Galatasaray–Fenerbahçe derbisi… Skor: 3-0. Tribünler dolu, ekranlar başında milyonlar… Ama asıl soru şu: Bu oyunu kimler oynuyor? Ve nasıl oynanıyor? Sahada 22 futbolcu var. Peki kaç tanesi bu toprakların yetiştirdiği oyuncu? Cevap düşündürücü: Bir elin parmaklarını biraz geçiyor.

Türkiye ligi giderek başka bir kimliğe bürünüyor.

Futbolun sonbaharını yaşayan oyuncular için bir cennet…

Kariyerinin son kontratını yapanlar,

ekonomik olarak rahatlamak isteyenler,

hazır ve paket oyuncular…

Hepsi burada.

Ama bu “cennet”, bizim çocuklarımız için

bir fırsat değil, bir engel haline geliyor.

Bugün kulüplerin büyük bölümü kısa vadeli düşünüyor.

Hemen kazan

Hemen sonuç al

Hemen rahatla

Çünkü zaman yok.

Sabır yok.

Risk almak yok.

Ve en kolay yol seçiliyor:

Hazır oyuncu.

Ama kimse şunu sormuyor:

Yetiştirmediğin bir değeri, ne kadar sürdürebilirsin?

Daha da açık konuşalım…

Türk futbolunda bazı kararlar;

saha içinden çok, saha dışındaki dengelere göre şekilleniyor.

Ekonomik baskılar, yayın gelirleri, günü kurtarma telaşı…

Ve bu düzen içinde en çok ihmal edilen şey:

oyuncu yetiştirmek.

ARTIK KARAR ZAMANI

Bu gidişatın değişmesi için:

Daha cesur federasyon politikaları

Altyapıyı zorunlu kılan sistemler

Genç oyuncuya gerçek süre veren teknik yaklaşımlar

Ve en önemlisi sabreden bir futbol kültürü şart.

SON SÖZ

Bugün 3-0 kazanırsın…

Ama yarın kaybedersin.

Eğer sahada senin çocuğun yoksa,

kazandığın hiçbir şey kalıcı değildir.

Çünkü futbol sadece bir oyun değildir.

Futbol, kendinden bir parça bulmaktır.

Ve biz o parçayı kaybedersek…

geriye sadece skor kalır.

Bizim çocukları kim? Ne zaman? Düşünecek.