik için Konak Belediyesi’nin kasasından kaç para çıktı? Meslektaşlarımıza katıldıkları için ödeme yapıldı mı? Aynı sorular CHP’nin düzenlediği etkinlik için de geçerli. İstanbul’dan getirilen konuk gazeteciler için ne kadar bir bütçe ayrıldı?

Tarih tekerrürden ibarettir derler. Gerçekten de öyle. İki dönem önce Bornova Belediye Başkanı Olgun Atilla da bir etkinlik için İzmirli kadın gazetecileri yok saymış ancak tepkiler üzerine yanlıştan vazgeçilmişti.

Yine Özkan Yücel’in baro başkanlığı döneminde aynı hatayı İzmir Barosu yapmış, İzmirli gazetecilerin protestosu üzerine onlar da hatalarını telafi etmişlerdi. Demek ki hatalardan ders alınmıyor…

Bir 10 Kasım Çalışan Gazeteciler Günü’nü daha, bol bol laf salatası üreterek geride bıraktık.

Bir kez daha gördük; Kral çıplak…