Her hafta köşemi yazmak için şu boş sayfaya baktığımda 4 köşesinin arasında sıkışıp kalıyorum. Köşe yazma işi beni ülke gündeminin derinliklerine attığından beri böyle sürüp gidiyor.

Her Allah’ın günü, hemcinsleri öldürülen kadınlar, atanmayı bekleyen öğretmenler, torununa harçlık verebilmeyi umut eden emekliler, makarna dışında bir şey yiyebilmeyi bekleyen gençler; nereden rant sağlayabileceğini kestiremeyen siyasetçiler, halk tepki gösterir de iftar soframızda “porsiyonları küçültmek” zorunda kalırız diyen vekiller, “acaba koltuğumuzdan inecek miyiz” diye düşünen başkanlar, “kefenin cebi nasıl olmaz” diye isyan eden zenginler gibi üzerime gelen her bir köşeye çarpıyorum.

Köşelerimde düşmeyi en sevdiğim tekrar burası işte. Joseph Goebbels’in “Yeterince büyük bir yalanı sürekli tekrarlarsanız, insanlar inanır” tekniği ile yıllarca, “Türkiye bir hukuk devletidir” , “Ekonomimiz büyüyor” , “Almanya bizi kıskanıyor” yalanları ile halkı uyuttuğunu sanan iktidara yurttaşın gerçeklerini her fırsatta yinelemek gerektiğini düşünüyorum.

İktidar kanadında hal böyleyken muhalefetten daha farklı bir şey beklemek hata olur herhalde. Geçtiğimiz sene bugün cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile halkın birikmiş öfkesini kusmasını açtıkları “temiz sayfalar” ile hiç etmekle başlamışlardı kariyerlerine. 1 senede bir yere varamamış olacaklar ki 19 Mart’ı “adaletin ölüm yıl dönümü” diye nitelendiriyorlar. Bir asırlık ülke tarihinde adalet gerçekten cumhurbaşkanı adayınız tutuklanınca mı öldü? Yapılan her mitingde yoldaşı olduğunu söylediğiniz Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamına 29 vekiliniz evet oyu verirken adalet yaşıyor muydu?

Bir Grup Başkanvekili Çağlayan Adliyesi’ni “adaletin katledildiği yer” diye zikretmiş. Çeyrek asırlık AKP iktidarında sayısını teyit edemeyeceğim kadar kadın öldürülmüşken, 30 binden fazla işçi iş cinayeti yaşanmışken, sadece son 1 yılda 94 çocuk işçi ölmüşken; Atatürk’ün “Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” dediği öğretmenler öldürülürken, “Milletin hayat damarı” dediği sanat cezaların içerisinde yüzerken adalet gerçekten geçen sene bugün mü katledildi?

Henüz yaşım çok genç. Talihsiz bir dönemde doğduğum için tek bir iktidar ve iki ana muhalefet partisi lideri gördüm. Memlekette koltukta oturmak alışkanlık olunca aksi mümkün olmuyor. Yakın geçmişte bir ekonomist(!) 23 Nisan ritüelinde bir çocuğa, “Koltuğa kalkmamak üzere oturma, bugüne kadar kalkmamak üzere oturanlar , bu ülkeye çok şey kaybettirdiler” demişti. “Dediğimi yap, yaptığımı yapma” demeyi unutmuş, biz ekleyelim.

Evet, yerlerinden kalkmadıkları için az lider gördük. Ancak bin bir türlü hallerinden de eksik kalmadık. Günlerdir kendime soruyorum, iktidarın huyudur ancak ana muhalefet kadrosunun halktan bu kadar kopuk olduğu bir dönem yaşadık mı? Veya daha önce siyaset üretmekten bu kadar uzak kaldılar mı, hatırladığım kadarıyla hayır.

Genel merkezlerinde nasıl hesaplaşmalar dönüyor bilemem. Ancak yaşım gereği ana muhalefet partisinin gençlik kollarının ne yapması ne yapmaması gerektiğini bilirim. Bunun için siyasetçi değil gençlerin derdini anlayabilecek kadar genç olmak gerek.

“Adaletin öldüğü gün” adalete en çok gençlerin sahip çıktığını bütün memleket gördü. Hal böyleyken ülkenin üç büyük şehrinden biri olan İzmir’in ana muhalefet partisinin gençlik kolları ne yapmalı? Çok basit, gençlerin dertlerini anlayabilmeli. İlçe örgütüyle beraber trafikte iftarlık dağıtmamalı, gençler araba alamıyor çünkü. Karşılık buluyor diye iftar propagandası yapmamalı, gençlerin karşılık bulamayan sesine kulak vermeli.

19 Mart hareketinin büyümesini sağlayan gençlerin yurt problemlerini, gençler isyan etmeden önce kamuoyu oluşturması lazım. Yurtların yetersizliğini, Zeren Ertaş asansör kazasında, Kasım Bulgan soğuk suyla duş almak zorunda kalıp kalp krizi geçirip ölmeden önce dillendirmesi lazım. Bunlar yaşandıktan sonra gençler kendi kamuoyunu yaratır, size gerek yok…

İktidarın halkın dertleri olan, devletsizliğin, ekonomik krizin, yoksulluğun; baskının, hukuksuzluğun ipini kaçırdığı dönemde bu siyasetsizlik devam etmemeli. Devam edecekse muhalefetin anasına da babasına da gerek kalmayıp gençler kendi göbeğini kendi kesecek.