Muhalefet etmek demek iktidarın yaptıklarından memnun olmayanları örgütlemek demektir. İktidar ise yaptıklarını över, yapacaklarını abartır ve pozitif bilgilendirme ile kitlelerin tepki göstermesini önlemeye çalışır. İktidar elindeki devlet olanaklarıyla geniş kitlelere hızlı bilgilendirme yapabilir. İktidar ve muhalefet görüşlerini aktarmak için sivil toplum örgütlerinden destek alır. Medyayı da unutmamalıyız.

Siyaset kısaca böyle yapılıyor. İktidar ve muhalefetin bu konularda son 25 yılda yaptıklarını anımsarsak durum şöyle. İktidarın ilk yaklaşımları içinde medyayı kontrol altına almak vardı. Bir yandan havuz oluşturarak gazeteleri ve televizyonları, özellikle "muhalif" olanları yandaşlara satın aldırdılar. Medyanın bir kısmına el kondu, özelleştirme idaresi eliyle yandaşa aktarıldı. Muhalefet ise sınırlı sayıda televizyonu koruyabildi. Yayın organlarına, iktidar kadar olamasa da, kısmı destek verebildi.

İktidar "dezenformasyon" müdürlüğünü kurdu. İktidar aleyhine yapılan tepkilerin bir kısmını dezenformasyon olarak değerlendirilerek devlet ve özel televizyonlar aracılığı ile kamuoyuna aktarıldı. Bazı gazetelerin, 5-6 gazete manşetinin aynı olduğunu anımsarsınız Televizyonlar da öyle oldu. İşlem başarıyla devam ediyor.

Sivil toplum örgütlenmesi konusuna gelirsek; kamu görevi yaptığı iddia edilen büyük organizasyonların "başkanları" "ikna edildi". Odalar ve borsalar birliği, sanayi ve ticaret odaları birliği, esnaf ve sanatkârlar odaları birliği gibi örgütlerin yöneticilerine göz atarsanız büyük çoğunluğu on yıllardır aynı görevde ve iktidarı doğrudan ve dolaylı olarak destekliyorlar. Eleştiri olarak algılanacak sözlerinin zaten takipçisi de değiller.

İktidarın ve ittifak partilerinin gençliği örgütleme çalıştığı ve buralarda eğitim çalışması yaptıkları biliniyor. Bazı okulların ve üniversitelerin de amfitiyatro, toplantı salonu gibi altyapı desteği verdiğini basından okuyoruz.

Muhalefetin sivil toplum çalışmasında bazı partilerde gençlik örgütlenmesi var, ama CHP ve Yeni Partide yok. Yeni Parti Halkın Kurtuluşu Partisi gibi partilerin gençlerinden destek alabiliyor. Ancak CHP’nin gençlik örgütü olmadığı için havuzu da yok. Gençlik kolları da siyasal mücadele için değil, parti içi siyasal mücadele için kullanılmaya dönük yetiştirilmiş gibi gözüküyor. Oysa Ecevit’i iktidar yapan gençlik örgütleri arasında üniversitelerde, liselerde hatta bazı ortaokullarda Sosyal Demokrasi derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği etrafında gençler toplanıyor ve tavsiye edilen kitapları okuyorlardı. 12 Mart 1971 muhtırası ile gençlik federasyonları kapatılınca Halkçı Devrimci Gençlik Örgütleri kuruldu. Yetişkinler de Bilim Derneklerinde biraraya gelerek siyaset ürettiler. Şimdi kitleleri eyleme sürükleyen STK’lar olmadığı için, CHP’de de kitlesel harekette istenilen etkiye ulaşılamıyor. Yeni Parti zaten genel başkan mesajıyla hareket ediyor.

Parti liderlerine kişisel uyarı yapan, bilgi ve veri aktaran nitelikli insanlarımız var. Ancak liderler bu bilgileri kendi kütüphanesinde, uhdesinde tutuyor. Ülke ve dünya sorunları üzerinde çalışan gençler ve hocalar olmadığı için parti içinde veya sempatizanlar arasında bilgi ve bilinç yaygınlaşamıyor. Saptamalar ve uyarılar kamuoyuma yansıtılamıyor.

İşin püf noktası da burada: iktidarın günlük, haftalık eylemlerine karşı çıkan muhalefet, gerçekte iktidarı önümüzdeki yıllarda hangi projelerini hayata geçireceğini fark edemiyor.

Konu netleştiği zaman ise muhalefetin açısından iş işten geçmiş oluyor. Muhalefetin yapacağı hiçbir şey kalmıyor. Muhalefetin “bunlar ülkeyi idare edemez” diye iktidarın önünü açtılar, aradan 24 yıl geçti. Aynı durum Humeyni için de söylenmişti. Mollalar ithal gelen pirinci bile o zamanki nüfusa dağıtamazlar diyorlardı. Aradan 47 yıl geçti, mollalar iktidarda.

Halka uyuyor diye suçlama yapıp kendisini yüceltmeye çalışanlara bir sözüm var. Uyuyanlar halk değil, koltuk sevdalısı, 25-30 yıldır parlamentoda uyuyan partililer.

Muhalefet iktidarın yaptıklarını ve yapmadıklarını iyi analiz etmeli. Her eylemi ve gelişmeleri diyalektik açıdan incelemeli. Yoksa iktidarın kendisini uyuttuğunun farkına bile varmaz.

Uyutanları izlersek uyanık gözüken uyuyanları hemen görüyoruz.