Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depreminde otuz beş kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı davasında karar çıktı. Şaşırdığımız bir sonuç değil yine.

Sorumlular ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşmaya devam edecek maalesef. Vicdanlarının sızlayıp sızlamayacağı ya da yaşamlarının ne kadar tadını çıkaracakları bizi ilgilendirmez elbette ama ölümlerine vesile oldukları her bir canın ardında bıraktıklarının ahları iki yakalarını bir araya getirmesin.

Dava sonrası Nurgül annenin kurduğu cümle içimizden geçip deprem dönemine götürüyor hepimizi. “Ben” diyor Nurgül Anne, “Ben çocuklarımı çöp poşetiyle toprağın altına koydum.” “Benim çocuklarım çöp müydü?” diye ekliyor. Şubat depreminde kaybettiklerimiz bir bir geçiyor gözümün önünden. Çığlıklar patlatıyor kulaklarımı. Yaşadıklarını bilerek tutulan nöbetler, cansız bedeni taşımak için aranan battaniyeler, yoklar, yoklar, yoklar…

Onca çığlık arasında bulunamayan ya da eksiklikler yüzünden diri diri gömdüklerimiz, bedenini bulduklarımız, bedenine hâlâ ulaşamadıklarımız, öldü saydıklarımız, bir gün gelecek diye yolunu gözlediklerimiz… Nurgül annenin dava sonrası gözyaşları üç yıl öncesine götürdü bizi.

Enkaz altında kalan adaletten başka adalete hızlı geçiş sağlamak sadece yazılarda geçerli efenim, o da izin verdikleri kadar. Yarın yazdıklarımdan herhangi biri incindiği için gözaltına alınabilir, tutuklanabilirim.

Fikrimizin özgürlüğünü, hukuk okuyan binlerce hukuk insanının avucuna bıraktık. Allah’a emanet, günü güne ekliyoruz.

Yazabileceğim o kadar güncel konu varken elim ayağıma girerek konudan konu seçmekte zorlanıyorsam adil bir ülkede yaşıyoruz demektir. Mesela babasının hâlâ peşini bırakmadığı Rabia Naz cinayetini yazabilirim elbette. Ya da Gülistan Doku cinayetinde zamanında ihmali bulunan kişilerden dem vurabilir, hafif incitebilirim yazdıklarımla. Buradan Rojin Kabaiş cinayetine girip orada boğulabilirim yazdıklarımla.

Yeter mi dersiniz? Yetmez elbette…

Nadira Kadirova cinayetine sadece harf ile geçiş yapabilir, Yeldana Kaharman için sadece iki cümleyi bir araya getirebilirim. İpek Er ise ismini yazmakla bile suç işleyebileceğim bir cinayet. Aleyna Çakır cinayeti var ki Müge Anlı bile, tıpkı Rabia Naz cinayeti gibi, sonuçlandırmadan başladığı gibi bitirmiş.

İsim isim yazarsak biz daha isimleri yazmadan şafak operasyonuna denk gelebiliriz elbette. Bazen katili bulmak zor, bazen de katili sormak… Arada derede yaşamaya devam etmek için ne sormaya ne de bulmaya bulaşmamak gerek. Biz sormaya devam edeceğiz…

Rojin Kabaiş’in katilleri nerede?

Gülistan Doku’nun katilleri nerede ve Gülistan Doku nerede?

Rabia Naz’ın katilleri nerede?