Rojava… Suriye’nin kuzey doğusunda Irak hududuna yakın bir bölge. Bu bölgeye farklı gruplarca değişik bakış açısıyla tanımlama yapılmaktadır. Suriye Kürdistanı, Batı Kürdistan, Güneybatı Kürdistan ve Rojava. Suriye, Irak, İran ve Türkiye’den parça alarak oluşturmayı planlayanlar için bu bölge “Güney Batı Kürdistan”. Kürtçe Rojava “batı” demek. Doğusunda Irak’taki “Kürt Bölgesel Özerk Yönetimi” olduğuna göre “Rojava” yani batı deyince sadece Suriye’deki bir bölge ile sınırlı olmadığı açıktır.

Suriye’de 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Gücü (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara bir mutabakat imzaladı. Burada en önemli konu SDG'nin kendini feshi ve Suriye Silahlı Kuvvetleri ile entegrasyonu idi. Mazlum Abdi, yani SDG bu maddeyi bir türlü uygulamaya geçiremedi. SDG dediğimiz zaman yönetim PKK/YPG olarak da nitelenebilir. ABD onları uyardı, uymadılar. ABD bu kez Cumhurbaşkanı Ahmet el Şara ile anlaştığını ve desteklediğini duyurdu. Suriye ordusu SDG kuvvetlerini Halep’ten başlayarak Irak tarafına doğru sürmeye başladı.

Daha önce köyleri basıp hocaları öldüren, Halep bölgesinde Alevileri kaçırıp öldüren SDG kuvvetlerine ses çıkarmayan Türkiye’deki yandaşları, SDG Fırat’ın doğusuna süpürüldüğü zaman konuşmaya başladılar.

DEM Parti aniden grup toplantısını Nusaybin’de yapmaya karar verdi. Toplantı sonrasında açıklama yaptılar: “Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla grup toplantımızı, Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik saldırılar nedeniyle bu hafta Nusaybin’de gerçekleştirdik.”

Ancak, toplantı sonrasında bir grup sınırdaki Türk bayrağını indirdi. Bir iddiaya göre bayrağı indirip Suriye’ye geçtiler, bir başka iddiaya göre ise bu kişiler Suriye’den geldi, bayrağı indirip Suriye’ye döndüler. Bu olaylara karıştığı iddia edilen 50 kişi gözaltına alındı. Soruşturma sonucunda durum netlik kazanacak. Ancak DEM Parti internet sitesinden partinin grup toplantısına ilişkin şöyle bir manşet atılmış: “Rojava sınırından seslendik: Rojava sadece bir toprak parçası değildir; Rojava umuttur, direniştir!” Suriye’deki gelişmeleri kendi açısından değerlendiren parti, Rojava’yı da tanımlıyor, şöyle diyor: “Önce Fırat’ın batısına, şimdi de Fırat’ın doğusuna yani Rojava topraklarına bir işgal harekâtı başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil”

Evet, DEM Parti Rojava topraklarına sahip çıkmaya çalışıyor. DEM Parti’yi paniğe sevk eden anlayış ise ABD’nin konuyu bugün farklı değerlendirmesi. Göreve gelişinin birinci yılında Trump basın toplantısı düzenledi. Trump’a, “Suriye’de, ABD’nin en sadık ortakları olan Kürtler, Suriye hükümeti içindeki bazı unsurların saldırılarıyla karşı karşıya. Kürtlerin Rojava, Suriye’de terörle mücadelede etkin güçlerinin haklarının korunmasını sağlamak için ne yapacaksınız? Çünkü bir Başkan, müttefikini asla terk etmez.” sorusu soruldu. Trump’ın yanıtı şöyle oldu:

Ben Kürtleri severim, ama sadece anlaman için söyleyeyim, Kürtlere inanılmaz miktarda para ödendi, onlara petrol ve diğer şeyler verildi. Yani bunu daha çok kendileri için yapıyorlardı, bizim için yaptıklarından daha fazla. Ama biz Kürtlerle iyi geçindik ve Kürtleri korumaya çalışıyoruz.”

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Orta Doğu temsilcisi Tom Barrack da aynı konuyu dillendirmişti: “Bu durum da ABD-SDG ortaklığının varlık nedenini değiştirdi. SDG'nin sahadaki ana IŞİD karşıtı güç olma amacı miadını doldurdu. Artık Şam bu görevi yerine getirmekte istekli.”

Özetle, ABD Suriye’de örgütlediği ve milyonlarca dolarla yıllarca beslediği şimdi SDG adını alan PKK/YPG teröristlerini terk etme yolunda adım attı. Bu gelişme DEM Parti’yi de dolaylı olarak hedef almış oluyor mu, bunu zaman gösterecek. Nusaybin’de bayrak indirme provokasyonu yapılırken 14 Ağustos 1996’da KKTC’deki Türk bayrağını indirmeye çalışan gencin vurulması gibi ateşli bir tepki mi yaratılmak isteniyordu acaba?

Gazi Mustafa Kemal’in ifadesi ile “Türk bayrağı bu milletin namusudur”. Fikrini kabul ettiremeyenlerin provokasyonla gideceği bir santim yol olamaz.