Kocaeli Üniversitesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cüneyd Özkürkçügil'e uluslararası tıp kongresine katılmak için gideceği Kanada tarafından vize verilmedi.

Prof. Dr. Cüneyd Özkürkçügil, "Ülkemin içine düşürüldüğü bu durumdan dolayı çok üzgünüm, hiç hak etmediğimiz bu muamelenin bir cevabı olduğunu görmeden Allah bana ölüm nasip etmesin" diyerek tepkisini göstermiş.

Acaba "bu muameleyi hiç hak etmedik" mi?

Sayın Prof. Dr. Özkürkçügil herhalde Mahatma Gandhi'nin "Kendiniz ayaklar altına sermediğiniz sürece, kimse onurunuzu çiğneyemez!" sözünü biliyordur.

Ulusal onurumuz ayaklar altına serilmedi mi?
Vize verilmeyişinin sırrı bunlarda gizli işte.

Bakın Kanada'ya ülkemizi nasıl teslim ettik:
Kirazlı-Balaban'da altın araması için Tüprag Metal Madencilik San. ve Tic. A.Ş'ye 203 bin hektarlık alan tahsis edildi. Bu alan, Çanakkale ili ve Bayramiç ilçesi sınırları içindedir. Aladağ ve Kirazlı Orman İşletme şefliklerindeki sahanın tamamı kızılçam, karaçam, meşe türlerinden oluşan verimli ormanlık alanıdır. Firma, 13 bin ağaç kesildiğinden söz ederken, TEMA Vakfı ağaç sayısının 195 bin olduğunu belirtti..."


Kanada'da herhangi bir ağaçtan dal kopartın da göreyim sizi!

Başınıza nelerin gelebileceğini tahmin bile edemezsiniz.

Türkiye'de sadece bu bölgede sürgünden gelenler de hesaplandığında kesilen ağaç miktarı açıklanan 195 binin de çok üzerinde.

Kanada firmasını İzmir Efemçukuru ve Uşak Kışladağ altın madenlerinden de tanıyorsunuz.

Efemçukuru altın madeni nedeniyle İzmir'in içme suyunun yüzde 40'ının karşılandığı Tahtalı Barajı kanser yapıcı ağır metallere boğuluyor. Bu mahkeme kararları ile tespit edilmiş bir gerçekliktir.

"...İzmir 1. İdare Mahkemesinin verdiği kararla, bilim insanlarının yıllardır uyarısını yaptığı, Efemçukuru yöresindeki ağır metal kirliliğinin de başladığı kanıtlanmış oldu. Mahkemenin 16 Nisan 2015 günü verdiği kararda, keşif sırasında alınan örnekte, sülfür ve ağır metal grubundaki arsenik, kadmiyum, bakır, kurşun, mangan, nikel, selenyum, kükürt ve çinko elementlerinin olması gereken düzeyleri aştığı tespit edildi. Bu elementler içinde özellikle kadmiyum ve bakırın ÇED raporunda belirtilenin çok üstünde olduğu ifade edildi.
Mahkeme, kapasite artırımı ile madenin çevre için yaratacağı olumsuzluk ve risklerin daha da artacağını belirtilerek, ÇED raporunun iptal edilmesine karar verdi..."*

Mahkemenin bu kararına uyuldu mu? Hayır! Kanadalı şirket faaliyetlerini pervasızca ve yasadışı olarak sürdürmeye devam etmektedir.

Ayrıca bu şirketin web sayfasından, "Tüprag Metal Madencilik San. ve Tic. A.Ş., Eldorado Gold Corporation'ın Türkiye'de yüzde 100 katılımıyla oluşturulmuş olan uzantısıdır. Tüprag, Türkiye'de metalik maden aramaları ve işletmeciliği yapmak için 1986 yılında kurulmuş ve bugüne kadar aldığı yüzlerce maden arama ruhsatıyla arama faaliyetleri gerçekleştirmiştir." yazan satırlarını okuyabilirsiniz.

Ülkemiz bu şirketin altın üretiminden ne pay almaktadır dersiniz?

Son hesaplamalara göre Kanadalı şirket altın üretiminden elde ettiği gelirin yüzde 4,8'ini “devlet hakkı” olarak ödüyor, yüzde 95,2'sini 'ini de Kanada'ya götürüyor.

Evet, 10 Tonluk kayaçtan sadece 10 gram altın alınabiliyor. 10 Tondan 10 gram alınıyor! Geriye kalan, 10 tondan 10 gram eksik tehlikeli atık ve içme sularımızda, yeraltı, yerüstü sularımızda, ekosistemimizde... Besin zinciri ile de bedenlerimizde.

Devasa çukurlar, galeriler, tehlikeli atık ve kanser yapıcı ağır metal dağları sonsuza kadar yaşamları yok etmek üzere ülkemizde kalıyorlar.

Ekolojistler, çevreciler olarak mahkeme kapılarını çok aşındırdık.
Ancak AKP'li Çevre Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, şirketin bu faaliyetinin durdurulması halinde, Uluslararası Tahkim'de Türkiye'nin tazminata mahkum edilebileceğini söylemiş, Kanadalı şirketin altın üretimine göz yumulmuştur.

Hatta, Kanadalı şirketin önünü açmak için, sadece savaş zamanlarında uygulanan acil kamulaştırma şantajıyla köylülerin bağlarını, arazilerini şirkete satmaları gerçekleştirilmiştir.

Bu tür sömürge tipi madenciliği Türkiye'nin dört bir yanında görmekteyiz.

AKP iktidarları bu işler için vardır.

Evet, sizin devletiniz kendi Anayasa'sına, yasalarına, Mahkeme kararlarına ve vatandaşlarının yaşam haklarına saygı göstermiyor, Kanadalı şirketin çıkarları için onlarla iş birliği yapıyorsa Kanada size niye saygı göstersin ki?
Neden vize versin ki?

*Evrensel Gazetesi'nden yararlanılmıştır.