İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Belediye-İş Sendikası arasında yaklaşık iki buçuk aydır devam eden toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde yaşanan tıkanıklık eyleme dönüştü. Basmane’deki Belediye-İş Sendikası binası önünde toplanan işçiler, sloganlar eşliğinde Kültürpark içerisinde bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi binasına yürüdü. İşçiler, "İş, ekmek yoksa barış da yok", "Hak verilmez alınır, zafer sokakta kazanılır" ve "Hak, hukuk, adalet" sloganları attı. Eylemde taşınan "Taşerona Hayır" pankartı da dikkat çekti.
“BU TOPLU SÖZLEŞMEYLE İZMİR’İ KİLİTLEMEYİN!”
Belediye binası önünde konuşan Türk-İş Ege Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, toplu sözleşme sürecinin bir maddede tıkandığını belirterek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a çağrıda bulundu. “Bu toplu sözleşmeyle kenti kilitlemeyin” diyen Çakmak, “Bu toplu sözleşmeyle gündem oluşturmayın. Bu toplu sözleşmede hak gaspı yapmayın. Bu sözleşme Belediye-İş Sendikası'nın namuslu toplu sözleşmesidir. Biz müzakereden yanayız ancak mevcut haklardan geri adım atmamız isteniyor. İşçinin ekmeğiyle oynamayın, işçinin yakasından düşün” ifadelerini kullandı.

“GELİN BU İŞİ MASADA BİTİRELİM”
Toplu sözleşmenin bir an önce masada sonuçlandırılması gerektiğini vurgulayan Çakmak, “Bu kente hizmet eden işçiler mutsuz. Sabah işe giderken mutsuz, eve dönerken mutsuz. Gelin bu işi masada bitirelim. Eğer bu toplu sözleşme Yüksek Hakem Kurulu'na giderse bu bizim değil, sizin ayıbınız olur” dedi.
ATALAY: TAŞERON İSTEMİYORUZ
Belediye-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Savaş Atalay da konuşmasında taşeronlaşma tartışmalarına tepki gösterdi. “Taşerona karşıyız, taşeron istemiyoruz” diyen Atalay, toplu sözleşmede dokuz ayrı alacak kaleminin bulunduğunu ve işçilerin mevcut haklarından fedakârlık yapmalarının istendiğini öne sürdü. Atalay, “İki buçuk yıldır anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdiniz. Biz sadece ekmeğimizin peşindeyiz. Kırk yıllık toplu sözleşme kazanımlarını tartışmaya açıyorlar. Bu işyerleri de bizim. Arkadaşlarımızın hakkını sonuna kadar savunacağız” diye konuştu.
"TİS GÖRÜŞMELERİ BAŞARISIZ OLDU"
Öte yandan Belediye İş Sendikası İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Savaş Atalay, mart ayından beri süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını açıkladı. Sürecin masada bitmesi için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Atalay, “Ancak saatler süren görüşmeler sonucunda sözlü mutabakata varılan maddeler, imza aşamasına gelindiğinde Büyükşehir yönetimi tarafından geri çekilmektedir” dedi.
"BÜYÜKŞEHİR BÜROKRATLARI SÜRECİ TIKADI”
Atalay açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Değerli arkadaşlar,
İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları ile Mart ayından bu yana sürdürdüğümüz, 2026-2028 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri ne yazık ki uyuşmazlıkla sonuçlanmıştır. Bu sözleşmeler; İZDOĞA A.Ş., İZSU Genel Müdürlüğü, İZULAŞ A.Ş. ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan toplam 4.000 üyemizi doğrudan ilgilendirmektedir.
Sendikamız, bu sözleşmelerin masada sonuçlanması için elinden gelen tüm gayreti göstermiştir. Ancak Büyükşehir bürokratlarının uzlaşmaz tutumu, süreci tıkamış ve sonuçsuz bırakmıştır.
Bugün alanlarda olmamız bizim tercihimiz değildir. Bu tablo; toplu sözleşme masasında diyalog yerine dayatmayı tercih eden anlayışın bir sonucudur.
Değerli arkadaşlar,
Yaklaşık 2,5 aydır devam eden bu süreçte sendikamız her aşamada yapıcı bir tutum sergilemiş, sözleşmenin masada bitmesi için yoğun çaba harcamıştır.
Ancak saatler süren görüşmeler sonucunda sözlü mutabakata varılan maddeler, imza aşamasına gelindiğinde Büyükşehir yönetimi tarafından geri çekilmektedir.
Şunu İzmir Büyükşehir yönetimi dahil tüm kamuoyu bilsin.
Belediye-İş Sendikası toplu sözleşmenin üyelerimizin menfaatlerini de gözeterek masada bitmesi için elinden geleni yapıyor.
Değerli arkadaşlar toplu sözleşme süreçleri ancak karşılıklı uzlaşma, masada sözlü mutabakata varılan maddelerin tutanak altına alınmasıyla yürür.
Toplu sözleşme masasında tartışıp, uzlaşıp sözlü olarak anlaşılan bir maddelerin imza aşamasında Büyükşehir yönetimi imzadan kaçarsa bu sözleşmeler nasıl sonuçlanacaktır?
Değerli arkadaşlar,
Bu toplu sözleşme sürecinde, Büyükşehir yönetimi bugüne kadar hiç tartışılmamış, tartışmaya bile açılamayacak konuları bile masaya getirmiştir.
Bütün çağdaş ülkelerde temel bir hak olarak kabul edilen hafta tatilinin pazar günü olması uygulaması, İzmir Büyükşehir Belediye yönetimi tarafından kaldırılmak istenmektedir.
Hafta tatilinin pazar günü olmaktan çıkarılması girişimi, işçinin dinlenme hakkını, aile yaşamını ve sosyal hayatını doğrudan etkileyen bir girişimdir.
Belediye-İş olarak hafta tatilinin pazar günü olması hakkından vazgeçmeyeceğiz. Çünkü, hafta tatilinin keyfi biçimde değiştirilmesi; yalnızca çalışma düzenini değil, emekçinin sağlığını, yaşam dengesini ve toplumsal ilişkilerini de olumsuz etkileyen çağdışı bir girişimdir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal demokrat bir belediyedir.
İzmir’imiz ülkemizin çağdaş yüzüdür.
Belediye-İş olarak, İzmir’imizi çağdaş çalışma hayatının gerisine düşürmek isteyen bu uygulamaya izin veremeyiz.
Bizler, emeğin onurunu ve yılların mücadelesiyle kazanılmış haklarımızı korumakta kararlıyız.
Değerli arkadaşlar,
Vardiya usulü çalışan arkadaşlarımız zaten işin gereği olarak çalışıyor. Bu Toplu sözleşmede de yer alıyor. Biz vardiya sistemi dışında tüm çalışanları, “ben istediğim gün çalıştırır, istediğim günü de tatil günü yaparım” anlayışına karşıyız.
Çağdışı dayatmalara asla boyun eğmeyecek, haklarımızı sonuna kadar savunacağız.
Pazar tatilimizi elimizden almak isteyen bu anlayış, aynı zamanda toplu iş sözleşmeleriyle elde ettiğimiz sosyal haklardan da vazgeçmemizi istemektedir.
Yılların emeği ve mücadelesiyle kazanılmış bu hakları terk etmeyeceğiz.
Değerli arkadaşlar,
Bizler toplu sözleşmenin masada bitmesi için sadece elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymaya hazırız.
İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine açık çağrımızdır:
Masada sözlü olarak uzlaşılan maddelerde imzadan kaçmaktan vazgeçin.
Pazar gününü hafta tatili olmaktan çıkarma dayatmasından vazgeçin.
İşçinin emeğinden, sosyal hayatından tasarruf etmek anlamına gelecek olan, toplu iş sözleşmeleriyle kazanılmış sosyal haklarımızı gasp etme girişimlerinden vazgeçin.”



