Öğrenmek, insanın yaşadığı deneyimlerde; başına gelenleri, gördüklerini ve duyduklarını akıl yolu ile kavraması ve bunlardan elde ettiği bilgileri içselleştirmesidir. Yani, herhangi bir konuda size anlatılan, sizin gördüğünüz, duyduğunuz veya bizzat deneyimlediğiniz bir şeyin bilgisini zihninize, hafızanıza yerleştirmeniz o şeyi öğrendiğiniz anlamına gelmektedir. Ancak, bu haliyle bu tanım elbette ki eksiktir.

Çünkü; gözlem, deneyim ve eğitim yoluyla edinmiş olduğumuz bilgiler eğer ki bizim tutum, davranış ve becerilerimizde herhangi bir değişime sebep olmuyorsa buna öğrenme demek yanlış olacaktır.

Son yılların gözde başlıklarından olan ve hemen hemen herkesin, farklı ve kendisine uygun olduğunu düşündüğü alanlarına yönelip hayatına almaya çalıştığı konuların başında kişisel gelişim gelmektedir. Özellikle son on yıldır ülkemizde de gerçekten ilgi gören bu alan hem bireylerin kendi gelişim ihtiyaçlarını karşılamalarına yararken hem de geleceğin belirsizliğini en aza indirgemenin de bir yolu olarak görülmektedir.

İnsanın varlığını bilebildiği tek yaşamındaki belirsizliği en aza indirgemesinin ilk yollarından biri kişinin bu yaşamı daha bilinçli bir yolculuğa dönüştürmesine bağlıdır. Eğer ki insan bu yaşamda; yaptıklarını neden yaptığını, öğrendiklerini neden öğrendiğini, emek ve çabasının ne için olduğunu bilirse söz konusu yolculuğu biraz daha anmalı hale getirebilecektir. Ancak, söz konusu bu yolculuğun gerçekten anlamlı hale gelmesinin tek yolu, insanın kişisel keşfini tamamlamış bir birey olarak bu yolculuğu yapmasıdır. İşte bu noktada da kişisel gelişim çabası gerçek bir anlama bürünmektedir.

Bir kişisel gelişim çabası eğer insana kendisini, yani; istek, arzu, hayal, beceri ve hedeflerini gerçekten tanımasına olanak sağlıyorsa işte o zaman gerçekten işe yarar bir çabadır. Tam da o zaman bu uğurda atılan adımlar, harcanan zamanlar ve verilen emekler boşa gitmeyecektir. Aksi halde ise insan kim bilir kimin yolculuğunu kendi yolculuğu sanarak ömrünü harcayacaktır.

Pek çok insan kişisel gelişimi için birçok farklı yöntem deneyip kitaplar okuyup eğitimler alıp atölyelere gitmektedir. Bu konuda işe yaradığı söylenen, insanın gelişimini sağladığı iddia edilen o kadar çok yöntem vardır ki bir şekilde yaşamının daha iyi olacağı umudunu taşıyan her insan bunlardan en az birini muhakkak denemektedir. Öte yandan da söz konusu pek çok öğretinin birbirinden farklı şeyler söylemediğini de görebilirsiniz. Yaşamın güzel bir şey olduğu, hayatta umudun her zaman var olduğu, başımıza gelen her şeyden öğreneceklerimiz olduğu, öğrenmenin yaşam boyu sürdüğü gibi, her biri birbirine benzer ve özü itibariyle doğru olan mesajlar içermektedir. Kendi gelişimini bir takıntı haline getiren ve bunun için sürekli yeni şeyler öğrenme arzusunda olan herkesin normalde fark etmesi gereken bu benzerlik ise çoğu zaman fark edilememektedir.

Sadece; okuduklarının, izlediklerinin ve duyduklarının kendisinin kişisel gelişimi için yeterli olduğunu düşünenler oldukça büyük bir yanılgı içindedirler. Çünkü, eğer sadece bilgiyi edinmek, onu hafızaya atmış olmak öğrenmiş olmak için yeterli olmuş olsaydı, bugün dünya; kimsenin öncekiyle aynı olmadığı, herkesin geliştiği, aynı seviyeye ulaştığı, herkesin kendini keşfedip kendisine ait yolculuğu gerçekleştirebildiği bir yer olurdu. Ancak, bunun böyle olmadığı hepimizin malumudur. Çünkü, en başta da değindiğim gibi herhangi bir konuda edinilen bir bilgi öğrenme için yeterli değildir. Öğrenme ancak ve ancak edinilen bilgilerin kişinin yaşamında kalıcı değişiklikler yapacak şekilde kullanılmasıyla mümkündür.

Okulda öğrendiğimiz bir matematik formülünü kullanarak bir matematik sorusunu çözemediğimiz sürece o konuda gerçek bir öğrenme söz konusu değildir. Ya da nasıl yapıldığını izleyip tüm aşamalarına ilişkin bilgi sahibi olduğumuz bir yemeğin malzemelerini alıp başından sonuna kadar kendimiz o yemeği yapmayı deneyimleyip sonuca ulaşmıyorsak yemeği yapmayı da öğrenmiş olmuyoruz.

İnsan, yaşamının hemen hemen her anında, birçok konuda sürekli olarak bilgi bombardımanına maruz kalır. Öyle bir çağdayız ki biz istemesek de etrafımızdaki bilgi yığının altında kalırız sürekli. Ancak, bu kadar bilgiye maruz kalmak bizim o konularda bir öğrenme yaşadığımız anlamına da gelmemektedir. Çünkü öğrenmeyi doğuran şey bilgiye sahip olmaktan değil onu kullanmaktan ve onu kullanarak tutum, davranış ve becerilerimizde kalıcı değişiklikler yaratmaktan gelmektedir. Dolayısıyla, bilgiye sahip olmak edilgen bir durum iken bilgiyi kullanmak etkin bir durumdur.

Milyonlarca insanın kişisel gelişim çabasından umdukları faydayı görememelerinin de ana sebebi işte tam da budur. Çünkü, kişisel olarak gelişmek isteyen kişiler gerçek bir kişisel keşif deneyimi yaşamadıkları gibi edindiklerini de sadece bir bilgi olarak zihinlerinde tutmaya devam etmektedirler. Fakat yapılması gereken aslında oldukça basittir, elde edilen bilgi muhakkak ki kişi tarafından kendi yaşamına uygulanmalıdır. Kişinin kendi yaşamına uygulamadığı hiçbir bilgi onun yaşamında kalıcı bir değişiklik yaratmayacaktır.

Onca kişisel gelişim çabasına rağmen hayatında hiçbir şeyin değişmediğinden, benzer; konu, olay, durum ve kişilerle yeniden ve yeniden karşılaşmalarından yakınan kişilerin ortak noktası daima aynıdır. Bu ortak nokta: Yaşadıkları kendi deneyimlerden, gözlemledikleri başkalarının deneyimlerden ve okuyarak ya da dinleyerek öğrendikleri bilgileri bir sonraki deneyimlerine yansıtmıyor oluşlarıdır.

Öğrenme, insanın her yeni; karar, seçim ve eyleminde öncekinden farkı bir tutum ve davranış benimsemesine bağlıdır. Aynı düşünce, karar, seçim ve eylemlerin tekrarlanmasından farklı sonuçlar beklemek ancak başlarda iyimserlik olarak adlandırılabilecektir. Kendisinden memnuniyetsizliğin bir sonucu olarak kişisel gelişim niyetiyle çabalayan herkesin ilk yapması gereken, her aşamada değişimi bir zorunluluk olarak kabul etmesidir. Çünkü, bu aynı zamanda da gelişimin değişimin bir sonucu olduğunu kabul etmek demektir. Değişime direnen birinin kişisel gelişim yolunda olumlu sonuçlar alacağını düşünmek ise yanlış olacaktır. Unutmamak gerekir ki gelişim değişimin bir sonucu olduğu gibi değişim de yeni ve farklı düşünce ve eylemlerin bir sonucudur.